Yanlış Öğrenilen Teknik Analizden Hayır Gelir mi? Temeli Doğru Atmak Hakkında Bir Kaç Gevezelik

Dostlar selamlar. Uzun zamandır gevezelik yapmıyorduk. Şimdi biraz zamanımız varken, gevezelik edelim hep beraber. Sizlere aslında borsa ile hiç alakası yokmuş gibi başlayan ama usulca, siz okudukça konuyu borsaya, sizin bu teknik analizi, trade psikolojisini öğrenme sürecinize bağlayacağım bir zincir yapacağım. Kulaklarınızı dört açın. Yıl sanırım 2000’ler filan. Lise’deyim. 1-2 yıldır çeşitli türlerle aşina ola ola müzik zevkim iyice olgunlaşmış. Kulaklarımı eğitmişim, kendi müzik zevkimi keşfetmişim. Hangi müzikten zevk alıyorum, hangisi bana göre değil az çok anladığım zamanlar.

Bana halen inanılmaz zevk veren nadir şeylerden biri olan, benim “oluş” hikayemi yazmamda bana çok yardımcı olmuş şeyi keşfetmişim: Heavy Metal. İnsan kendini tamamlayacağını hissettiği bir şeyi keşfettiğinde, o şeye nasıl açlıkla saldırır, işte öyle saldırıyorum bu müziğe. Bu müziğin hem ritmiyle, hem enerjisiyle, hem “alışılmışın dışında” olan formuyla, hem her şeye her şeye muhalif sözleriyle beni çok iyi yansıttığına kanaat getirmişim. Keşfettikçe kulaklarımın pası siliniyor, kalbim daha hızlı atıyor. Iron Maiden, Savatage, Metal Church, Sepultura, Metallica, Black Sabbath. Heavy Metal’i Heavy Metal yapan grupları baştan sona silip süpürdükten sonra Metal’in diğer türlerine yolculuğum başlıyor. Melodik Death Metal, Progressive Metal, Thrash, diğerleri.

Anlıyorum ki, içeride, kapıdan dışarıya süzülen ışıktan çok daha fazlası var. İçeri girdikçe bu dünyanın sonsuzluğuna şaşırıyorum. Binlerce grup var, onbinlerce albüm var. Üretilmiş binlerce klasik, yeni üretilen onbinlerce şahaser. Böyle böyle iyice düşüyorum bu müziğe. Yetmiyor, bir de elektro gitar aldırıyorum kendime. Sağolsun, beni ben yapan en önemli kişilerden biri, ABİM, bir de elektro gitar alıyor bana. CORT marka. Gitarı eve getiriyoruz, kartonlarından sökerken kalbim duracak. Alıyorum elime tıngırdatıyorum. Ayrı bir dünya. Her neyse, bir de bunu çalmak gerek tabi, tıngırdatmak yetmez. O zamanlar çok paramız yok ailecek, özel ders filan almak biraz hayal. Bir aile dostumuz var Tolga. “sana ders vereyim” diyor, “az çok bir şeyler biliyorum ben de”

“oo eyvallah, harika olur” diye seviniyorum. Başlıyoruz birlikte çalışmaya. TAB okumaya başlıyorum, nota filan tabi hak getire. Pena nasıl tutulmalı, picking tarzları, parmakların konumları, akorlar, power akorlar derken Tolga abinin yönlendirmesiyle yavaş da olsa ilerliyorum. Ama bir yerde hep takılıyorum. Hızlanmam gerek, hızlanamıyorum, bir akordan farklı akora geçmem gerek, geçemiyorum. Nota ile picking eşleşmiyor. Telden çıkan ses net değil, gürültü var. Yani, 1’den 10’a geldim de, 10’dan 11’e bile çıkamıyorum seviyede.

Sonra Tolga abi başka bir yere taşınıyor, dersler kalıyor. Ancak bizim de elimize biraz para geçiyor, babamla konuşuyorum, “tamam” diyor, “sana özel ders aldıralım madem bu kadar isteklisin”. Gidiyorum Karşıyaka Çarşı’da Savaş abi var, yılların Gitarcısı. Harika biri, mükemmel çalıyor, izleyince mest oluyorsun. Ben direkt tabi metal çalmak istiyorum, o da metalci, sağolsun yardımcı oluyor başlıyoruz. Biraz beni izliyor. Ben tabi Tolga abiden öğrendiğim trickleri sergiliyorum, artislik yapacağım ya. İstiyorum ki Savaş abi “vay, helal olsun İbo, çok da boş değilsin, iyi geliştirmişsin kendini” desin. Ben gururlanayım filan. Her neyse, bir iki ders sonra Savaş abi aldı karşısına beni. Dedi ki: “oğlum sana bu gitarı çalmayı kim öğretti? Daha doğrusu kim öğretmeye çalıştı?”

Ben tabi güzel cümleler beklerken, böyle bir çıkış beni dumura uğrattı. Hafif bozuldum. “Bizim Tolga abi var, onla başlamıştık derslere” dedim. “Hay ben senin aklına s.çayım” dedi. “Şimdi ilk 10 ders yanlış öğrendiğin her şeyi parmaklarından ve aklından silmekle uğraşacağız”. Gerçekten de öyle oldu. Parmakları klavyeye koyduğum açıdan tutun da, penayı tutuşuma, picking tarzından akor geçişlerine kadar tüm bildiklerimi unutmam 6-7 haftamı aldı. Eğer Tolga abi ile biraz daha ilerleseymişim, belki 5-6 aya çıkacaktı bu zaman.

“ee hocam, borsa hesabı bu, borsa’ya bağla” dediğinizi duyar gibiyim ama zaten akıllı adamlarız beyler bayanlar, bağlamışsınızdır borsaya. Demem o ki, bu iş öyle bir iş ki, temeli yanlış atarsanız, bir de o temeli sıfırlamak için aylarca uğraşırsınız. Üstelik, gitarda temeli düzeltirken sadece zaman kaybedersiniz. Borsa’da ise, temeli düzelteyim derken bir de para kaybedersiniz. Bakın, özellikle son zamanlarda, leş kargaları, üzerinizden para kazanmanın kolaylığını görünce özellikle Twitter’a üşüştü. 1.000-2.000 takipçi kasan herkes analizleri döşüyor. Kıçında don olmayan, ders vermeye çalışıyor. Yazdıkları 10 şeyin 9’u yanlış. Bunun rezilliğini ancak konuyu bilen görebilir. Sizin görmemeniz normal. Burada biraz “aklın yolu” filtresini kullanmak zorundasınız.

1.000-2.000 veya daha fazla takipçisi olan her hesap başarılı değildir, adam eğer geri zekalı ise, egosu sorunluysa, tersse, soru sorulmuyorsa, hemen engelliyorsa, size üstten bakıyorsa, farklı fikirlere saygısı yoksa, adamın kendisine de saygısı yoktur, çünkü bilgisi yoktur. “Bilgi kibri kovar” arkadaşlar. Unutmayın. Lütfen bu gözle bakın bu çakma höstadlara. Bilginin temelini doğru atmazsanız, o binayı yıkmak için vinç kiralamanız gerekir. Vincin de günlüğü çok pahalıdır, aman dikkat.

Üstelik tek dert de bu değil, Bir de açılan telegram grupları var. Adamlar hemen telegram grubu açıp hashtaglere oynuyor, dikkatinizi çekmeye çalışıyor. O telegram gruplarında neler pazarlanıyor, neler dönüyor, arka planda ne anlaşmalar yapılıyor duysanız inanamazsınız. Eğer bir gruba çağırılıyorsanız ve grup sahibi size “ücretsiz fayda” sağlamayı vaadediyorsa, bilin ki çok yüksek ihtimalle ürün (kurban) sizsiniz. Ya üzerinizden komisyon alınıyor, ya kucağınıza mal boşaltılacak, ya başka bir amaç var. Üstelik bu gruplarda çapsız binlerce insan toplanıyor.

Yani özetle, bu iş yalnız yapılır dostlar. Doğru kaynağı bulun, sömürün sömürebildiğiniz kadar. Yanlış kaynakla doğru kaynağı ayırmak için de “aklın yolu” filtresini kullanın. Kendinizle başbaşa kalıp yüzleşmeniz lazım. Kimseyi yanınıza ortak, kendinize öncü almayın. Çalışan kazanır, hem de çok iyi para kazanır bu ortamda. Siz ise önce temeli iyi atmaya oynayın. Bir düğmeyi yanlış iliklerseniz, diğer tüm düğmeler yanlış iliklenir çünkü. Çok sağolun dinlediğiniz için. Selamlar, iyi akşamlar.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız aşağıdaki butonlardan paylaşmayı ve ayrıca sitenin tozunu almayı unutmayın. Sitenin tozunu almak da ne demek diye soruyorsanız bana Twitter’dan DM atabilirsiniz.

Print Friendly, PDF & Email

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

3 Comments on “Yanlış Öğrenilen Teknik Analizden Hayır Gelir mi? Temeli Doğru Atmak Hakkında Bir Kaç Gevezelik”

  1. Vallahi hissediyordum billahi hissediyordum hocam bir ortak noktamız olduğunu. Heavy metal. Yıl 1999 – 2000 ingilizce öğretmenim bir kaset getirmişti derse. Beatles kasedi. İlk defa yabancı dilde müziği orada dinlemiştim. Önce hiç hoşuma gitmese de sonra öyle bir kaptırdım ki kendimi. Keşif de bundan sonra başladı zaten.

  2. İbrahim Bey Sitenin tozu tamam. Sitenin bütün yazıları bitti. Sayenizde borsayla tanıştığımdan bu yana aradığım bilgi ve bilgiye ulaşabileceğim yolları sizin sayenizde buldum. Emeğinize sağlık. Bebeğiniz de hayırlı uğurlu olsun. Sağlık ve mutluluk ile yetişsin inşallah. Herşey için çok teşekkür ederim.

  3. İnsanoğlu doğası gereği tüyo konusunda rasyonel düşünemiyor. Her zaman tüyo peşinde koşacak ve az sayıda düşünen,okuyan, çalışan kesim kazanacak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir