Her Kütüphanede Olması Gereken 2 Borsa Kitabı

Arkadaşlar, herkese merhaba. Özellikle Twitter’dan çok fazla “kitap tavsiyesi” isteği alıyorum. O yüzden kitap paylaşımlarımızı biraz arttıracağım. Bu yazıda iki kitap tavsiyem olacak ama öncelikle söylemem gerekiyor ki, benim kütüphanemdeki ekonomi-borsa kitaplarının çok büyük bir oranı İngilizce. O yüzden size tavsiye vermek istediğimde zorlanıyorum. Çünkü aldığım mesajlardan anladığım kadarıyla takipçilerimin büyük bir kısmının İngilizcesi kitap okuyabilecek kadar iyi değil. Dolayısıyla Türkçe kitap tavsiyelerinde bulunmam gerekiyor. Türkçe kitaplarımın da sayısı kısıtlı. Ancak olsun, elimdekileri tanıtmaya devam.

İlk kitapla başlayalım. “Bir Borsa Spekülatörünün Anıları”. Bu kitap neredeyse 100 yıllık. İlk olarak 1923 yılında basılmış. Onlarca dile çevrilmiş. Türkçe çevirisi de gayet iyi. Edvin Lefevre tarafından yazılmış. Kitabın detaylarına giriyorum.

Edvin Lefevre – Bir Borsa Spekülatörünün Anıları

Kitap Jesse Livermore isimli bir borsa yatırımcısını anlatıyor. Bazı kısımları sıkıcı olsa da, sistemin nasıl işlediğini anlamanız açısından çok öğretici. 1900’ler ile bu günler tabi ki çok farklı ancak yatırımcı psikolojisiyle ilgili çok değerli kısımları var kitabın.

Kitaptan, Livermore’un ağzından bir kaç alıntı paylaşayım. “Borsa’da kaybettiğim paraya çok üzülmüyordum, bunu bir şeyler öğrenmenin bedeli gibi düşünüyordum. Kaybettiğim para öğrendiğim derslerin bedeliydi. Para her zaman kazanılırdı ama dersler ve tecrübe bedelsizdi”

Başka bir alıntı: “Borsa’da öğrendiğim başka bir ders de, piyasada hiç bir şeyin yeni olmadığıydı. Tüm piyasa belli bir döngü içerisinde hareket ediyor ve önceden olan ne varsa tekrar olacak. İnsanın bu piyasada para kazanabilmesi için kendine ve kararlarına güvenmesi gerekli”

Son alıntı: “En büyük hatalarımdan birini pamuk fiyatları düşerken zarar eden sözleşmelerimi satmayarak, buğday fiyatları artarken kar eden sözleşmelerimi anında satarak yaptım. Kaybeden elin maliyetini düşürmek kadar aptalca bir şey yok. Her zaman zararı sat, karı tut. Basit”

Kitapta böyle çok daha fazla güzel alıntı var. Aslında basit gibi geliyor değil mi kulağa, “zaten bunu herkes söylüyor, zararı sat, karı tut”. Peki neden yapamıyoruz? İşte neden yapamadığımızın psikolojik ipuçları da kitapta. Gerisi artık sizde. Şimdi ikinci kitaba geçiyorum:

Peter Lynch – Borsa’da Tek Başına

İkinci kitap Peter Lynch’in yazdığı “Borsa’da Tek Başına”/”One Up On the Wall Street”. Peter Lynch bir zamanlar Amerika’nın en büyük fon yöneticilerinden biriydi. Yönettiği fon kısa süre içerisinde neredeyse %1800 değerlenince efsaneleşti. Bu kitapta tecrübelerini paylaşıyor.

Kitap aslında teknikten ziyade temel ağırlıklı. Peter Lynch bir teknik analist değil. Firmalara daha çok temel bakıyor. Ancak yazdıklarıyla teknik veya temel bakmaktan bağımsız olarak çok daha geniş bir perspektif sunuyor. Bir vizyon veriyor.

Mesela diyor ki, “bir hisseyi umutsuzluk ve çaresizlik içinde satıyorsanız, çok yüksek ihtimalle o hisseyi ucuza satıyorsunuz”. Bu ne demek? Aslında anlayanlar için bu cümlede o kadar güzel mesajlar var ki. Bunu hepimiz yapmışızdır çünkü.

Hisse düşmeye başlar, -%1, -%2, -%3. Biraz döner gibi olur, dönmez, bir tur daha aşağı gider. Panik hakimdir, her yer kırmızıdır. Korku başlar. Panikle sat tuşuna gider eliniz, “satayım da kurtulayım” dersiniz. Sattıktan bir gün sonra açılış yeşildir, hisse %3-4 yükselmiştir.

Kafayı taşlara vurursunuz, ama satmışsınızdır artık. Hem de ucuza. İşte alıntı bunu anlatıyor. Şimdi diyeceksiniz ki, “biraz önce ‘zararı erken kes’ diyordun, şimdi ‘panikle satarsan ucuza satarsın’ diyorsun, bu çelişki değil midir?” Değildir. Neden değildir? Okuyun:

Peter Lynch’in bahsettiği şey aslında Jesse Livermore’un bahsettiği şeyden çok farklı değil. Peter Lynch “zarardaki hisseyi satma” demiyor, sadece “zarardaki hisseyi panikle ve korkuyla satma” diyor. Borsanın çöktüğü, herkesin korktuğu, panik olduğu ve satışın hızlandığı piyasalar doğru ve sürdürülebilir piyasalar değildir, geçici piyasalardır diyor. Mutlaka bir tepki alımı gelir diyor. Umarım ikisi arasındaki farkı anlatabilmişimdir. Arada ince bir çizgi var, üzerinde düşününce kafanızda daha da netleşecektir aradaki fark.

Kitaptan başka bir alıntı, “hisse almak çocuk sahibi olmak gibi bir şey, aynı anda yönetemeyeceğiniz kadar çocuk doğurmayın”, başka bir tanesi: “borsa’da çok iyiyseniz bile, her 10 hissenizin 6’sı yükselir, hiç bir zaman 10’a 10 yapamazsınız”.

Son alıntı, “uzun vadede sizin finansal başarınızı kaç para kazandığınız değil, kazandığınız o paradan ne kadar biriktirdiğiniz ve o biriktirdiğiniz parayı nasıl işlettiğiniz belirleyecek”.

Evet arkadaşlar, iki kitap tanıttım size, belki okumuşsunuzdur, belki duymuşsunuzdur, belki ilk defa duyuyorsunuzdur. Ama bu iki kitap her borsacının kütüphanesinde olması gereken kitaplardır. Teknikçi de olsanız, temelci de olsanız okumalısınız bence.

Umarım işinize yarar, okuduktan sonra benimle de paylaşın, beğendiğiniz yerleri yazın, üzerinde konuşalım. Twitter DM hep açık, mail atabilirsiniz. Attığınız her mesaja bazen hemen, bazen bir gün sonra dönüyorum ama dönüyorum. İyi akşamlar herkese, selamlar.

Print Friendly, PDF & Email

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

One Comment on “Her Kütüphanede Olması Gereken 2 Borsa Kitabı”

  1. Yeni okuduğunuz kitapların beğendiğiniz kısımlarının tercümesini burada formda paylaşabilir misiniz, diğer üyelerin de ekleyebileceği bölüm olursa daha iyi olur diye düşünüyorum.
    Unutmadan seni tanımadan önceHAFTALIK mum grafik analizinin hayati önemini, zarar edeni satıp kar edeni almayı, haftalık grafikte teyit mumunu bekleme sabrının gerekliliğinin önemini bilmiyordum. Kısacası önemli olanın neler olduğunu bilmiyordum. Toz almaya burada gerek varmı hala, DM den yazılanları bizlere de formda okuma imkanı vermeniz çok ulvi bir düşünce,Selamlar Alirıza

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir