Neden İşi Bırakıp, Sadece Borsadan Kazandığımla Geçinmiyorum?

Dostlar şimdi düşünün, sabahın 7’sinde karda kışta servise binmişsiniz, serviste o saatte uyanmanın vermiş olduğu bezginlik suratlarına yansımış, daha sabahın köründe “bitse de gitsek” modundaki iş arkadaşlarınız. İstanbul trafiği, kornalar, kirli hava, kaza tehlikeleri. Uykuya dalıyorsunuz, kafa cama dayanmış. Servis her zıpladığında kafayı cama pat pat gömüyorsunuz. Kafayı koltuğa yaslasanız her virajda sağ sol yapmaktan kafa vücuttan ayrılacak.

Şehrin göbeğinde arşa kadar yükselen kara kutulara kartınızı basıp girdiniz veya çoktan çalışmaya başlamış ve makinelerin sıcaklığından saunaya dönmüş fabrikaya adımınızı attınız. Ortam gürültülü. Yapılacak işler gırla. Masaya oturdunuz. Dakikasında bir önceki gün dalgınlıkla yaptığınız bir hata yüzünden yöneticiniz yanına çağırıyor. Suratınıza bakmadan sizi azarlıyor, trip atıyor, bir daha böyle bir hata yapma diyor. Zaten keyfiniz yok, siniriniz burnunuzda. Ama geçim derdi, eyvallah diyorsunuz.

Dönüyorsunuz masaya, bu sefer müşteriler, tedarikçiler, iş arkadaşları, aracı firmalar. Sevmediğiniz bir işte dakikalar geçsin de öğle arası gelsin diye dua ediyorsunuz. Daha sadece bir öğle arasına ulaştınız, maaşı alabilmeniz için bunun gibi 24 öğle arası daha var. “amaaan, 10 dakika takılayım ya, şirket batmıyor ya” diyorsunuz, bilgisayarı açıyorsunuz. Ekrana bir bakıyorsunuz, borsa yemyeşil. Yan tahtalar uçmuş. Bir sürü tavan. Daha üç gün önce bir arkadaşınız şu hisseyi önermemiş miydi? Hisse 3 gündür tavan gidiyor.

Vay be, üç günde 3 tavan, %33 kar. Kim kime veriyor ya bu parayı, değil mi? “neyse, buradan girilmez” diyorsunuz, başka kağıt buluyorsunuz. Giriyorsunuz, o da iyi yükseliyor. %5 artıyor, karınızı alıp çıkıyorsunuz. Oradan oraya, buradan buraya. Her yer yeşil çok uzun zamandır. Öğle arasında tüm arkadaşlarınız borsadan kazandığı paralardan, tavan hisselerden bahsediyor. Siz de gayet iyiydiniz, son 2 ayda paranızı %40 arttırdınız. 50.000TL’niz 70.000TL oldu. Hayaller kuruyorsunuz, “ya bırak %40’ı, aylık %10 neyine yetmiyor?”

Alırım bir dev ekran bilgisayar, matriksi bağlarım, iyi komisyonlu bir aracı kurum bulurum. Aşağıdan al, yukarıdan sat. Desteğe koy emirleri, dirençten sat. Bir iki fibo, güzel trendler. Bir bakmışsınız yılın sonunda 50.000TL’niz oldu mu 200.000TL. %300. Vay! Yalan yok, kim bu hayallere kendini kaptırmadı ki? Belki hala, bu yazıyı okuyanlar arasında bu hayallere sahip onlarca trader var. Nereden biliyorum? Çünkü bu hesabını açtığımdan beri ara ara aynı soruyu alıyorum:

“Tecrübelisin, iyi kazanıyorsun, peki o zaman neden işi gücü bırakıp da sadece borsadan geçimini sağlamıyorsun?”. Eski takipçiler bilir, buna hep aynı cevabı veriyorum, diyorum ki, “tek işim borsa olsaydı, bu kadar iyi kazanamazdım”. Aslında bu cümlenin satır aralarında anlamak isteyenler için çok şey var ama, çok ısrarla sorulduğu için bu mevzuyu bir zincire çevirmek ve neden işi gücü bırakıp borsayı tek geçim kaynağım yapmanın -benim için- mantıksız ve gereksiz olduğunu anlatacağım.

Neden işi gücü bıraksam, borsadan kazanma ihtimalim daha da düşer diyorum? Çünkü ben bu işte başarılı olmanın büyük kısmının sağlam bir psikolojiden ve sağlam bir sistemden geçtiğine inanıyorum. Evet, Teknik Analiz zaruri, doğru ama, Teknik Analiz’in kralını da bilseniz eğer piyasadayken, maldayken kendinizi kontrol edemiyorsanız, ne yapacağınızı bilmiyorsanız, panik oluyorsanız piyasa sizden o parayı alır. Piyasa yükselirken bile kaybedebilirsiniz. Yani, benim için önce psikoloji, sonra teknik analiz.

İşte, tam zamanlı, severek çalıştığım, iyi gelirli bir iş bana iyi bir rahatlık veriyor ve bu rahatlık da psikolojimi piyasanın müdahalelerine (tamamen olmasa bile) kapatıyor. Çünkü ben bu piyasadan istediğimi alamasam bile, biliyorum ki ay sonunda maaşımı alabileceğim. Faturalarımı ödeyip, o masaya yemeği koyabileceğim. Yani, her gün, her hafta, her ay para kazanmak gibi bir zorunluluğum yok, bu da “sürekli fırsat takip etmeliyim, sürekli ekran izlemeli, hiç bir fırsatı kaçırmamalıyım” zorunluluğunu siliyor benim için.

Böylece sadece çok çok iyi setuplara, çok çok iyi fırsatlara odaklanıyorum. Acele etmiyorum. Hafta sonunu bekliyor, salim kafayla analizlerimi yapıyorum. Pazartesi pozisyonumu açıyor, sakince takip ediyorum. Ancak sadece borsadan kazandığım parayla geçinseydim, tek bir kötü geçen ay, diğer tüm ayları etkileyebilirdi. Çünkü burada belirsiz gelir, belirli gider döngüsü var. Mutlaka para kazanmalısınız çünkü İZSU’ya, “ya, borsadan para kazanamadık bu ay, idare et” diyemiyorsunuz.

Kredi taksitlerini erteleyemiyor, çocuğun kreş parasını bu ay ödemeyeyim diyemiyorsunuz. Evet, belki Ocak ayında 2.000TL kaybedip, Şubat ayında 22.000TL kazanabilir, böylece aylık gelirinizi 10.000TL yapabilirsiniz. Ama, Ocak ayında kaybettiğiniz 2.000TL, Şubat ayında sizin omuzlarınıza öyle bir yük bindiriyor ki, “mutlaka kazanmalıyım, artık zamanım kalmadı” diye düşünüp, aceleyle, iyi analiz edilmemiş trade’ler alıyorsunuz. Bu da bir kısır döngü gibi. Başarısızlığınızı besliyor.

Bu tabi tek bir zincirle açıklanmayacak kadar büyük bir konu. Kaç yaşındasınız mesela? Evli misiniz? Tek mi yaşıyorsunuz? Tek yaşıyorsanız, hele ki ailenizleseniz denenebilir. Ancak evlendiniz, üstüne bir de çocuğunuz var. Bu sizin full-time trade başarınızı doğrudan etkiler. Ya da işinizi seviyor musunuz yoksa küfür ederek mi gidiyorsunuz? Ben işimi seviyorum, bana verdiği paketi seviyorum, dolayısıyla çalışmak benim için tam olarak çalışmak değil. Sevdiğim işi yapmak. Ancak nefret ettiğiniz bir işte, düşük maaşa çalışıyorsanız işler değişir. Mesela, ek geliriniz var mı, kira gibi, faiz gibi, temettü gibi. Bunlar varsa başarılı olma ihtimaliniz artabilir. Ya da Day Trade seviyor musunuz? Ben mesela Day Trade’den hiç hoşlanmıyorum. Tüm gün ekran başında, grafiklere zombi gibi bakmak istemiyorum. Scalp hele, intihar.

İşimi yapıp, kitabımı okuyup, müziğimi dinlemek, ailemle zaman geçirmek istiyorum. Ekran bağımlılığı sevmiyorum. Hayat-İş-Trade dengesini kurmayı önemsiyorum. Bunlardan birisi ağırlığını arttırırsa rahatsız oluyorum. En iyi dengeyi de böyle buluyorum. Ayrıca borsaya bakış açısı da önemli. Ben borsayı ana gelir değil ek gelir olarak konumladım hayat planımda. Ana gelirim ve ana işim farklı. Ek gelir olarak bakınca, “ya bu iyi bir trade fırsatı değil, acelem de yok, daha iyi fırsatları bekleyeyim” diyebiliyorum.

Daha yazacak çok şey var, ancak şimdilik bu kadar yeter. Özetle, ben borsanın hayatımı ele geçirmesini istemiyorum. Sürekli ekran başında olmak istemiyorum. Tek gelir kaynağı olarak piyasanın sivri dişleri arasından ekmek kapmaya çalışmak istemiyorum. Benim için hayatın özeti denge. Borsaya çok daha fazla para ayırma fırsatım varken, onu da üst tarafta limitliyorum. Çünkü bunların hepsini yaşadım, dayağını yedim, tecrübe ettim. En optimumunu bu şekilde buldum. Swing Trade de hem işimi yapıp hem borsada trade etmemi sağlayabiliyor, ondan da çok mutluyum. Bazen borsa gelirim, ana gelirimin üstüne çıkıyor, o tür zamanlarda çok mutlu ve motive oluyorum. Daha ne ister ki bir insan?

Evet, yazının sonuna gelirken, toparlayayım. Sadece borsadan geçinebilmek imkansız değil, ama kolay da değil. Pek çoğunuz borsanın hep boğa piyasasında tanıştınız belki borsayla. Bir ayı piyasası görün, aldığınız direkt düşmeye başlasın, işler değişecek. Yani, işler zorlaşacak. Acele etmeden, iyice öğrenmeye odaklanın, hiç bir şey kaçmıyor. Kendinizi yeterli hissettiğinizde, şartlar ve koşullar da müsaitse, tam zamanlı trade etmeyi deneyebilirsiniz. Aklınızda kalacağına, deneyin, görün. Ama beklentilerinizi şişirmeyin.

Yani, kolay olmadığını bilin dostlar. Hele hele, buradaki, Twitter’daki höstadların, kolpacıların, hiç kaybetmeyenlerin, hep kazananların, en dipten alıp en tepeden satan dolandırıcıların, her gün %10 yakalayanların yarattığı sahte algıya kesinlikle kanmayın. Kazın ayağı öyle değil. Daha bir sürü şey yazacaktım, yine sığmadı. Uzun bir yazı oldu. İlerleyen günlerde yine eklerim belki bir şeyler, ikinci yazı olarak. Siz sorularınızı, yorumlarınızı mutlaka ekleyin ki ikinci yazıya malzememiz olsun. İyi akşamlar, selamlar herkese.

Not: Yazılarımı beğeniyorsanız aşağıdaki butonları kullanarak sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilir, ailemizi genişletebilirsiniz. Destek olmak istiyorsanız da toz almayı unutmayın. Toz almak da nedir diyorsanız lütfen Twitter’dan DM atın 🙂

Print Friendly, PDF & Email

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir