Borsada Sürekli Yalpalaman Üzerine Bir Sohbet

Dostum, gel biraz, konuşalım. Sana anlatmam gereken önemli bir mevzu var.

Biliyorsun, borsa esasen bir mouse ve bir bilgisayar ile, ya da bazen sadece bir cep telefonuyla yapılan bir ticaret. Herhangi bir insana ihtiyacın yok. Sadece sen ve fiyat. En güzel yanlarından biri de bu. Oturup bir iki tıklamayla para kazanıyorsun, insansız. Ya da para kaybediyorsun, yine insansız.

Para kazanmanın da çeşitli yöntemleri var bu piyasada. Trader olabilirsin, uzun vadeci olabilirsin, temettücü olabilirsin vesaire.

Mesela, eğer kendine Trader diyorsan, aslında sen fiyat alıp satıyorsun. Aşağıdan alıp, daha yukarıdan satmaya, yukarıdan satıp, daha aşağıdan yerine koymaya çalışıyorsun.

Eğer sen orta-uzun vadeciysen, değer alıp satıyorsun. Şirketin fiyatının, hesaplamalarınla bulduğun yüksek değere ulaşmasını bekleyip, ulaştığında satıyorsun.

Eğer sen temettücüysen, bir elin parmaklarını geçmeyecek kalitede şirkete kalıcı yatırım yapıyor, temettüleriyle tekrar içeriyi besliyor, kümülatif büyümeyi hedefliyorsun.

Neresinden bakarsan bak, bir ticaret yapıyorsun, bir hacim döndürüyorsun, bir al-sat işlemi yapıyorsun.

Peki ya sen hiçbirisi değilsen veya aynı anda hepsi olmaya çalışıyorsan?

İşte sorun orada başlıyor dostum. Ve sana bir şey söyleyeyim mi, piyasada dolaşan çoğu kişi ne yazık ki aynı bu halde, belki bu satırları okuyan sen bile.

Haksız mıyım?

Bir sabah uyanıyorsun, seans açılıyor, “gün içi hiç işlem yapmayacağım, kapanışı bekleyeceğim” diye plan yapmana rağmen, hemen elindeki hisseyi satıp, güne daha hızlı başlayan bir başka hisseyi alıyorsun.

Ya da, hiç stop olmaman gereken, sakin kalman gereken yerde panikle stop oluyorsun, likiditeye yem oluyorsun.

Sonra Twitter’da bir scalper görüyorsun, sana kazançlı işlemlerini paylaşıyor, aklın gidiyor, bir sabah, “biraz scalp yapayım” diye hikayeye başlıyorsun, ama ne take profit koyuyorsun işleme, ne stop loss.

Sonra, scalper olarak başladığın güne bir bakıyorsun, elinde stop loss’unun çok altına düşmüş, sana ciddi para kaybettirmiş ve kaybettirme ihtimali halen olan pozisyonlarla devam ediyorsun.

Sonra akşam bu zararla baş başa kalıp, biraz Twitter geziyorsun. Bir bakıyorsun biri “temettülerim yattı” diyor, yüksek kazançlarını ve yüksek temettüsünü gösteriyor. Aniden, detayını düşünmeden, kafa yormadan, diyorsun ki, “bu iş bana göre değil herhalde, ben en iyisi temettücü olayım”.

Başlıyorsun aylık hisse biriktirmeye. Bir ay, üç ay, beş ay derken, bir kriz geliyor, feci düşüyor kağıtlar. Diyorsun ki “abi geride kaldık ya, enflasyona yenildik, üstelik bir sürü de fırsat kaçtı, bu temettücülük de bana göre değilmiş”. Birden satıyorsun tüm kağıtları. Hop, dön baba dönelim, en başa.

Sonra yine Twitter’da biri bilanço okumayla daha kimsenin yakalayamadığı harika bir hisse bulmuş, dev kazanmış, onu anlatıyor. Etkileniyorsun.

Sonra bilanço okumaya karar veriyorsun, temel analiz öğrenmeye karar verip, orta vade değer yatırımı yapmak, ten-bagger yakalamak filan istiyorsun. Ona başlıyorsun. Sabırsızlığından bu da yarım kalıyor.

Her bir yemekten az biraz tadıyorsun, haliyle doymuyorsun, yemek yemekten zevk almıyorsun, üstelik miden ağrıyor.

Sonra yine başkalarının etkisinde kalıp, yarım yamalak başka şeyler deneyip, başka başarısızlıklarla tanışıyorsun, yine keyfin kaçıyor, “yok yok, ben bu işi gerçekten yapamayacağım herhalde” deyip özgüveninle kavga ediyorsun, loser bir kafa yapısına bürünüyorsun, belki hayatının diğer kısmı da etkileniyor.

Aslında yapman gereken şey basitken, kulağı tersten gösteriyorsun, dışarıdan fazla etkileniyorsun, kendi kendinle baş başa kalmıyorsun.

Özetle dostum, aslında senin Borsada kimseyi fazla takmadan, kimseye fazla öykünmeden, kimsenin kazancını kıskanmadan, kimsenin kaybına sevinmeden, mutlaka bir sistemle, disiplin içerisinde, bazen çok, bazen az ama sürdürülebilir kazanarak kümülatif büyümen gerekli. Fazla kafanı bulandırmaman gerekli.

Yok o çok kazanmış, yok o az kazanmış, halka arzdan parayı vurmuşlar, fonlar daha iyi kazandırıyormuş, keşke alıp bekleseymişim, o böyleymiş, şu şöyleymiş, adam deli gibi temettü almış, bu scalpdan acayip para yapmış vesaire. Bunları söyleye söyleye o yola giriyorsun, yol bitmeden geri dönüyorsun, zamanın gidiyor, söylendiğinle kalıyorsun.

Halbuki, söylenmenin faydası yoktur. Zararı çoktur.

Dur, sorun varsa tespit et, çözüm düşün, uygula.

Unutma:

Türkiye’nin de, borsasının da çok bileni bitmez. Kimi küçük beyniyle teknik analizi küçümser, kimi küçük beyniyle temel analizi küçümser. Kimi day trading ile dalga geçer, kimi temettücüleri alaya alır.

Eğer bunlara kulak verirsen, her ay fikrin değişir. Kazanamazsın.

Bir gün scalp yapar, diğer gün temettü hissesi biriktirirsin.

Saçmalarsın.

Yavaş yavaş öğren, kendini tanı, alanını seç, sistemi kur ve hızlıca pes etme, yeter.

İster Trader ol, ister yatırımcı, ister scalper, ister swing trader, ister değer yatırımcısı. Hiç fark etmez. Bu piyasada herkese para vardır. Sadece bir gruba para yoktur, kim biliyor musun? Aynı senin gibi, sürekli sistem değiştiren, sürekli aklı başkalarında kalan, sürekli otobüs değiştiren gruba para yoktur.

Diğerlerini dinleme. Kafanı karıştırma.

Dostum, diğerleri cehennemdir.

Çözüm her zaman olduğu gibi, yine sendedir. Mevzunun üzerinde senin düşünmen gerekir. Ancak gerçek de şudur, insanoğlunun düşünmek denen bu asıl işten kaçmak için yapmayacağı şey yoktur.

Sen bu işten kaçma, canım kardeşim.

Print Friendly, PDF & Email
Yazılarımı Aşağıdaki Butonları Kullanarak Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz:

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

One Comment on “Borsada Sürekli Yalpalaman Üzerine Bir Sohbet”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir