Bir Borsa Ustasından Öğrendiklerim

Bir Borsa Ustasından Öğrendiklerim

Arkadaşlar, merhaba. Konumuz: “Bir Borsa Ustasından Öğrendiklerim”. Önce artık klasikleşmiş çağrımı yapacağım. Eğer bu yazıyı ve sitedeki diğer yazıları beğeniyorsanız lütfen yazının en sonundaki Twitter, Facebook ve Whatsapp paylaş butonlarından yazıyı arkadaşlarınızla paylaşın.

Şimdi size benim ustamdan, bana bildiği her şeyi karşılıksız anlatan, yüzlerce soruma cevap veren, on numara bir adamdan bahsedeceğim. İsmi Sadi. Kendisi şu an 45 yaşını devirdi, hem temettü verimi aldığı bir portföyü var, hem de benim gibi #swingtrade yaptığı bir sermayesi.

Ben bu adamı ilk tanıdığımda, elinde 2015’te borsadan men edilen batık şirket Şeker Piliç’in hisseleri vardı. Hisseyi hatırlayanlar bilir, 2007’de hisse inanılmaz bir ralli yaptı ve fiyatı 0.85’lerden 3.25’lere kadar yükseldi. Her öğle yemeğinde bana Şeker Piliç’i anlatırdı.

Aslında sonradan fark ettim ki, bana Şeker Piliç’i değil, davranışsal finansı, yatırımcı psikolojisini anlatıyormuş. O zamanlar ilk etapta kafam basmazdı, “abi ne para kazandın sat artık şunları bak terste kalacaksın” deyip dururdum Sadi abi’ye.

Bana hep derdi ki “olm dört nala ileri doğru koşan bir attan neden iner bir insan? Hem bu kadar hızlı koşan attan inmeye çalışırsan düşersin, hele bir yavaşlasın, daha kolay inersin”. Bakın allah aşkına lafın derinliğine bakın. Tabi o zamanlar ergeniz, anlayamıyoruz.

Ama sadece bu lafa bir kitap yazarım şimdi. Her neyse, gel zaman git zaman, Sadi Abi’den aldığım zehirle ben de ufak tefek hisse alıp satmaya başladım. Yeni başlayanların aptal cesaretiyle ve “herşeyi ben bilirim” tavrıyla ilk başlarda hiç ona sormuyordum.

Teknik Analiz filan hak getire tabi, gözümüze kestirdiğimiz kağıdı alıyoruz. “Yaz geldi kola satışları artar” diye #ccola almışlığım bile var. Analizin derinliğine bakar mısın? Herkes aptal, bir ben akıllıyım ya. Tabi o ara bayağı para kaybettim.

Sonra Teknik Analiz’e başladım, FIBO’lar, kanallar, destek/dirençler, yüzlerce indikatör. Bir ara ekranım aşağıdaki gibiydi. Hatta daha beterdi. İndikatörler toplam grafik ekranının %80’ini kaplıyordu. Fiyatı ve fiyat hareketlerini de bul bulabilirsen.

Teknik Analizi araştırdıkça, backtest yaptıkça, hareketleri tahminledikçe bana bir güven geldi. “Bu işi yaparım ben ya, kurallara uyduktan sonra kolay iş” demeye başladım. Özgüvenim iyice yükseldi. Bu işe yeni başlayan herkesin girdiği balon sürecine girdim. “Eskiden ne aptal yatırım yapıyormuşum, grafik bile okumayı bilmiyormuşum, Teknik analizi öğrendikçe çocuk oyuncağı, buradan al, şuradan sat” filan diyorum. İşte bu cahilliğin verdiği cesaret, özgüven patlaması. Zannediyorsun ki o an “işi çözdün”.

Bu arada hala Sadi abi’ye danışmıyorum, beni bazen uzaktan, bazen yakından izliyor. Benim de amacım bir kağıtta %20-%25 yakalayıp “abi bak bu işi çözdüm ben” diye kendimi ona kanıtlamak. Böyle bir çocukça arayışa girdim.

Tabi para kaybetmeye devam ediyorum, yavaş yavaş benim özgüven balonum patlıyor. Piyasa dayak üstüne dayak atıyor. Benim girdiğim hisse eksi %3 oluyor, panikle satıyorum, bir gün sonra yükseliyor falan. İndikatörlerden fiyatı göremiyorum. Bir indikatör al diyor, diğeri sat diyor, aşağıda 100’lük ortalama, yukarıda 50’lik ortalama var, alsam mı satsam mı derken Sadi abi olaya el koydu. “Oğlum” dedi, “Seni izliyorum, bu işe girdiğinden beri boka batmış sinek gibi çabalıyorsun, benden de yardım istemiyorsun, bu yeni nesil gençlerin aptal kibirine, özgüven tuzağına düşmüşsün, ama seviyorum seni, biraz fikir vermek istiyorum, bu haftaiçi uygun bir zaman akşam bana 2-3 saat ayır bir bira içelim”.

Düşünün, adam usta, ben çırak, ama ben o ergenlikle ne adamın ustalığını kabul ediyorum, ne kendimin çıraklığını. Adam egosunu kurutmuş ipe asmış, çevresine ışık veren mum gibi bana yanaşıp “bana zaman ayır, anlatacağım sana” diyor.

Şimdi geriye baktıkça çok daha fazla anlam yüklediğim bu hareketlerine, o zamanlar “eyvallah abi, sağol” sakinliğiyle cevap veriyorum. Bir akşam çıkıyoruz, iki bira, biraz tuzlu fıstık, derken Sadi abi anlatmaya başlıyor.

“Kaç para kaybettin kardeş şu ana kadar?” / “Şu kadar abi” / “Sadece para değil, zaman da kaybettin ama sıkıntı yok, bu para ve zamanı yeni bir iş gibi düşün, dükkanı kiraladın, tadilatını yaptın, mobilya dekor derken belli bir para gitti”

“Şu ana kadar kaybettiğin tüm para ve zaman, ilk iş günün için hazırlık. Artık bundan sonra para kazanman lazım. Şunu unutma, ben sana burada tüm sırlarımı versem bile eğer bu işi gerçekten istemiyorsan ve çalışmazsan, hepsi uçar gider”

“Önce bu işin psikolojisine odaklanman lazım, duygularını yönetemezsen, paniğe kapılırsan, işi kumarhaneye çevirirsen kasa her zaman kazanır. Ben Şeker Piliç yükselişinde her gün ekrana baksaydım ‘ulan ne yükseldi be, satayım artık’ derdim”

“Ancak sadece hafta kapanışlarına baktım. Oluşan hiç bir mumda güç zayıflığı, dönüş sinyali görmedim, gittiği yere kadar gitsin dedim. 100.000 lira param 350.000 lira oldu 1 yılda. İndikatörlere inansaydım MACD sat verirdi, Stoch aşırı şişti der yine çıkardım.”

“Bu işte tek yapman gereken şey şu: Piyasayı tertemiz bir ekranda takip et. Tüm indikatörlerden kurtul, hacimden kurtul, sadece ve sadece fiyat hareketlerine odaklan. Gün içi seans takip etme, spor yap, olumlu ol, toksik insanlardan kurtul”

“Bu işten bir gün deli gibi paralar kazanacağına inan ve o amaçla çalış, tüm hayatını buna göre planla. Hisseyi ve borsayı sakın ama sakın ÖNGÖRMEYE çalışma. Hiç bir hissenin hareketlerini öngöremezsin, bu işin bir olasılık hesabı olduğunu unutma”

“Kaybedersen ne kaybedeceğini bil ama kazanırsan ne kazanacağının hesabını yapma, kaybetmeye sınır koy, kazanmaya sınır koyma. Dibi, tepeyi unut, sörfçüler ilk dalgayı yakalayamaslar bile dalgaya sonradan katılıyorlar, öyle düşün”

“Kısa vadede kaybeden ama uzun vadede kazanan bir sistem kurabilirsin, o yüzden kaybettiğinde piyasada kal, sermayeyi koru, aynı işi 10 gün yaparsın, 11. Gün belki doğru gündür, zengin olursun. Ama ilk 10 günde sermayeyi eritme”

“Bilgiye kapalı olma, benden bile bilgi almaya çekiniyorsun, halbuki benden öğren, kitaplardan öğren, videolardan öğren. Farklı şeyleri sürekli para kaybederek yaşayacağına para kaybedip tecrübe edip yazanlardan, anlatanlardan öğren.”

“’Kağıt kaçıyor, hemen gireyim deme’, ‘kağıt dipte, artık düşmez, alayım’ deme, ‘tepede, daha yükselmez, satayım’ deme. Grafikle konuşman lazım, o zaten konuşuyor, onu dinlemen lazım, anlattığı şeyleri anlamaya çalış”

“Aç bembeyaz bir ekran, her haftalık muma tek tek bak, hacmine, gölgesine, gövdesine, hareketlerine. Anlayacaksın ki piyasa hep aynı döngülerle hareket ediyor, bunu çözüp, pozisyon alıp sabredersen başarı gelir, aksi halde sıkıntı büyük olur”

Üç saatin sonunda o masadan tamamen farklı bir insan olarak kalktım, Sadi abiye saygım arttı, dibinden ayrılmamaya başladım, 2 sene daha beraber çalıştık, sürekli sordum, öğrendim, anlattırdım. Şu an bildiğim şeylerin tüm temelini o attı.

Daha çok fazla şey var onunla ilgili anlatacağım ancak yazı çok uzun olacak, çok baymak da istemem, bunu bir serinin ilk yazısı gibi düşünün, ikinci yazısını da yazar, ondan öğrendiklerimi aktarmaya devam ederim. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Selamlar, iyi akşamlar.

Print Friendly, PDF & Email

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

13 Comments on “Bir Borsa Ustasından Öğrendiklerim”

  1. Sadi abi ye selamlar, iyiki bira içmeye davet etmiş.
    Bizde sayenizde bir şeyler öğrendik
    Teşekkürler

  2. O iyi bir adam. Iyi olmasa size yardım etmez, siz de onu böyle güzel anmazdınız. Ve siz de iyi bir adam
    olmasaniz Sadi Abi böyle yanınızda olmazdı. Saygılar…

  3. Hocam kordona karşı iki bira içer miyiz 🙂
    Başucu kitabı niteliğindeki paylaşımlarınızı ilgiyle takip ediyorum, emeğinize sağlık. Saygılar.

  4. cok keyifle okudum, cok guzel yazmissiniz. su ‘dalgayi yakalamak’ kismini cozmek onemli anlasilan, odak listesine alalim.. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir