Bir Çırağın Borsa ile İmtihanı (2/2)

Bu yazı, sevgili Safa’nın, ilkini yaklaşık 10 gün önce paylaştığım güzel yazı dizisinin ikinci ve son yazısı. Kendisini Twitter hesabından takip etmeyi unutmayın. (Twitter hesabı: @demensmagnet)

Tekrar merhabalar. Önceki yazımda hikayeme kısaca bir giriş yapmıştım. Umarım paylaştığım kaynaklar sizler için de faydalı olmuştur. İlk yazımda belirttiğim gibi, bu sefer okuduğum kitaplardan öğrendiğim “oyun planı” kavramını ve gelişimime katkısı olduğunu düşündüğüm bazı alışkanlıkları anlatıyor olacağım.

Bahsettiğim gibi bir yandan gece uykumdan da çalarak, geçmiş verilerle hisse analiz ederken, diğer yandan da bir çok borsayla ilgili kitabı okumaya devam ettim. Dikkatimi çekenleri sistematiğime dahil etmeye çalıştım. Meraklısı olursa diye kitapların çoğunu aşağıda yazıyorum. Hepsi İngilizce olduğu için özür dilerim. Türkçe kaynak bu anlamda maalesef yeterli olmuyor. En çok faydasını gördüklerimin yazı tipini kalın yaptım.

  • Way of the Turtle, Curtis Faith
  • Moving Averages 101, Steve Burns
  • Trade Your Way to Financial Freedom, Van Tharp
  • Buffet, Making of an American Capitalist, Roger Lowenstein
  • The Universal Principles of Successful Trading, Brent Penfold
  • The Intelligent Investor, Benjamin Graham
  • The Big Secret for the Small Investor, Joel Greenblatt
  • The Power of Japanese Candlestick Charts, Fred Tam
  • Profitable Day and swing Trading, Harry Boxer
  • Day Trading and Swing Trading The Currency Market, Kathy Lien
  • The Swing Trader’s Bible, Matthew McCall
  • Buffet Beyond Value, Prem Jain
  • Candlesticks, Fibonacci and Chart Pattern Trading Tools, Robert Ficher
  • Swing and Day Trading, Thomas Bulkowski
  • Behavioral Finance and Investor Types, Micheal Pompian
  • The Art of Technical Analysis, Ed Carlson
  • Trend Following, Michael Covel
  • University of Berkshire Hathaway, Daniel Pecaut

Bu kitaplardan kendime kattıklarım çoğunlukla bakış açısı ve psikoloji ile ilgili oldu. Herhalde en önemli katkı “oyun planı” kavramını öğrenmem oldu. Bir oyun planına sahip olabilmeniz için sisteminizin aşağıdaki bileşenlere sahip olması gerektiğini anlatmış bu işin profesyonelleri. Mantıklı olan her bilgiyi kendime dahil etmeyi alışkanlık edindiğim için oturdum bunun için de çalıştım.

  • Hisse takip listesi.
  • Hangi zaman aralığında trade edeceğiniz (günlük, haftalık vb.)
  • Pozisyon büyüklüğü hesabı (Position sizing)
  • Al ve Sat için sinyal üreten bir sistematik (mum formasyonları, breakoutlar vb.)
  • Kazanç/risk hesabı
  • Stoploss belirlenmesi
  • İşlem günlüğü ve işlem performansı takibi
  • Backtest yapmak

Aşağıda bu başlıklar altında ne yaptığımı özetlemeye çalıştım. Sorular olursa bazı başlıklar altında detaya da girebilirim başka yazılarda.

– Hisse takip listesi tutmak: Hisse takip listesi olarak Trading View’i kullanıyorum. Renk etiketlerini kullanarak, radara giren hisseleri etiketliyorum. Günlük ve haftalık olarak gözden geçirmeler yapıyorum.

– Hangi zaman aralığında trade edeceğinize (günlük, haftalık vb.) karar vermek: Günlük ve haftalık grafiklerle çalışıyorum. İkisinin arasında bir denge oturtmaya çalışıyorum. Amacım kritik yerlerde ‘günlüğe dönmek’, ortalık sakinken ‘haftalık’ta devam edip, gereksiz sinyaller ile (buna gürültü diyorlar) dikkatimi dağıtmadan kârda oturmaya devam etmek.

– Pozisyon büyüklüğü hesabı yapmak (Position sizing): Teknik olarak kendime kattığım en önemli detay, risk yönetimi kapsamında ‘position sizing’ and ‘average true range (ATR)’ oldu. Kitaplarda, Twitter hesaplarında, youtube’ta işin profesyonelerinin ‘işler yolunda gitmezse ne kadar para kaybedeceklerini’ hesaplayarak işlem yapmaya karar verdiklerini gördüm. Kazanç/kayıp oranı ile de girecekleri riskin buna değer olup olmadıklarına bakıyorlardı. Çok mantıklı geldi, bunu mutlaka sistemime katmam gerektiğini hissettim. Hemen position sizing hesaplayacak bir excel yaptım. Alım yapmadan önce ne kadarlık alıp yapacağıma bunu kullanarak karar vermeye başladım. İnanın bu gerçekten psikolojik açıdan çok önemli. ‘Zaten 3.000 TL kaybı göze almıştım, işler hesapladığım gibi gitmedi, yapacak bir şey yok’ dedim ve stoploss’u çok rahat uyguladım. Bunu yapmadığınız zaman hisse eksi yazmaya başladığında, ‘buradan döner mi’, ‘biraz daha alıp maliyetimi düşürsem mi’ vb. iç sesleri eşliğinde duygusal olarak kağıdı elinizde tutmaya meyilli oluyorsunuz. Ancak ne kadar kaybedeceğinizi göze aldığınızda, bu iç sesler susuyor, tecrübeyle sabit.

– Al ve Sat için sinyal üreten bir sistem kurmak (mum formasyonları, breakoutlar vb.): Ağırlıklı olarak mum formasyonlarına göre al-sat sinyali üreten bir sistem uyguluyorum. Aynı zamanda breakout’larda da %3 kuralı uygulayarak al sinyali takip ediyorum.

– Kazanç/risk hesabı yapmak:   Kabaca hisseyi aldığım yer, stoploss fiyatı ve gidebileceğini düşündüğüm hedef fiyata göre kazanç/risk hesabı yapıyorum. Oranın 3/1 olmasına gayret ediyorum. Hedef öngörürken formasyon hedefleri, kuvvetli direnç noktaları, hareketli ortalamaları dikkate alıyorum.

– Stoploss belirlemek: Genelde Mum formasyonlarına, kuvvetli desteklere göre stoploss belirliyorum. Eğer böyle bir nokta yoksa ATR değerine göre stop seçiyorum.

– İşlem günlüğü tutmak: Excel’de işlem defteri tutuyorum. Hangi maliyetten kaç hisse aldım, ne zaman aldım, ne kadar kar/zararla aldım sattım vb. verileri takip ediyorum. Bir hisseyi neden aldım, neden sattım, alırkenki yorumum neydi sonra nasıl gitti, duygusal davrandım mı, vb. detayları işlem defterine not alıyorum. Bunlardan ders çıkarmaya çalışıyorum. Bir ders çıkardıysam bunu mutlaka sistemimde kullanıyorum. Örneğin boğa tuzağına dönüşen bir break-out alımım oldu. Stoploss olarak sattım. Breakout’larla ilgili çalışırken ‘%3 breakout onayı’nı öğrendim. Sonraki alımlarımda breakout çizgisinin üzerine %3 çizgisi çizdim ve bunu geçmedikçe hisse almadım. Beni birçok boğa tuzaklı alımdan korudu, faydasını çok gördüm. O yüzden sistemimin önemli bir parçası, sinyal üreticisi oldu.

İşlem performansını takip etmek: İşlem performansımı takip etmek için kaç işlemim kâr ile sonuçlandı, kaçı zararla kapandı, ortalama işlem başı ne kadar kazandım, ne kadar kaybettim takip ediyorum. Bunu işlem günlüğümü kullanarak yapıyorum. Kendi durumumdan örnek verirsem bugüne kadar %41 kârlı işlemim var. Kazandığım zaman 3x kazanıyorum. Kaybettiğim zaman 0,8x kaybediyorum. Bunu şöyle düşünebilirsiniz, 30.000 kâr yazarken 8.000 zarar ediyorum. Kazanç/zarar oranım 3,68. Bu oranın düşüyor olması iyi bir durum değil. Bunu genel gidişatımı takip etmek ve oyun planımı güncellemek için kullanıyorum. Kazanç/zarar oranımı yükseltmek için yapılması gereken belli, bir işlemden kazandığınız parayı arttıracaksınız ve zararınızı da az tutmaya çalışacaksınız. Sürekli takip edince, bu sizi uyarıyor ve sizin yoldan çıkmanızı engelliyor. Tabi kulak verirseniz.

– Backtest yapmak: Oturttuğum sistemi geriye dönük test ediyorum mutlaka. Sistemime yeni bir ekleme yapacaksam önce geçmiş verilerle test ediyorum. Tabi hiç bir backtest gerçek durumu yansıtmıyor, ancak genel olarak fikir sahibi olmak, yeni eklemelerinizde tecrübe kazanmak için gerçekten önemli.

Yukarıda yazdığım tümüne ek olarak, gelişimimdeki önemli alışkanlıklardan bazıları da şunlardır sanırım:

  1. Disiplini elden bırakmadım. Karar verdiğim sisteme mutlaka uydum. Duygularımın kararlarımı etkilemesine çoğunlukla izin vermedim. Arada duygusal kararlarım da oldu ama cezasını zararla çektiğim için sistemimden sapmamaya karşı daha dirençli oldum. Bunu yaparken hatalı çizim nedeniyle erken stop olduğum hisse de oldu. ‘keşke satmasaydım’ demedim. ‘Sistemim buydu, sattım. Sistemde düzeltmem gereken nedir onu bulmalıyım’ dedim. Sürekli sistemimi iyileştirmeye çalıştım. Ne yapın edin, sisteminize olan güveni sakın bırakmayın. Sonradan hatalı olduğu ortaya çıksa da sisteme göre hareket edin. Odağınızı onu iyileştirmeye verin.
  2. Kısa süreli getirilere odaklanmadım. Önemli olan uzun vadede sürekli getiri sağlayacak bir yapı kurmam olduğuna inandım. %5-6 kaçan fırsatların arkasından koşturmadım, uzun süreli düşündüğünüzde bir kaç günlük, hatta haftalık bir trendi kaçırmanızın bir önemi yok. Çünkü öğrenme aşamasındasınız, kaçan balıklardan ders çıkardığınız sürece panik yapacak pişman olacak bir şey yok. Bu demek değil ki, kaçan balıklara üzülmedim. Üzüldüm ama bunların disiplinimi bozmasına izin vermedim. Kendi kendime sürekli uzun vade getiriye odaklanmam gerektiğini söyledim.
  3. Sistemime uymayan Twitter hesaplarını takibi bıraktım. %4-5 için day trading yapmak gibi bir derdim olmadı. Kulağa güzel geliyor ancak uzun vadede sürdürebileceğim bir sistem ve tarzım değildi.

Bu yazıyla birlikte 2 yazılık dizi bitmiş oluyor. Umarım faydasını görürsünüz. Detayına inilmesini istediğiniz konular var ise yorum yaparsanız, üzerine ayrıca yazılar yazmaya çalışabilirim. 

Okuduğunuz için teşekkürler.

Safa (@demensmagnet)

Print Friendly, PDF & Email

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir