Endeks Düşerken Hisse Alınır mı?

Dostlarım, herkese iyi akşamlar. Sizlere söz verdiğim yazıya, yani endeks kötüyken veya kritik yerdeyken hisse alımı yapmalı mıyız yapmamalı mıyız sorusunu cevaplayacağım yazıya başlıyorum. Başlamadan önce, bu yazının Trader’lar için yazılmış olduğunu belirteyim. Yatırımcılar, Temettücüler ve uzun vadeciler yazılarımın hedef kitlesi değil. Lütfen o gözle okumayınız.

Esasen bu yazacağım konuya çok benzer bir yazı sitede var. Biliyorsunuz, bizim KY’nin en büyük şikayetlerinden biri “borsa yükselirken herkes burada, düşerken kimsenin sesi çıkmıyor” cümlesidir. Aslında bu cümlenin oldukça abes olduğunu düşünüyorum. Çünkü zaten borsada işlem yapmamızın temel amacı para kazanmaktır. Tüm hisseler düşerken neden piyasayla inatlaşıp da “düşen piyasada yükselen hisse” bulmaya çalışıyoruz? Bunun nedenlerinden biri, bol takipçili kişilerin Twitter’da kendini kanıtlama çabasıdır.

“Asıl kaptan fırtınalı havada belli olur” cümlesindeki yetenekli kaptan olmaya çalışır herkes. Halbuki, yetenekli kaptanın olayı bence fırtınalı havada denize çıkmamasıdır. Sonuçta devasa bir gemiyi, devasa bir fırtınada karşı kıyıya ulaştırmak için devasa bir risk alınıyor. Halbuki bu risk alınmasa, kaptan fırtına dinene kadar iskelede kahve içse, güneş açınca gemisini sulara sürse daha mantıklı değil mi? Bence daha mantıklı. Ancak bunun için kaptanın “iyi kaptan” olduğunu kimseye kanıtlama derdinin olmaması gerek. Kaptanın acelesi olmaması gerek, kendiyle barışık olması gerek, risk nedir iyi bilmesi gerek, psikolojisinin sağlam olması gerek. Şimdi burada detaya girip fikirlerimi çeşitlendireceğim. Ancak öncesinde şu yazıyı bir okumanızı önereceğim:

Neden Piyasa Kötüyken Hisse Analizi Yapmamalısınız?

Okumak için tıklayın!

Öncelikle, şunu belirteyim. Bu işin çok büyük bir kısmı psikoloji diyorum hep. Şöyle düşünün. Cuma hisse aldınız. Hafta sonu geçti. Endeks Pazartesi açılışta %2 düştü. Twitter’a bir girdiniz, herkes olumsuz senaryoları ceplerinden çıkarmış. Whatsapp’ta, Telegram’da herkes endekse aşağı hedef veriyor. Ralli bitti diyor, fiyat döndü diyor, hedef 10.000 puan aşağı diyor. Dönüyorsunuz, elinizdeki hisseye bakıyorsunuz, tekniğinde bozulma yok. Tamam diyorsunuz, sıkıntı yok, beklerim.

Salı oluyor, endeks yine eksi açıyor. %1 eksiyle başlayıp %2’ye kadar iniyor. Satışlar derinleşiyor. Elinizdeki hissenin içindeki oyuncular da tedirgin. Hafif bir düşüş var hissede. Yavaş yavaş satmaya başlıyorlar. Satış genişledikçe, tüm hisseler kırmızıya dönüyor. Hisseler kırmızıya döndükçe, endeks de onlardan beslendiği için kızarıyor gitgide. E zaten herkesin bir gözü de endekste. Endeksi gördükçe hafiften tedirgin oluyorsunuz. Sadece siz değil, herkes endekse baktığı için, korku genele yayılmaya başlıyor.

Artık öyle bir duruma geliyor ki iş, “satayım da kurtulayım, endeksin ne olacağı belli olmaz” deyip kapatmayı düşünüyorsunuz. Kendinizle savaşıyorsunuz. Ekrana bakınca her yer kıpkırmızı. Dayansanız dayanırsınız ama psikolojiniz de yıpranıyor. Sizin hissenizin bu tür durumlarda yeşil olması, normalde sevinmeniz gereken bir şeyken, “hazır yeşilken satayım, öğleden sonra satış hızlanırsa benim hisse de buradan döner, daha aşağıdan satarım, fırsatı kaçırmayayım” demeye başlıyorsunuz.

Böylece, tekniği hiç bozulmayan, düşüşe dayanan, güçlü duran hisseyi bile “aman, daha kötüsü gelebilir, yeşilden kırmızıya döner benim kağıt, iyi yerdeyken satayım” diye satan binlerce trader-oyuncu oluşuyor. Sattıktan sonra herkes Twitter’a, Telegram’a dönüp iletişimde olduğu diğer gruplara “sattım abi, ne olacağı belli olmaz, boşver, alırız yine” yazıyor. Bu yazı diğer binlerce kişi tarafından okunuyor. O ana kadar güçlü duran kişilerin bazıları yine bu mesajlarla çözülüyor.

“misery loves company” demişler, kişi hisseden çıkınca, herkes çıksın istiyor. Zarar varsa, herkes zarar etsin istiyor. Psikolojik olarak herkesle eşitlenmek istiyor. Zararda yalnız kalmak istemiyor. Zarar tüm oyuncular tarafından kabul edilsin istiyor. Çünkü eğer öyle olmazsa, piyasa dönerse tek başına kalacak, herkes yükselişte, kendisi dışarıda. Dolayısıyla herkesin birbirini etkilemesi kırmızı ekranlarda daha olası oluyor. Elinizdeki hisseler, düşüşe 1-2 gün dayanıyor, sonra onlar da satışa eşlik ediyor. Yani, küçük bir satış dalgasıyla başlayan macera, elinizdeki kağıdın tekniğinde (veya temelciyseniz yatırımında, bilançosunda, ortaklığında her neyse) hiç bir bozulma olmamasına rağmen sizi de satışa doğru ister istemez yöneltiyor.

Özetle, şunu anlatmaya çalışıyorum. İşlem yaptığınız hisseyı elinde tutan farklı stildeki Traderlar veya Yatırımcılar arasındaki iletişim dolaylı veya dolaysız, tahmin ettiğinizden daha yüksek. Sadece bir #hashtag’le hissenize baksanız herkesten haberdar olabiliyorsunuz. Siz her ne kadar “abi tekniği bozulmadıkça tutarım” deseniz bile, kağıdın içindeki diğer anlayıştaki oyuncular (maceracılar, scalperlar, yatırımcılar, vurkaççılar, kulaktan dolmacılar, tesadüfen alanlar) satışa eşlik edince, bu sefer teknik de bozuluyor. Elinizdeki kağıt hızla aşağı giderken, korkunuz iyice tetikleniyor ve panikle satıyorsunuz. Kapanışı beklemeden. Halbuki belki kapanışı bekleseniz bu seviyeler bir gölge olarak kalacak. Ama bekleyemiyorsunuz. Çünkü korku ikliminin içine çekiliyorsunuz.

Yani, endeks kırmızıyken, düşüşteyken veya kritik yerdeyken aldığınız hisseleri, psikolojik ortamdan dolayı çok fazla elinizde tutamıyorsunuz ve zarar etme olasılığınız bu tür trade’lerde çok daha yüksek oluyor. Çünkü bu tür ortamlarda bu hisseleri elde tutmak büyük bir savaşa sokuyor sizi. Çoğunlukla da kaybediyorsunuz.

Ama sizi de çok iyi tanıyorum. Çünkü ben de sizin şu anki halinizdim, önceden. “donsuz kalırım malsız kalmam” anlayışı çoğunuzda aktif. Beklemeyi bilmiyorsunuz. Sabretmeyi bilmiyorsunuz. E üstelik bir de Twitter var. Herkes “uçtu kaçtı” diyor. Zannediyorsunuz ki siz dışarıdayken millet voleyi vurdu, parayı kırdı. Öyle olunca, hemen dalıveriyorsunuz kağıda. Endeks kötüymüş, endeksin tekniği bozukmuş umrunuzda değil. Çünkü Twitter’da, Telegram’da yazılanları okudukça FOMO’ya kapılıyorsunuz. Bu sefer ne oluyor, endeks bozukken, herkesin eli sat tuşundayken, tetikte beklerken incelediğiniz kağıtta küçük bir olumlu sinyal görüyor (veya yaratıyor) ve hisseye dalıyorsunuz. Sonrası zaten malum, en başta anlattığım gibi.

Peki ne yapmalı? Öncelikle, önerim, acele etmeden, sabırla dışarıda beklemeyi bilin. Hiç bir şey kaçmıyor. Piyasa hep orada. Sürekli içeride olmak zorunda değilsiniz. Doğru zamanı beklemelisiniz. “yok abi ben yapamıyorum” diyorsanız Yani illa daha fazla risk almak istiyorsanız, riski en azından piyasada aza indirin. Nasıl? Mesela Endeks kötüyken veya kritik yerdeyken büyük, bilinen, tanınan, kemik kitlesi olan hisselerde işlem yapın.

Tüpraş mesela, Petkim mesela, Hektaş mesela, Eregli mesela. Anladınız mantığı. Neden? Çünkü yan tahtanın paniğiyle, Tüpraş’ın paniği bir olmaz. Yan tahtada bir panik olur, dakikasında taban olur hisse. Ama aynı panik Tüpraş’ı %3-4 düşürür en fazla.

Başka bir yöntem de, normalde işlem yaptığınız tutarın yarısıyla işlem yapmak. Normalde 4 hisseye 200bin mi yatırıyorsunuz. Bu sefer 4 hisseye 100bin yatırın. İşler kötü giderse en azından yarı yarıya azaltırsınız zararı.

Başka bir yöntem, illa işlemde olmak istiyorsanız, VIOP tarafında yine hisse bazlı short kovalayabilirsiniz. En azından ani tedirginliklerden ve panikten yararlanabilirsiniz. Bunu çok önermiyorum ya da sadece bu işte belli seneler tecrübe edinmiş kişilere öneriyorum.

Peki ben ne yapıyorum? Ben genelde köşede beklemeyi tercih ediyorum. Evet, bazen erken köşeye çekildiğim oluyor. Ama en azından yanlış zamanda yel değirmenleriyle savaşmaktansa, iskelede fırtınanın dinmesini beklemiş oluyorum. Güneşi görmeden denize açılmayı tercih etmiyorum. Bazen de “kritik yerde ama hala devam ediyor yükseliş” senaryoları var. Aynı bu hafta ve önümüzdeki hafta durumu gibi. O zaman da, tüm parayla değil, paramın yarısıyla bir portföy oluşturuyorum ve haftalık değil günlük kapanışlara da yakından bakıyorum.

Evet, yazı burada biter, umarım derdimi anlatabildim. Okuduğunuz için teşekkür ederim, yine sorularınız varsa sorun, sohbet ortamında cevaplarım. Herkese bol kazançlar dostlar. Yazılarımı aşağıdaki paylaşım butonlarını kullanarak mutlaka arkadaşlarınızla paylaşın. Bu konu önemli. Ha, bir de toz mevzusu var. Teşekkürler 🙂

Print Friendly, PDF & Email
Yazılarımı Aşağıdaki Butonları Kullanarak Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz:

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

6 Comments on “Endeks Düşerken Hisse Alınır mı?”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir