Temettü Yatırımcılığı mı Traderlık mı?

%title

Herkese merhabalar dostlar. Yeni bir yazı ile karşınızdayım. Bu yazıda size Temettü Yatırımcılığından ve bir Swing Trader – Price Action Trader olarak bu mevzuya nasıl baktığımdan bahsedeceğim. Yazı uzun mu olur, kısa mı olur, temettü yatırımcılığı ve Traderlık arasındaki ilişkide aklınızdaki soruları cevaplayabilir miyim bilmiyorum ama deneyeceğim.

Beni az çok takip ediyorsanız, yıllarımı Trading konusuna verdiğimi ve kendimi bu konuda sürekli geliştirme çabası içerisinde olduğumu biliyorsunuz. Çeşitli denemeler sonunda kendimi Swing Trade tarzında, Price Action ile ilerleyen bir Trader olarak buldum, son 5-6 senedir de bu patikada ilerliyorum.

12 yıl önce finansal piyasalara adımımı attığım ilk günden beri, Temettü Yatırımcılığına ve Uzun Vadeciliğe biraz mesafeliydim. Scalping ve Day Traderlık dönemlerimde uzun süren bir losing streak (kayıp serisi) sonrası, “acaba trading işi bana göre olmayabilir mi, temettü yatırımcılığı yapsam, azıcık aşım, ağrısız başım şeklinde ileresem veya uzun vadeli tenbagger potansiyelli (tenbagger: kısa sürede değerini 10’a katlayan, genelde küçük ve keşfedilmemiş şirketlere yatırım) küçük şirket mi arasam” diye düşünmedim değil. Ancak geriye dönüp bakınca, o dönemleri “kimlik bulma çabaları içerisindeki anlık bunalımlar” olarak görüyorum şu anda. Tabi bunda, kendime uygun trade tarzını ve teknik yaklaşımı bulmamın da etkisi var.

Dolayısıyla, finansal piyasalardaki hayatımın çok büyük bir kısmında, temettü yatırımcılığına ve uzun vadeli yatırıma çok mantıklı bakmadım çünkü temettü yatırımcılığında sabredek beklediğim o vadede, aynı parayı trade ederek 3-4 kez döndürüp daha fazla büyütme imkanını mümkün görüyordum. Benim senaryoda öyle de oldu, parayı büyüttüm. Kasa da belli bir miktarı geçtikten sonra artık ara ara dışarı alıp temettü yatırımına, gayrimenkule, arsaya yönlendirmeye başladım. Son 1 yılın hikayesi bu, çok değil.

Trade ile kazandığım paranın bir kısmını dışarı çekmemin bir kaç nedeni var. En önemlisi artık artan paranın trade edilemez hale gelmesi. Tahtalara giriş, çıkış, özellikle VİOP sığlığında bunu yapabilmek gittikçe zorlaşmaya başladı. Dikkat çeker hale geldim. Girerken slipaj, çıkarken slipaj yer hale geldim. Hal böyle olunca, parayı daha “trade edilebilir” kıvama getirmek için dışarıya birazını çıkartmak şart oldu. Bunu da gayrimenkule, altına, dolara eşit şekilde dağıttım/dağıtıyorum.

Trade ile kazanılan paranın dışarı çıkartılması gerekliliğinin bir başka nedeni de, hayatımıza son dönemlerde katılan iki atom karınca. Çınar ve Ada. İki çocuk babası olarak, ister istemez hayata bakış açın değişiyor ve hayatının ve mücadelenin bir kısmını Çınar ve Ada’ya daha garanti, daha temiz bir hayata sahip olma çabasına ayırıyorsun. İşte bu vesileyle, Çınar ve Ada için, babalık duygularıyla korumacı ve sabit gelirli bir temettü portföyü yapmak daha mantıklı gelmeye başladı son zamanlarda. Çünkü onların benim gibi, bu piyasada trade ederek para kazanacaklarından veya bunu isteyeceklerinden emin değilim.

Özetle, eğer siz de kendinize “traderlık bir tarafta, temettü yatırımcılığı/uzun vadecilik diğer tarafta, hangisi hangisini besler, hangisine ilk önce başlamalıyım, hangisine başlamasam daha iyi olur” gibi sorular soruyorsanız, benim cevabım belli: Ben (eğer bu yetkinlik varsa ve kazanıldıysa) trade ederek çok daha hızlı kasanın büyütülebileceğini biliyor, buna inanıyor ve böyle düşünüyorum. O yüzden, ilk etapta trade’de uzmanlaşıp, kasayı kümülatif büyütüp, kasa belli bir büyüklüğe gelince kazanılan paranın dışarı çıkartılıp yan yatırım araçlarına dağıtılması taraftarıyım.

Traderlık Zahmetli ama Daha Çok Kazanç Vaadediyor

Ancak buradaki en kilit şey, yukarıdaki cümlede parantez içindeki mevzu. “bu yetkinlik varsa ve kazanıldıysa”. Çünkü eğer bu trade işine yeterince zaman ve efor ayırmazsanız, dip toplamda elinizdeki paradan da oluyorsunuz ve dönüp “keşke bu parayı trade ederek kaybedeceğime temettü yatırımcılığına yatırsaydım” diyorsunuz. Burada kağıt üzerinde haklı gibi gözükseniz de, aslında siz “yeterince efor vermediniz”.

Eğer Trading işine iyi zaman ayırıp, mevzuyu çözüp, yavaş yavaş ilerlerseniz, belli bir süre sonra (bence 1.5-2 yıl), trade ederek çok iyi paralar kazanır hale geliyorsunuz. Böylece bu Trading işinden kazandığınız maddi katma değeri diğer yatırım araçlarına ayırma fırsatınız oluyor.

Ancak çoğu kişi bu 2 yılı kendine ve trade işine vermiyor, çok çabuk demoralize oluyor, psikolojisini yönetemiyor ve pes ediyor. Eğer böyle bir ihtimal varsa, yol yakınken temettü yatırımcılığına yönelmek daha mantıklı tabi ki.

O yüzden kişi önce kendine bakmalı. “çabuk mu pes ederim yoksa sonuna kadar gider miyim? dayanıklı mıyım yoksa narin mi? psikolojimi yönetebilecek kadar güçlü müyüm yoksa değil miyim? bu işe gerekli zamanı verecek miyim, yoksa veremeyecek miyim? buna dış ve iç ortamım müsait mi, değil mi?”

Bu tarz onlarca soruyla kişi kendini keşfetmeli.

Ben doğası gereği çok ısrarcı, inatçı, pes etmeyen, düşünce kalkan biriyim (bunu övünmek için söylemiyorum, dibi gördüğüm ve en dipten geri kalkabildiğim için, her dipten yine kalkabileceğimi biliyorum), o yüzden pes etmedim, 2 kere battım, ilk kazançlı yılım 4. yılımdı. Şimdi geldiğim durum da ortada, az çok biliyorsunuz. Ancak herkes böyle olmak zorunda değil. Trading işinde eğer 2. yılda pes edeceksen, tabi ki temettü yatırımcılığı daha mantıklı. Çünkü temettü yatırımcılığında senden beklenen katma değer, çaba, yetkinlik, yetenek yok.

Temettü Yatırımcılığı Zahmetsiz ama Daha Az Kazanç Vaadediyor

Temettü yatırımcılığında belirli hisseleri her ay alıyorsun işte. Annenin gram altın alması gibi bir şey. Bunda gerekli sabrı göstermek dışında nasıl bir yetkinlik olabilir?

Ancak şunu da belirtmeli: her başarı yetkinlik de gerektirmiyor, annelerin gram altın portföyü belki trade’e çabalayan her 100 kişinin 90’ından daha iyi performans gösterdi uzun vadede. Ama zaten trade’in başarı oranı da 100’de 10 civarı. Yani, geri kalan 90 kişi bir şekilde eleniyor. ya pes ediyor, ya çözemiyor, ya sabredemiyor, ya çalışmayı bilmiyor, ya düşüyor kalkamıyor vesaire. Ama kalan 100’de 10’a baktığında, benimki gibi bir hikaye doğuyor.

Temettü Yatırımcılığı
Temettü Yatırımcılığı

Yani, sen bu hikayeyi yazabileceksen, trade’de devam et. Çünkü yazdığın bu temel hikaye senin ana gelir kaynağın oluyor ve kazancının fazlasıyla temettü portföyünden gayrimenkule kadar bir sürü ek yatırım yapabiliyorsun. Yok sen bu hikayeyi Yazamayacaksan, temettü portföyü biriktirmek çabasız, sorunsuz, sıkıntısız bir iş. Her ay alım tuşuna basman yeterli. Karşılığı 3-4 sene sonra belki geliyor ama geldiği zaman da iyi geliyor. Trade ederek kazandığın para kadar kazanamasan da, ortalamanın üstünde kazanırsın. Karar sizlerin dostlar.

Konuyu kapatmadan şundan da bahsedeyim. Her konuda olduğu gibi Türk insanımız bu konuda da çok heyecanlı, aceleci ve hızlı karar alıyor. Bu çoğu zaman iyi bir özellik olsa da bazen yanlış. Mesela X biri, bir arkadaşının trade başarısını görüp ve hatta tek bir pozisyonda sallıyorum %20 para kazandığını görüp trade etmeye heveslenip hemen aracı kurumda hesap açıp fonluyor ve işlem yapmaya başlıyor.

Yahu kardeşim, sen kimsin, aynada kendine baktın mı, bir kapalı odada kağıt kalem kendinle yalnız kaldın mı, belki trade’e yatkın bir karakterin yok, belki senin en iyi yapacağın iş aydan aya gram altın almak (küçümsemek için söylemiyorum).

Veya trade’e girdin, hemen scalp ile, day trade ile başlamak da saçma. Sen belki swing tradersın, kapanıştan kapanışa yetecek. öteki türlü adrenalin oluyor, heyecan oluyor, yanlış kararlar veriyorsun vesaire.

Yani özetle, hayatın hiçbir alanında, karar alabilmek için gerekli eforu ve çabayı göstermiyoruz. kararı alıp, gerisini yolda düşünüyoruz. Eski şirketimde Alman müdürüm bana Türk milletinin bu özelliğinin özel sektör rekabetinde harika bir özellik olduğunu söylüyordu, gerçekten de öyle. Türk’e bir işi ver, adam plansız programsız hızlıca yapar. bir iki sıçar batırır, düşer kalkar ama o iş hallolur. Ancak Alman, işi yapmadan önce işten çok daha fazla düşünüyor.

Hani Lincoln’ün bir sözü var ya: “Give me six hours to chop down a tree and I will spend the first four sharpening the axe” / “bana bir ağacı kesmek için 6 saat verdilerse, ilk 4’ünde baltamı bilerim”. Biz öyle değiliz, biz direk kör baltayla dalıyoruz. Çok daha fazla efor harcıyoruz ve 6 saat sonunda kör baltanın ağacı kesmeme ihtimali de var.

Yani dostlarım özetle, tüm mevzu Edison’un şu cümlesine dönüyor: “İnsanoğlunun, düşünmek denen hakiki çalışmadan kaçmak için bulamayacağı hiçbir bahane yoktur.” Çoğu kişi, hayatının üzerine düşünmekten hep ve sürekli kaçtığı için, rastgele yaşıyor bu hayatı. Rastgele bir şekilde trade’e giriyor, başarısız olup çıkıyor, rastgele bir şekilde temettü kağıdı toplamaya başlıyor, ilk %20 düşüşte onları da satıp yine rastgele bir şekilde “en iyisi altın toplayayım ben” diyor.

Özetin özeti, finansal piyasalarda onlarca doğru var, ancak sadece tek bir tane SEN varsın. Önce kendini tanı, sonra finansal piyasalara gel ve en çok sevdiğin doğruyu bul ve ilerle. Doğruyu bulma işini finansal piyasalara verirsen, sana hizmet bedeli keser, cebindeki paradan da olursun. Görüşmek üzere.

Print Friendly, PDF & Email
Yazılarımı Aşağıdaki Butonları Kullanarak Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz:

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

5 Comments on “Temettü Yatırımcılığı mı Traderlık mı?”

  1. Yine harika bir yazı olmuş. Kıssaden hisselerimizi aldık sayfayı kapadık. Klavyenize sağlık.
    Uzun vade borsa yatırımınızda da hangi hisseleri ve neden seçtiğinizi anlatan bir yazı bekliyoruz;-)

  2. merhaba bundan on sene once 1-2 yıl boyunca 100-150 tl lik petkim aldım oğlum için toplamda 1500 lot var hala duruyor..
    hesap uaptım altın biriktirsem daha karlıymışım

  3. Merhabalar hocam.
    Hocam peki bizler kendimizi nasıl test edebiliriz hangi trade veya hangi yatırım modeli için uygun olup olmadığımızı nasıl belirleriz. Hangi soruları sormalıyız kendimize.
    Saygılar hocam.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.