Muhtemelen Kimse Sana 20’li Yaşlarda Bunu Açık Açık Söylemedi, Gel Ben Söyleyeyim

Hayatta ne olursa olsun şaşmadığın, değiştirmediğin, esnemediğin değerlerin olmalı abi, yoksa toprağına yeterince yerleşmemiş hiçbir ağacın ilk terslikte kopup gitmeyi önleyecek kökleri ya da bağları bulunamaz.
Dürüstlük, dakiklik, çalışkanlık, netlik, samimiyet, hiç bilmiyorum hangisi ama ne olursa olsun elinden bırakmadığın, seninle anılan birkaç değer şart.
Çünkü hayatta her daim herkes bir şeyler söyler, herkes birilerinin rüzgarıyla bir yerlere savrulur, ama bizi biz yapan şey değişkenlerimiz değil sabitlerimizdir.
Bunları uzun uzun yazmayayım şimdi ama şunu unutmamak gerekir, insanlar seni karakterinle hatırlıyor. “aa o mu ya? feci çalışkandı herif, bu kadar motivasyonu nasıl buluyordu anlamak mümkün değil” diyorlar. Ya da “herif hiçbir zaman, hiçbir buluşmasına 1 dakika bile geç gelmezdi” diyorlar. Ya da “adam dobraydı abi, içi dışı birdi, yapıştırıyordu lafı, eyvallahı yoktu” diyorlar.
Asıl duruşun bu olduğunu düşünüyorum.
Para gider, unvan düşer, pozisyon değişir, oturduğun makam sandalyeleri kırılır, ama sen her zaman sensin. Hayatın en pahalı, en değerli para birimi de senin güvenilirliğin, sözünde duruşun, arkandan “bu adam düzgündü” dedirten şeylerin.
Bu tabi kolay değil, bir insanın bu kıvama gelmesi için biraz görmüş geçirmiş olması, biraz da gözlem yapabiliyor olması gerekir. Kişi görüp geçirmediği zaman, görüp geçirenlerden öğrendiğiyle kişileşiyor, öyle olgunlaşıyor, öyle büyüyor.
Benim görmüş geçirmişliğimden -nacizane- 3 tane temel dersim var, şimdi sizlerle onu paylaşacağım.
1. Öğrenmek Kazanmaktan Önce Gelir.
Ne demek istiyorum? Kimse sana bunu belki direkt söylemez, ben söyleyeyim. 20’li yaşların para kazanma dönemi değildir. Kabul et ya da etme, bu yaşlarda para kazanmayı önceliklendirirsen kimse sana güvenmez, kimse sana işin sırrını açmaz, kimse seni yanına almaz, kimse senin elinden tutmaz.
Bu yaşlarda öğrenmek ve katkı sunmak zorundasın. Kendi işine, çalıştığın kişilere veya şirkete. Bu dönemde az kazanacak, çok vereceksin. Bazen hak ettiğinden daha az değer göreceksin, no problem. Çok çalışıp karşılığını alamadığını düşüneceksin, no problem. Mücadeleye devam etmek zorundasın. Çünkü sen hızlı bir koşudan ziyade uzun bir maratondasın. Keyfini çok sonraları yaşayacağın bazı özverilerde, bazı fedakarlıklarda bulunmak zorundasın.
20’li yaşlarda asıl yatırımın paraya değil, network’e, ustalığa, becerilere, yetkinliklere olmalı. Eğer milyonda bir değilsen, 20’li yaşlarda zengin olmayacaksın, 20’li yaşlarda efsane bir kariyerin olmayacak, 20’li yaşlarında business class uçmayacaksın, 20’li yaşlarında VIP ağırlanmayacaksın.
Ama 30’lu 40’lı yaşlarında bunları yapabilecek temeli atacaksın.
Bir mentör bul, kitaplar oku, videolar izle, birilerini dinle, eğitimler al, sokağa çık, iş bul, çok çalış hiç fark etmez, gelişime, öğrenmeye ve dinlemeye açık ol. Önce öğren, sonra kazan.
2. Ne Olursa Olsun Mücadele Hep Olacak
Hayat dümdüz gitmiyor, gidemez, gitmeyecek. Düş, kalk, tozları silkele, tekrar koş, tekrar düş, tekrar kalk, tekrar tozları silkele. Tüm hikayenin tek cümlelik özeti aslında bu. Bazen galiba bittim diyorsun, bazen başarını kutlamak için kadeh kaldırıyorsun. Yin – Yang hikayesi yani. Bazen her şey üst üste geliyor, bazen ilişkiler bozuluyor. Bazen iş yerinde rekorlar kırıyorsun, bazen iş arkadaşlarının hepsiyle kavga ediyorsun.
Tüm bu süreçte şunu bilmek gerekir, düşmek sorun değil, asıl sorun kalkamamak. Mücadele zorlaştı diye orada bırakmamak gerekir, zorlaştıysa unutma ki orada büyüme vardır.
Mücadele ancak tüm hikaye anlamsızlaştığında bırakılabilir, yoksa hikaye zorlaştı diye mücadeleyi bırakanın mutlu sona ulaştığı görülmemiştir.
Yetenek çok kişide var ama dayanıklılık seni öne geçirir. Herkes sıçrayabilir ama en uzağa sıçrayanlar en kötü günlerinde dahi sıçrayabilenlerdir.
Dayanıklılık bir kastır, kendi kendine gelişmez, çalıştırmazsan erir. Fiziksel olarak aktif ol, yürü, terle, vücudunu mücadeleye hazırla. Zihin kadar bedeni de önceliklendir.
Düştüm diye sakın üzülme, “Ben düşmem” diyen insanın düşmediğini, “Ben kalkarım” diyen insanın da kalkamadığını ben daha hiç görmedim.
Konuşmaya çekindiğin kişiyle konuş, toplantıda el kaldır, hiç girmediğin yollardan yürü, reddedilmeyi göze al.
Çekinme, bilerek kendini rahatsız et. Konfor alanı büyüme alanı değildir, gelişimde rahatsızlık vardır, huzursuzluk vardır, böyle böyle büyür insanlar, unutma.
Kontrol edemediklerine değil, edebildiklerine odaklan, şartlar kötüleşebilir, haksızlıklar yaşanabilir ama ya şikayet edersin ya bir adım daha atarsın, sen seç. Bir ayağını diğerinin önüne koyarsan yürümeyi öğrenirsin, unutma.
3. Yaptıklarından Pişman Olma
Bir klişe vardır biliyorsun, “insanlar yaşlanınca yaptıklarından değil yapmadıklarından pişman olur” diye. Çok doğrudur. Konuşmadığın için, denemediğin için, o adımı atmadığın için, o işi yapmadığın için, o yolu merak edip yürümediğin için PİŞMAN OLABİLİRSİN, sakın bu fırsatları kaçırma.
Ne kaybedebilirsin en kötü? Ölümün olduğu bu dünyada daha kötü ne olabilir insanın başına gelen?
Tabi ki her deneme başarıyla bitmez, daha çok denersen, daha çok ıskalarsın, ama en azından “denedin” abi, nehri geçmekten deli gibi korkanlar nehri geçerken akıntıya kapılanlara GÜLEMEZ. Biri çabadır, diğeri atalet. Aradaki farkı anla.
Pişmanlık hareketsizliğin bedelidir, hareket edersen ya kazanırsın, ya öğrenirsin, anla.
Magic Jonhson’ın bir hikayesi var, tüm bu gevezeliği onunla bitireyim.
Magic Johnson kariyerinin başında, Lakers soyunma odasında bir sahneye tanık olur. Bir baba ve oğlu, Kareem Abdul-Jabbar’dan imza ister. Kareem çocukla da, babasıyla da ilgilenmez, geçip gider.
Çocuk buna çok üzülür, büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Bunu gören Magic Johnson çocuğun yanına gider ve şöyle der:
“Üzülme, belki bir gün ben de Kareem kadar iyi olurum, gel beraber fotoğraf çekilelim”
Fotoğraflar çekilir, hatıra imzaları atılır, Magic Johnson çocukla zaman geçirir, onu iyi hissettir.
Yıllar sonra Magic’in kariyeri HIV nedeniyle biter. Sonraki dönemde hayatı sarpa sarar. Bir işinden dolayı paraya çok ihtiyacı oluşur.
Ve hiç ummadığı bir zamanda şirketine kritik bir yatırım alır.
Yatırımcı kimdir biliyor musun?
Yıllar önce imza verdiği çocuğun babası.
Adam Magic Johnson’a şöyle der:
Bir gün, kimse mecbur değilken, sen bize nazik davranmıştın.
O an Magic Johnson’ın 2 dakikada gözlemlediği bir olay, 2 dakikada aldığı bir aksiyon yıllar sonra tüm hikayesini tamamlar.
İşte önce tohumları atalım, meyvelerini yiyeceğimiz zaman mutlaka gelecektir.
Mücadeleye devam.
Sevgili dostlar, Borsanın İzinden ekibi olarak size bir duyurumuz var.
Kripto para ekosistemine olan ilgiyi desteklemek ve bu dinamik dünyada güvenilir bir rehber olmak için yeni başlayanlardan deneyimli yatırımcılar kadar herkese değer katacak anlaşılır ve uygulanabilir bilgileri paylaştığımız Borsanın İzinden Kripto’ya hemen göz atabilirsiniz!




