Bir Borsa Ustasından Öğrendiklerim – 2

Arkadaşlar selamlar. Bugün (25.04.2019 ) borsa’da güzel bir gün olmadı, malum, düşmeyen hisse yok gibi. Ancak demiştim ya, finansal piyasalar belli dalgalar ve kalıplar halinde devam eden büyük yapılar. Şu an düşüş dalgasındayız. Bu düşüş dalgasına karşı yüzmeye çalışmak zor bir zanaat. O yüzden yapılacak en iyi iş, eğer dalgaya denizde yakalanmadıysanız, plajda oturup dalgaları, girdapları, kalıpları ve bunları şekillendiren yatırımcı psikolojisini çözmeye çalışmak.

Ben bu öğrenme sürecinize elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum. Biliyorsunuz, yaklaşık iki hafta önce “Bir Borsa Ustasından Öğrendiklerim” serisinde sizlere bu işi bana öğreten, doğru yolu gösteren bir Borsa Ustasından, Sadi abi’den bahsetmiştim.

Eğer bu yazıyı okumadıysanız, devam etmeden önce mutlaka aşağıdaki linke tıklayarak okuyun. http://borsaninizinden.com/bir-borsa-ustasindan-ogrendiklerim/ Yazının bayağı yararlı olduğunu düşünüyorum, okumadan devam etmek bazı şeyleri yarım öğrenmenize yol açabilir.

Sadi abi sağolsun benden daha ünlü oldu, çok sevildi, DM’den, mailden, websitesi üzerinden yazının devamı soruldu. Ben de bu yazıyı bir seri haline getirme kararı verdim. Bu zincirde size Sadi abiden öğrendiklerimi paylaşmaya devam edeceğim.

Bir önceki yazıyı okuyanlar sezmiştir, Sadi abi ile tanıştığımda, onun bilgisini ve tecrübesini küçümsemesem bile, kendimi ondan daha üste konumluyordum. Ne de olsa çalıştığımız alanda o alaylı, ben mektepliydim. Üniversite mezunuydum. İnternet çağında doğmuştum, excel’de şov yapıyor, photoshop’ta harikalar yaratıyordum. Bilgisayarla aram çok iyiydi. Ben Y kuşağı, o X kuşağıydı. Ne yazık ki her gencin girdiği “üstünlük taslama” veya “bir önceki kuşağı hafife alma” hatasına düşmüştüm.

Bu hatayı borsa’da ve teknik analizde de bir süre sürdürdüm. O eski usül, kağıt-kalem kullanırdı, ben hisselrele ilgili notlarımı evernote ile tutardım. O teknik analizin fiyat hareketleriyle, mumlarıyla ilgilenirdi, ben Fibo yayları, Gann’lar, Pitchforklar peşinde koşardım. Zannederdim ki Gann’ları çözünce, Pitchforkları çalıştırınca, Fibo Time Lapse’i grafiğe atınca olay biter. Zannederdim ki ekranım ne kadar kalabalık olursa, o kadar iyi kazanırım. Zannederdim ki kimsenin bilmediği teknikleri öğrenince zengin olacağım.

Sonra bir gün, beraber geçirdiğimiz ve beni aydınlatan ilk konuşmasından yaklaşık 3-4 hafta sonra mesaiye kaldık. Mesai tahminimizden erken bitti, “gel” dedi, “açalım bir grafik, beraber yorumlayalım”. “Tamam abi” dedim. “Harika olur”.

Ben tabi öğrendiğim yeni teknikleri göstermek için can atıyorum, Pitchforklar, Time Lapse’lar, Elliott Triple Waves’ler kafamda uçuşuyor. Ha sanmayın ki hepsini biliyorum, hepsinden bölük pörçük okumuşum bir şeyler, ancak özgüvenim tavan.

Açtık bir grafiği, yanlış hatırlamıyorsam #tuprs idi. Ben kendimce çiziyorum bir şeyler, aşağıdan yukarı fibo time lapse atıyorum, 5 dalgalı Elliot çiziyorum, “bak abi burada Wolfe var” diyorum ama Wolfe Wolfe değil filan.

Bir ara ekranım aşağıdaki gibi, hatta daha kalabalık oldu. Hala anlatıyorum bir şeyler. Sadi abi durdu, durdu, hafif güldü, “olm sen manyak mısın, bu nasıl grafik, fiyat nerede, mumlar nerede, burada insan önünü göremez, saçmalama” dedi.

Ben ona bakıyorum, o bana bakıyor. Gülüşü iyice arttı, kahkahaya döndü. Bir yandan beni kırmak istemiyor ancak gülmeyi de durduramıyor. Sonra kendini toparladı, “bak” dedi, “sana bir grafik paylaşacağım, önce şuna bak.” Ve aşağıdaki grafiği gösterdi.

“Sen” dedi, “sence bu grafiğin neresindesin birader?”. Ben grafiğe baktım, ilk başta anlamadım. Sonra yavaş yavaş çözdüm. Ne anlatmaya çalıştığını da dakikasında anladım. “Abi” dedim, “ben kendime not vermeyeyim, sen söyle, neresindeyim?”

“Sen” dedi, “bu grafiğin şu an ‘çok kolaymış ya bu, dipten al, tepeden sat’ kısmındasın. Özgüvenin çok çok yüksek, bilgin çok çok düşük. Heveslisin, isteklisin, yetkinsin, ancak bir şeyler öğrenmek için özgüven duvarını aşman gerek, egonu yenmen gerek. Çünkü gereksiz ego ve bilgisiz özgüven senin en büyük düşmanın. Önce hiç bir şeyi bilmediğini kabul edeceksin. Bunu kabul edeceksin ki sıfırdan başlayasın. Eğer ‘ben biliyorum ya bunu’ dersen, direkt harmoniklerden, direkt Fibo Time Lapse’dan girersin”

“Seni 10 yaşında alsak, Matematik Mühendisliği 4. Sınıfa koysak, bir şey anlar mısın? Hayır, anlamazsın. Çünkü temel matematiğin eksik olur, kafan basmaz, kafan almaz. Şu yaptığın da aynı şey. Sen fiyatı, tahtayı, grafiği anlamadan grafiğe pitchfork çiziyorsun, Gann atıyorsun, bu böyle olmaz”

“Önce tertemiz ekran aç, mumları koy, bir bak bakalım neresi dip, neresi tepe, neresi ara direnç. Bu hissenin kanalı neresi, hangi bant aralığında gidip geliyor. Trendi aşağı mı yukarı mı, mumların gövdesi nerede, gölgesi nerede. Sıfırdan başla, adım adım git. Risk alma, küçük paralarla işlem yap. Eğer böyle yaparsan anlayacaksın ki bu iş kolay değil. Hatta belki borsayla uğraşmaya başlayan her 10 amatörden 8’i gibi “yapamayacağım sanırım” noktasında bırakacaksın bu işi”

“Ancak unutma, sadece devam edenler kazanır. 10.000 saat kuralı diye bir şey var. Bir şeyin uzmanı olman için en az 10.000 saat o konuyla ilgili çalışman gerek der Malcolm Gladwell. Bıkma, usanma, sürekli dene, başarısız olduğunu kabul et, yeni yöntemler geliştir, farklı şeyler yap.”

“Ben hiç bir insan evladı görmedim ki, kafasına taktığı şeye gereken önemi, değeri, zamanı verip de o konuda başarılı olmasın. Ancak tekrar söylüyorum, bir insanın ilerlemesindeki en büyük engel gereksiz ego ve bilgisiz özgüvendir.”

“Çünkü bunlar insanı ‘ben her şeyi biliyorum ya’ hatasına düşürür. Borsa bu hatayı affetmez, tam ‘dalganın üzerindeyim, sörf yapıyorum’ derken kendini dipte boğulurken bulursun. Paranın şakası olmaz. Şimdi bu söylediklerimi düşün, sonra üzerinde konuşalım”.

Sadi abi bunları söyledikten sonra artık grafik çalışmanın bir anlamı yoktu, bilgisayarları kapattık evlere dağıldık. Ben Sadi abinin söylediklerini uzun süre düşündüm. Üzerimden o kibri, egoyu, bilgisiz özgüveni atmaya çalıştım. Her şeye sıfırdan başladım. İlk öğrendiğim şeyler mumlardı. “Mumları çözersen onlar sana bayağı bir şey anlatır İbrahim” derdi. Gerçekten de öyle oldu. Şimdi en çok kullandığım teknik analiz aracı mumlar. Tabi ki diğer bildiklerimle de destekliyorum.

Sadi abi’nin yukarıda dediklerinin üstüne bir şey söylemek olmaz, ancak şunu unutmayın, ne zaman ki “ben bu işi çözdüm” dersiniz, düşüşünüz o zaman başlar. Çünkü o cümle özgüveni, özgüven kibri, kibir egoyu, ego hatayı doğrur. Çalışacağız, başka bir çıkar yolu yok.

Evet arkadaşlar, bu yazının da sonuna geldik. Uzun oldu bayağı, ancak güzel ve yararlı olduğunu düşünüyorum. Yazdıklarımın üzerinde lütfen düşünün, hepsinde yaşanmış tecrübeler var. En güzel tecrübe bedel ödenmeden alınan tecrübedir. Selamlar, iyi akşamlar.

Print Friendly, PDF & Email

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir