Neden 100.000TL Sabit Sermaye ile İşlem Yapıyorum?

Dostlar selamlar. Yine, yeni bir yazıyla karşınızdayım. Eski takipçilerim iyi bilir, Borsa’da al sat yapmak için ayırdığım para her daim 100.000 lira. 100.000 üstü kazandığım her parayı çekiyorum, kaybettiğim zaman ise paramı 100.000’e tamamlıyorum. Ek olarak, bir kuralım daha var, o da al-satlarımı mutlaka portföy bazında yapıyorum ve portföyümde 4 veya 5 kağıt oluyor. 4’ün altı veya 5’in üstü kağıt barındırmıyorum. Bazı arkadaşlar özellikle neden kazandığım parayı içeride tutup sermayeyi büyütmediğimi, neden bu kadar başarılıyken daha fazla parayla veya daha fazla hisseyle işlem yapmadığımı soruyorlar. Gayet mantıklı sorular.

Yani, bu soruların sorulmasını anlayabiliyorum. Son zamanlarda sıklığı iyice arttığı için de, bu konuyla ilgili bakış açımı sizlere anlatmaya karar verdim. Bu zincirin sonunda neden kazandığım parayı içeride tutmadığımı, neden daha fazlasıyla işlem yapmadığımı anlayacaksınız.

Hikayemi bilen bilir, şu piyasada nerede ne yaşanıyorsa (kripto piyasası hariç) yaşadım. Scalping, Day Trading, Uzun Vade Değer Yatırımcılığı, Bilanço Bazlı Yatırım, Forex, İkili Opsiyon, Viop, Borsa. Bir ara 1 dakikalık grafiklerde bile işlem yapıyordum (manyaklığa bak 🙂 )

İyi kötü, 10 yıldır bu piyasadayım, son 4-5 yıldır da cevabı bulduğumu düşünüyorum. Swing Trade ve Price Action, bu piyasadan benim beklediğim her şeyi bana veriyor, iyi de kazanıyorum şükür. Ancak Swing Trade ile para kazanmaya, onunla tanışır tanışmaz başlamadım tabi ki. Bazı dersler aldım, bazı dayaklar yedim, bu dayaklar sonunda bazı kurallar koydum, bozdum, tekrar koydum. Kurallarıma ince ayar yaptım, bazılarının duvarlarını yükselttim, bazılarının altında kaldım. Derken şu an bayağı sert kurallara sahip bir trade sistemi oturttum.

Bu kuralların en büyüklerinden biri de işte bu “Çok büyük bir istisna olmadıkça 100.000’in üstü parayı borsa’ya sokma ve ortalama 4 veya 5 hisse taşı (ne 4’ün altı, ne 5’in üstü)”. Peki neden bu kuralım bu kadar sert ve esnetilemez? Tabi ki bir hikayesi var. Sanırım 2015 idi. Yılını tam hatırlamıyorum. Tüm bu trade duraklarımdan sonra son durak olarak Swing Trade’i benimsediğim, “aha, bu işi çözdüm galiba” dediğim zamanlar. Haftalık grafiklere geçişim,temiz ekranla tanışmam, indikatörsüz analizler, mumlar.

Her trade’imin mükemmel sonuçlandığı, ciddi paralar kazanmaya başladığım zamanlar. İlk defa içimde “ulan ben kaybettiğim her parayı buradan çıkartırım, bu iş o kadar da zor değilmiş, formülü buldum” dediğim günler. Tam bir zafer sarhoşluğu. Pozisyon açıyorum, kapatıyorum, kar yazıyorum, bunu sürekli tekrar etmeye başladım. Havamdan geçilmiyor. Elimi attığım her kağıt yükseliyor. Her analizim süper sonuçlanıyor. Bu bana inanılmaz bir özgüven, inanılmaz bir ego kazandırıyor.

Yavaştan içerideki parayı büyüteyim diyorum. 20.000 ile %10 kazanacağıma, 50.000 ile %10 kazanırım diyorum. Hayaller kuruyorum. İçeride parayı büyütüyorum. Hem kazancımla besliyorum, hem dışarıdan para sokuyorum içeriye. Gördüğüm her kağıda risk yönetimi, para yönetimi, trade psikolojisi demeden dalıyorum. Yeri geliyor tüm paramı tek hisseye yatırıyorum, paçal yapıyorum, yeri geliyor 10 hisse alıyorum. Çevreme ders veriyorum, insanları ve piyasayı küçümsüyorum vesaire.

Arkadaşlar, tüm bu ego, tüm bu özgüven, tüm bu coşku sadece 1 günlük eksi açılışa bakar biliyor musunuz? Sabah uyanırsınız, seansın açılışını beklersiniz, tüm paranız tek hissededir. Eksi %10 açar ve eliniz ayağınıza dolaşır, panik olursunuz. Ne yapacağınızı bilemezsiniz. Kağıt aksi gibi düştükçe düşer, düştükçe siz daha alttan alırsınız, çünkü egonuz yanlış yaptığınızı kabul etmenize izin vermez. Bile bile lades olur, tek hisseye hep para yatırırsınız. Stop olmazsınız. Kendinizle, piyasayla inatlaşırsınız.

İşte o günlerden birini yaşadım, tüm yukarıda saydığım hataları yaptım. 20.000 ile kaybettiğim bana koymayacakken, 120.000 ile kaybettiğim paniğimi daha da arttırdı. Stop olamadım, öyle izledim piyasayı. İçeriye para soktum ama bu sefer alttan alıp maliyet düşürmek için. 20.000TL ile bunu yaşasam, “dayağımızı yedik şükür, stop olup çıkıyorum piyasadan” derdim, 120.000 ile bunu yaşayınca “abi bu kadar parayı kaybedemem, olamaz, bu para çok büyük, acilen geri kazanmam lazım, stop olamam” dedim.

Anladım ki para büyüyünce risk büyüdü. Risk büyüyünce o hep övündüğüm soğukkanlılığım, sakinliğim, rahatlığım, kolay karar alma ve uygulama becerim bitti. Riski hep sabit bir şey zannederdim, öğrendim ki değişkenmiş ve büyük risk, çok büyük riskmiş.

Özetle, o günlerde olabilecek her türlü hatayı yaptım. O kötü günlerden çok ciddi paralar kaybederek, kol keserek çıktım. Ancak unutulmayacak çok büyük dersler aldım.

  • Ders 1: Kesinlikle zafer sarhoşluğuna kapılma.
  • Ders 2: Piyasanın seni içine çekmesine kesinlikle izin verme.
  • Ders 3: Piyasayla aranda mutlaka mesafe olsun.
  • Ders 4: Sermayeni hep “paranı her an çekip zararı kabul edecek” büyüklükte tut.
  • Ders 5: Riski kesinlikle 1-2 hisseye bölme. En az 4 hisselik portföy yap.
  • Ders 6: Hepsinden eşit al, hepsinin riski/kazanç potansiyeli aynı olsun.
  • Ders 7: Piyasayla savaşma
  • Ders 8: Bu iş ana gelirin değil, yan gelirin, ona göre davran.
  • Ders 9: Paçal yapma, kayıp pozisyona ekleme.
  • Ders 10: Her şeyi en basit şekilde, en yönetilebilir şekilde tut.

Bu derslerden sonra kendime bir kural belirledim. Borsa’da hep belirli sabit bir sermaye ile ve 4-5 hisse senedi ile portföy bazlı işlem yapacağım dedim. Bu kuralımı da hiç bozmadım. 100.000TL’nin yarattığı gelir bana yetiyor. Riskini de yönetebiliyorum. Dedim ki “bu işi bir işletme gibi yöneteceğim. İşletme sermayem hep sabit kalacak, kazandığımı çekeceğim. Kaybettiğimi tamamlayacağım. Fazlasında gözüm yok”. Gerçekten de öyle yönetmeye başladım.

Hiç bir zaman “borsa’dan zengin olayım” hayalim olmadı, hep borsayı ek gelir olarak gördüm. Biliyorsunuz, sevdiğim ve iyi kazandığım, kariyerli bir işim var. Hayatımın bu dengesi, borsa’daki zenginlik illüzyonuna kapılmamamı sağladı. Borsa’da yaptığım işlemlerle bazen aylık maaşımdan çok daha fazla kazanıyorum ancak inanın daha fazlasında gözüm yok. Çünkü daha fazlasında gözü olanların yediği dayakları biliyorum, bir çoğunu da ben yedim.

Bu işte ne zaman ki hayal kurmaya başlarsınız, piyasa ayaklarınızı yerden keser ve anında düşersiniz. O yüzden, amacım “sürdürülebilir ek gelir”. Bu yolla ilerliyorum, 3-4 seneden beri de oldukça başarılı olduğumu düşünüyorum. Piyasa benden büyük, piyasa o ay ne verdiyse onu alıyorum, benden ne aldıysa “eyvallah” diyorum. Kesinlikle inat etmiyorum, büyüklük taslamıyorum. Fiyatı, mumları, price action’ı izliyorum. Hep birinci olmak zorunda değilim, ikinciye de ödül var. Üçüncüye de ödül var.

Amacım para kazanmak, stressiz, sinirsiz, hırssız, sürdürülebilir para kazanmak. Dolayısıyla riski bölüyorum, paramı sabitliyorum, işimi kolaylaştırıyorum. Hırs, zenginlik hayalleri, kısa yoldan köşeyi dönme bu işi kumarhaneye çeviriyor. Burası kumarhane değil dostlar.

Özetle, Bir Trader’ın başarı hikayesi, piyasadan para karşılığı (para batırarak) aldığı derslerden ne öğrenebildiğiyle doğru orantılıdır. Bu piyasada dersler, diğer tüm piyasalardan daha pahalıdır. Bu derslere iyi paralar batırarak ulaştım. Kuralları esnetmeye niyetim yok 🙂 Dinlediğiniz için teşekkürler dostlar. Yine çeneme vurdu, kaç paragraf olmuş, vay maşallah. Daha da bir sürü konu var, özetleyerek anlattım ha. Kitap yazılır bu zincirlerden. Neyse, sağolun, varolun, herkes kendi formülünü bulsun bu piyasada inşallah. Selamlar.

Not: Yazımı sevdiyseniz lütfen aşağıdaki paylaşım butonlarından sosyal medya hesaplarınızda paylaşın ve sitenin masraflarını kendi kendine çıkarmasını istiyorsanız sabah 1 kez, akşam 1 kez olmak üzere toz alın. Desteğiniz için sonsuz teşekkürler.

Print Friendly, PDF & Email

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

4 Comments on “Neden 100.000TL Sabit Sermaye ile İşlem Yapıyorum?”

  1. Naçizane şunları eklemek isterim. Belirttiğiniz gibi sermaye ve kar ayrımını yapmak ve belirlemek çok önemli.Buna ek olarak şahsen şunları önemsiyorum.
    1.si karın yedeklenmesi: Sizin portföyünüz üzerinden gidersek portföyün ödenmiş sermayesi 100.00,00 TL kabul edelim. Oran herkese göre değişir ancak şahsen ilk oran olarak %2 yi tercih ediyorum. Bu sermayenin %2si kadar realize olmuş kar oluşana kadar karı hiçbir yerde kullanmıyorum. %2ye ulaştığında bunu nakit veya gram altın olarak yedekliyorum ve excelde bunu olağanüstü yedek olarak sınıflandırıyorum ve devam eden hesap dönemlerinde elde edilen karın belli kısmını buraya aktararak kuvvetlendiriyorum. Bu yaklaşımın şöyle bir faydası oluyor. Stop loss, trade etmede kaçınılmaz bir mesele. Ancak sermayenin dışında elde edilen karın bir kısmı bu şekilde yedeklenmediğinde stop loss sonucu oluşan zarar sermayeden gidiyor algısı oluşuyor ve sermayeyi kaybetmeyi de kabullenemediğimizden stop loss yapamıyoruz ve zarar daha da büyüyor. Sonrası ise malum yıllarca sürebilen bekleyişler, psikolojik yıpranmalar. Karın, bir kısmı yedeğe aktarıldığında ve onu ne sermaye ne de elde edilmiş bir kar gibi görmediğimizde hem işlem yaparken sermayeyi kaybetme korkusu ortadan kalkıyor hem de bir şirket gibi portföy yönetilmiş oluyor.
    2.si ise kapanmış pozisyon ile mevcut pozisyonları ayrıştırma konusu. Genelde istiyoruz ki tüm hisselerde ayrı ayrı ve overall da karda olalım. Ancak bu genelde pek mümkün olmuyor. Kapanan pozisyonlardaki karı sermayeden ayırt etmediğimizde ve karda yedekleme yapmadığımızda genellikle hatalı kararlar veriyoruz. Örneğin bir hissede zarardaysak overall da karda olayım sermayeden gitmiş olmasın diye kardaki hissede erken satış yapıyoruz yani karda oturamıyoruz. Bu da büyük kazançları kaçırmaya neden olabiliyor.

  2. Durmamalısınız..bu işe başladığınızda 100 bin tl yi yönetecek iradeye ve para yönetimi risk yönetimi konularında yeterince bilgiye sahip değildiniz ama şuan bu parayı yönetebiliyorsunuz o zaman durmayın ve kendinizi geliştirmeye devam edin 200 bin tl sermayeyi yönetmek için çalışın elbet bir gün 200 bin tl sermayeyi yöneticek iradeye sahip olucaksınız ve daha sonra 300 bin daha sonra 500bin.. benim felsefemde durmak yoktur akan bir su her zaman yolunu bulur ve zaman bir sn olsun durmaz

  3. Kişisel tercihler onlarca durumdan süzülüp tam size göre olan kararlardır. Ne güzel kendi kararınızı bulmuşsunuz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir