Gençler, Sık İş Değiştirmekten Korkmayın!

Sevgili genç takipçilerim.

Toplaşın, burayı bir “borsa sitesi” olmaktan çıkartalım. Kişisel gelişiminize fayda sağlayacak birkaç dokunuş yapalım. Dinleyin.

2007’de Ege Üniversitesi – Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldum. Uluslararası İlişkiler bölümü, o zamanlar yüksek bir hype’ı olan, çok popüler ve çoğu rehber öğretmen ve dershane tarafından önerilen bir bölümdü.

Bu bölümü bilinçli bir şekilde seçtiğimi söyleyemem, ben de bu hype’a kurban giden öğrencilerden biri oldum. Okula girerken kurduğum “mezun olup kamuda diplomat, bürokrat olmak” hayalinin, hayatın acı gerçekleriyle tanıştıkça aslında tamamen imkansız olduğunu anladım.

Türkiye’de diplomat olunmaz, diplomat doğulurdu. Bu tarz kadroların çoğu bir şekilde networkle, doğru ilişkilerle ve geçmişi olan bir baba-anne-amca-dayı-teyze-hala dokunuşuyla, parti bağlantılarıyla dolduruluyordu.

Neyse ki, bölümümüz, aslında içerik olarak hiç uygun olmasa bile, o dönem taşıdığı popülerlikle bizi özel sektöre de gayet rahat bir şekilde sokabildi. Bu açıdan en az bir İşletme mezunu kadar şanslıydım.

Üniversitemde ve bölümümde devam zorunluluğu yoktu, neredeyse hiç okula gitmeden, derse girmeden mezun oldum. Ancak sanılmasın ki bomboş, aylak aylak gezdim. Tüm boş zamanlarımı sivil topluma, öğrenci kulüplerine ve ufak tefek girişimlere ayırdım. Hayat okulu gibi düşünün.

Bu muhabbetlere belki sonradan ek bir zincir yaparım, ancak benim bölümüm, okula gitmeden de mezun olunabilecek bir bölümdü. Çoğu bölüm buna uygun olmayabilir. Yani “okula gitmeden mezun olmakla” övünmüyorum, ancak bu dönemi kendim için verimli geçirdim.

Tesco Yılları

Mezun olduktan sonra askerliği hallettim ve ilk işim olan Tesco’ya, Management Trainee olarak başladım. Hiç unutmuyorum, hiç bitmeyen bir mülakatlar zincirine, sınavlara ve çeşitli testlere tabi olmuş, 7 mülakat sonrası 200’ü geçkin adaydan seçilen 8 MT arasına girmiştim.

Bu kadar uzun bir süreçten sonra, şirketin bana vereceği gelir paketini çok merak ediyor ve kafamda “bu kadar uğraştırdıklarına ve ince eleyip sık dokuduklarına göre, oldukça yüksek bir maaşla başlıyor olsam gerek” şeklinde cümleler kuruyordum. Umutlanmıştım.

Sonunda Tesco IK’dan “teklifimiz ektedir” yazılı mail geldi, heyecanla açtım. Açar açmaz, çok büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Teklif ettikleri maaş, o zamanların asgari ücretinin ancak %30 civarı filan fazlasıydı.

Yani, hiç bu mülakatlarla uğraşmadan, üniversiteye bile gitmeden, 4-5 sene önce herhangi bir asgari ücretli işe girsem, muhtemelen şu an, Tesco’dan aldığım başlangıç teklifinin 2-3 katı yüksek bir maaşla çalışıyor olabilirdim.

Halbuki şu an, dünyanın en büyük perakende zincirlerinden birinde, binlerce başvurudan, yüzlerce adaydan sonra 7 mülakat sonucu seçilen 8 kişinin içinde, asgari ücretten yalnızca %30 civarı yüksek bir maaşla çalışacaktım.

Bayağı moralim bozuldu.

Ancak yine de, TESCO’nun başlangıç için çok ideal bir şirket olduğunu düşündüm. Hem İzmir’deydi, hem kurumsaldı, hem uluslararası bir firmaydı, hem perakende sektörü gibi büyümeye ve kariyere uygun bir sektördeydi.

Çok fazla düşünmeden kabul ettim ve çalışmaya başladım. Şimdi özgeçmişime bakıyorum, o günden 3 sene önceye, yani özel sektörü bırakıp kendi işimi açmama kadar, toplam 8 iş değiştirmişim. 36 yaşında özel sektörü bırakan ve toplam 14 yıl bordrolu çalışan biri olarak 8 iş.

Çoğu kişinin ilk girdiği şirketten emekli olduğu İzmir gibi “iş kısırı” bir şehirde, 8 iş iyi bir rakam. Bu 8 işin herhangi birinde ortalama geçirdiğim zaman 2 yılı bile bulmamış. Her bir işte ortalama 1.75 yıl geçirmişim.

Bunun nedeni benim sıkılgan biri olmam, özel sektöre uygun olmamam vesaire değil, ancak en başından beri, daha iyi şartlara, daha iyi maaşlara, daha iyi şirketlere ulaşma isteğim, hırsım ve bunun için yapılabilecek en iyi şeyin, sık iş değiştirme olduğunu düşünmem.

Şimdi şöyle bir geriye bakıyorum da, iyi ki böyle bir düşünceyle başlamışım kariyer hayatıma. Her defasında, daha iyi şartlarda aynı veya bir üst pozisyon olmak üzere hep kurumsal firmalara geçiş yaptım.

Tesco’dan Philip Morris’e, oradan Pepsico’ya, oradan NIVEA’ya, oradan Nestle’ye, oradan Total’e geçtim. Arada denediğim ufak tefek şirketleri de burada saymıyorum. Şimdi goygoyu bırakayım, mevzuya geleyim: Bu yaptığımın dip toplamda bana faydası ne oldu?

Yaşıtlarıma Göre Daha Çok Para Kazandım

Öncelikle, Total’deki son işimi bıraktığımda, yaşıtlarımdan çok daha iyi para kazanıyordum, üstelik sadece para da değil, toplam paketim çok iyiydi.

TESCO’da aynı anda başladığım bazı arkadaşlarım İzmir’in yerli firmalarında benim yarı maaşımla çalışıyorlardı, bazısı TESCO’yu MİGROS satın alınca oraya geçtiler ve kalabalığın içinde kayboldular.

Ben ise şirketin kurumsal hisselerini %20 daha ucuza toplama fırsatı, sınırsız/masrafsız araba, şirket kartları, bol seyahat, seyahat edilen şehrin en güzel otelleri, en güzel restoranları, sınırsıza yakın (tabi abartmadan) masraf yazabilme imkanı ve yüksek maaşa sahiptim.

Bunların hepsini bu “sık iş değiştirme” pratiğim sayesinde elde ettim.

Özgeçmişim Zenginleşti, Farklı Sektörleri Tecrübe Ettim

Bunun üstüne, her yeni şirkette özgeçmişimi daha da zenginleştirdim. Yönettiğim ekiplerdeki çalışan sayıları arttı, yönettiğim bütçe arttı, sorumlu olduğum alan ve distribitür/müşteri sayısı arttı.

Key Account da yönettim, esnaf da, yerel zincir de yönettim, horeca da. Girmediğim delik kalmadı, sokakta direkt satış da yaptım, 20 kişilik ekip de yönettim, bölge müdürlüğü de yaptım, satış geliştirmede proje de geliştirdim.

Böylece şu an bile geri özel sektöre dönmek istesem, çok fazla sektöre, çok fazla şirkete ve çok fazla IK’ya hitap eden, göz dolduran ve çok iyi şirketlerle donanmış zengin bir özgeçmişim olduğunu düşünüyorum. (Allah döndürmesin, o ayrı)

Yüksek Adaptasyon Becerisi Kazandım

Sık iş değiştirmenin ortalamadan daha yüksek bir maaş ve daha çeşitli tecrübeler kazandırmasının yanı sıra, insana çok büyük bir adaptasyon becerisi kazandırdığını da düşünüyorum.

Yeni bir şirkete katılmak, o şirketin kültürünü anlamak, adapte olmak, yeni iş arkadaşları, yeni yöneticiler ve yöneticilik yaptığın yepyeni insanlar. Bunların hepsiyle çok kısa sürede tanışmalı, kaynaşmalı ve geçmiş becerilerini performansa çevirmelisin.

İşte çok iş değiştire değiştire, artık bu onboarding işi konusunda uzman hale geliyorsun. Bu yetenek sadece iş hayatında değil, sosyal hayatında da, mesleğinde de, hobinde de işe yarıyor. Bu yüksek adaptasyon becerisi, Trading’de bile inanılmaz işime yaradı.

Network Oluşturdum

Sık iş değiştirmenin yararlarına devam edelim. Bir başka avantaj: çok fazla sektörden, çok fazla şirketten, çok fazla insanla sağlam bir network oluşturma fırsatı veriyor insana.

Tabi, introverted kişiliğimden dolayı, bu çok sağlam arkadaşlıkları ve ilişkileri şu ana kadar başarıyla getirdiğim söylenemez (hayırsızım), ama yine de, çok fazla kişinin bu networkü kendi lehlerine çok iyi kullandıklarını biliyorum.

Son olarak, iş değiştirerek çok daha iyi şirketlerde, çok daha kurumsal ortamlarda, çok daha iyi bir iş-özel yaşam dengesiyle çalışabilirsiniz. Tabi şunu da unutmamak lazım,

Bu yukarıda anlattığım kariyer basamaklarını iyi tırmanmak ve süreci kendi lehinize yönetmek için, size gelen her teklife gözü kapalı atlamamanız, biraz ince eleyip sık dokumanız, fırsatları iyi filtrelemeniz gerekiyor.

Şirket ismi vermeyeyim, sırf kariyer olsun diye, İzmir yerelinde bir firmaya Satış Şefi olarak geçmiştim kariyerimin ilk yıllarında. Sanıyorum üçüncü işimdi. O şirketin içine girince, şirketin o kadar kötü, o kadar amatör ve o kadar zor bir şirket olduğunu gördüm ki, kendi kendime sürekli “bundan sonra biraz seçici ol, her teklife atlama” cümlesini tekrarladım.

Orada fazla kalmadan, yine uluslararası kurumsal bir firmaya geçtim ve macerama kaldığım yerden devam ettim. Yani, gençler Özetle, iş değiştirmekten korkmayın. , iş değiştirmek yukarıda saydığım tüm avantajların yanında,

Size yüksek bir özgüven ve hızlı tırmanılan başarılı bir kariyer de vadediyor. Çok sık iş değiştirmenin handikapları yok mu? Mutlaka var. Bir yerde kalıcı olmak, eğer işinizi iyi yapıyorsanız her defasında o şirketin ve üst yönetici takımın size daha fazla güvenmesi demek

Böylece asimetrik bir şekilde kısa zamanda iyi roller üstlenebilir, iyi sorumluluklar kazanabilir, iyi paralar alabilirsiniz. Ancak bunun olma sıklığı çok da yüksek bir frekans değildir. Diğer tarafta alacağınız risk, sizi daha garanti başarılara götürebilir.

Sevgili gençler, yazıyı burada yavaştan bitireyim, daha fazla uzatırsam kitap yazmış kadar olacağım.

Kendi hayatımdan, aldığım bazı kararların beni getirmiş olduğu güzel yerden size geçmişimi anlattım. Umarım feyz alan olur. Artık susuyorum. Kendinize iyi bakınız.

Print Friendly, PDF & Email
Yazılarımı Aşağıdaki Butonları Kullanarak Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz:

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

One Comment on “Gençler, Sık İş Değiştirmekten Korkmayın!”

  1. “Türkiye’de diplomat olunmaz, diplomat doğulurdu.” romantik hayallerle üniversiteye başladıktan sonra, realitenin sert bir rüzgar gibi yüzünüze çarpması sonucu ulaşılan farkındalık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir