Bir Kağıt, Bir Kalem, Bir Cetvel ve Milyonlar

Bir kağıt, bir kalem, bir cetvel.

Jesse Livermore gibi, Nicolas Darvas gibi, Richard Wyckoff gibi onlarca Trading efsanesinin elindeki tüm teknolojik imkan sadece buydu.

Hatta, bazılarında bunlar bile yoktu.

Darvas, turneden turneye koşarken sadece broker’ından telgrafla aldığı kapanış fiyatlarını kendi Darvas Box sistemine koyarak işlem yapıyordu.

Borsanın günlük işlemleri aşağıdaki tarz tek sayfalık bültenlerle yayılıyordu.

1900’lü yılların başlarından ortalarına kadar, bilgisayarlar teknik analizin içine henüz girmeden tüm mevzu bir beyaz kağıt üzerine aşağıdaki şekilde çizilen grafiklerden ibaretti:

Bu rakamlar Ticker denilen bir aletten geliyordu, manuel şekilde alınıp kağıtlara kaydediliyor ve sonradan fiyat hareketleri birleştiriliyor ve teknik analiz yapılıyordu.

Şimdi ise, bırakın bilgisayarı, elinize uyanır uyanmaz aldığınız cep telefonundan size binlerce rakam, binlerce grafik, binlerce fiyat akıyor.

Tek tıkla, anında.

Bilgiye ulaşma hızı, tarihin hiçbir döneminde şu an bize sunulan kadar olmamıştı.

Binlerce indikatör, binlerce çizim aracı, binlerce hisse, binlerce analiz yöntemi.

Resmen zenginlik(!) içerisinde yaşıyoruz.

Peki bu iyi bir şey mi? Yoksa kötü bir şey mi?

Hisse Senetlerinin Fiyatlarını Şeride Yazan Ticker İsimli Alet

Eğer tek bir tıkla ulaştığınız milyonlarca bilgiyi süzebilme ve kendinize en uygun olanı bir kenara ayırma bilinciniz, yeteneğiniz varsa, çok açık söyleyebilirim ki, şu an tarihin en mükemmel döneminde yaşıyorsunuz.

Ancak eğer tüm bu bilgiler sizde bir kakafoni yaratıyorsa, kafanız karışıyorsa, ne iyi, ne kötü ayırt edebilecek yetkinlikte değilseniz, tüm bu veriler, bilgiler sizin dürtüsel-ilkel tarafınızı ortaya çıkartıyor.

Bu da sizin Trading performansınızı etkiliyor.

Yani, aslında, akşamdan akşama sadece hissenin kapanış fiyatlarına ulaşabilen eski efsane Traderlar, şu an işlem yapmaya çalışan güncel Traderların %95’inden daha avantajlı.

Çünkü bugünün Traderları, parmaklarının ucundaki milyonlarca bilgiyi tasnif etmeyi, iyiyi kötüden ayırmayı, kendine en çok yarayacak ve işi basitleştirecek bilgiyi tanımayı BİLMİYORLAR.

Eğer bunları yapacak yetkinliğiniz yoksa, elinizin altındaki milyonlarca bilginin size ne gibi bir avantajı olabilir ki?

Tam tersi, inanılmaz bir dezavantajı oluyor ve olacak.

Bir ekranda ne kadar fazla indikatör, ne kadar fazla teknik argüman, ne kadar fazla çizgi varsa, görüş açınız aslında o kadar fazla felç oluyor.

Buna Analysis Paralysis deniyor, yani Analiz Felci.

Şu yazımda bahsetmiştim.

Peki, Ne Yapmalı?

Peki bizim ne yapmamız gerekiyor? Bu yazının ana fikri nedir?

İşte, size önerebileceğim bazı maddeler:

  1. Mevzuyu önce karıştırın, her şeyi öğrenin, sonra da kademe kademe sadeleştirin. Ancak mutlaka sadeleştirmeniz gerekir, çünkü bu işi, bu mevzuyu daha fazla karıştırarak başaramazsınız.
  2. Eski Traderların hemen hepsi sadece ve sadece kapanış fiyatları üzerinden sinyal üretirdi. Gün içi işlem yaparak kendinizi piyasanın kurbanı haline getirmeyin. Piyasa hemen hemen her zaman, sizi duygusal olarak manipüle ederek ayakta duruyor.
  3. Temiz çalışın. İhtiyacınız olan şey aslında bir “edge”. Yani, kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalacağınız bir alım-satım stratejisi. Bu çoğu zaman tek bir çizgiyle bile ulaşabileceğiniz bir şey. Ne kadar az girdi, o kadar kaliteli çıktı.
  4. Bu efsane Traderların hayatlarını mutlaka okuyun. Onlardan öğreneceğiniz çok şey var. Çok şey var. Unutmayın.

Sağlıcakla kalınız.

Print Friendly, PDF & Email
Yazılarımı Aşağıdaki Butonları Kullanarak Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz:

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir