Şimdiki Aklım Olsa 10 Yıl Önce Trading’e Nasıl Başlardım? – Yazı 2

Dostlar selam. “Şimdiki Aklım Olsa” yazısı çok okundu, çok güzel mesajlar aldım. Hepinize çok teşekkürler. Başlamadan önce ricam: bu yazıyı RT ve FAV ile desteklerseniz, ailemizin büyümesine katkı sağlamış olursunuz. Desteklemezseniz, canınız sağolsun 🙂 Haydi başlayalım. Öncelikle, sadece bu yazıyla değil, biliyorsunuz, sitenin içerisindeki her yazıyla sizlere bir şeyler katmaya çalışıyorum ve başarılı olduğumu da düşünüyorum. En azından her gün atılan onlarca DM bana bu konuda çok iyi yol katettiğimi gösteriyor. Bunlar için çok teşekkürler

İlk yazıda, sonlara doğru, bu yazının devamının da olacağını, ikinci yazıyı da yazıp sizlerle paylaşacağımı belirtmiştim. Çünkü bu konuda yazacak o kadar çok şey var ki, tek bir yazıya sığdıramadım. Sığdırmaya çalıştığım zaman ise yazı çok uzun olacaktı. Ben de yazıyı ikiye bölmeye karar vermiştim. İşte bugün, ikinci yazının sırası. Devam etmeden önce, eğer ilk yazıyı okumadıysanız, aşağıdaki linke tıklayarak önce onu okumalısınız ki okuduğunuz yazıda bir bütünlük sağlayabilin. Evet, başlıyorum.

Şimdiki aklım olsaydı, ekrana onlarca indikatör, onlarca osilatör, onlarca gereksiz detay atmak yerine, dünyanın en basit grafiğiyle birlikte sadece ve sadece fiyata odaklanır, fiyatın dili olan mumları anlamaya çalışırdım. En temelinde aslında bize lazım olan 4 şey var: varlığın açılış fiyatı, kapanış fiyatı, periyod içerisinde gördüğü en yüksek fiyat ve gördüğü en düşük fiyat. Yani, fiyat, fiyat, fiyat. İnanın başka bir şeye çok ihtiyacınız yok. Benim bunu anlamam 3-4 yılımı aldı.

Şimdiki aklım olsaydı, büyük hayaller kurup bu hayalleri gerçekleştirebilmek için yönetilemez riskler almazdım. En büyük darbeyi, zamansız hayallerimden yedim. Amacıma yavaş yavaş, kontrollü bir şekilde ilerler, gerçekli olur, ayaklarımın her daim yere basmasını sağlardım. Piyasa öyle bir şey ki, ayaklarınızın yerden koptuğunu görünce sizi ittirerek tüm vücudunuzu yere seriyor. Siz kalkana kadar da üstünüzde tepiniyor. “Bu ay 100.000 liramı 130.000 yaptım, o zaman 500.000 lirayla gireyim” demeyin. Bu kara deliğe attığınız ilk adımdır.

Şimdiki aklım olsaydı, sessiz sakin bir odada 2-3 saat, sadece bir kağıt ve kalemle oturur, kendimle ilgili notlar alırdım. Ben kimim, heyecanlı mıyım, mutlu muyum, sabırsız mıyım, hantal mıyım, soğukkanlı mıyım, panik miyim? Bunları yazarak kendimi tanımaya çalışır, piyasada trade ederken hangi rolü üstleneceğimi iyi seçerdim. Çok hızlı, acımasız ve soğukkanlı bir Day Trader mı olacağım, sakince kapanışı bekleyen ve işini temiz halleden bir Swing Trader mı?

Şunu unutmayın, kendinizle ilgili probleminizi çözmeden, piyasayla ilgili probleminizi çözemezsiniz. Ben bu kendimle baş başa kalma ve tanıma olayını üst üste yaşadığım bir kayıp serisi (losing-streak dedikleri) sonunda yaptım ve inanılmaz yararını gördüm. Öneriyorum.

Şimdiki aklım olsaydı, tüm TV’leri kapatır, tüm haberleri izlemeyi bırakır, tüm KAP bildirimlerini göz ardı eder, şirket ne yapıyor, hizmeti nedir, yatırımları nelerdir hiç takip etmezdim. Sadece ve sadece FİYATA odaklanırdım. Çünkü “show me the charts, I’ll tell you the news”

Şimdiki aklım olsaydı, Piyasayla savaşmaz, ona güvenir, onu sever ve aynı zamanda ondan korkardım. Eğer bir üst akıl, bir dış güç arıyorsam bu sadece ve sadece Piyasa olmalı. Piyasa her şeyi bilir, kim ne hak ediyorsa parayı ona göre dağıtır, hak etmeyenden geri alır.

Şimdiki aklım olsaydı, “benden alan da kazansın” / “kar cebe yakışır” tarzı, kazancı kısıtlayan, trendi sürmeyi engelleyen, hızlı koşan attan erken indiren cümlelerin hepsini lugatımdan silerdim. Borsa’da uzun vadede başarılı olmanın tek yolu, attan olabildiğince inmemektir. Yani aslında amacımız çok basit, kazancın üzerinde olabildiğince uzun oturmak, zararı olabildiğince kısa kesmek. Yukarıdaki sakıncalı cümleler, siz isteseniz de istemeseniz de, bilinçaltınıza yerleşiyor ve %50’ye giden kağıdı %5’te satıyorsunuz. #ACSEL‘de %145’imi hatırlayın!

Şimdiki aklım olsaydı, bankalarla çalışmazdım. Benim gibi tasarrufa önem veren biri bile, ilk 2 yıl bankayla çalıştı. Bankaya binde 2 komisyon verdim. Aylık 200.000bin hacim ile, ayda 400 lira, yılda 10.000TL’ye yakın parayı bankaya kendi ellerimle verdim. Halbuki aracı kurumla çalışsaydım, onbinde 5 komisyonla 7.500TL cepteydi. Bu parayla tüm ailenize 50 kere mangal yapabilirsiniz. Aracı kurumlarla ilgili bir zincir yapacağım ancak bir türlü fırsat bulamadım. Ben detayları yazana kadar Google’a sorun veya bana DM atın.

Şimdiki aklım olsaydı, kesinlikle FOMO’ya kapılmaz, yükselen her dalgaya katılmaya çalışmaz, her harekete dahil olmak için panik olmazdım. Yükselen yükselsin, sizsiz yükseliyorsa, vardır mutlaka bir hikmeti. Onlarca fırsat, onlarca varlık var. Araştırmaya ve çalışmaya devam!

Şimdiki aklım olsaydı, çevremi tamamen olumlu ve mutlu (en azından olumlu ve mutlu olmaya ÇABA GÖSTEREN) insanlardan oluştururdum. Toksik insanlar, siz her ne kadar ilişkiyi kurtarmaya ve onu değiştirmeye çalışsanız da, değişmesi çok zor insanlardır. Kişi değişimi kendi istemedikten sonra, değişim ihtiyacını kendi fark etmedikten sonra dışarıdan bir etkiyle ne yazık ki çok zor değişir. Dolayısıyla, eğer birisi toksikse, mutsuzsa, olumsuzsa; ondan uzak durmanız sizin için en iyi opsiyondur. Bu dünyaya dert çekmeye gelmedik.

Şimdiki aklım olsaydı, sinirli, agresif ve mutsuz geçirdiğim her dakikanın, mutluluğumdan ve motivasyonumdan çalan bir dakika olduğunu erken fark ederdim. Nereden geldiğimi hiç unutmaz, nereye gitmek istediğimi hep hatırlardım. Kendimi hep canlı tutardım. Eveeeet dostlar, hızlı başladık, hızlı bitti yine. İkinci yazımı da paylaşmış oldum. Bu seride biraz daha detaya ve derine indim. Yararlı olduğunu düşünüyorum.

Lütfen ilk yazı ve bu yazıdaki tüm maddelerin üstünden tek tek geçin ve anlamlandırmaya, aksiyona geçmeye çalışın. Şu ana kadar ayırdığınız zamana çok teşekkür ederim, herkese bol kazançlar, iyi trade’ler, iyi akşamlar!

Print Friendly, PDF & Email

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir