Trade PsikolojisiTüm Yazılarım

Düşmek Zorunlu, Kalkmak Opsiyonel

Şu ana kadar elimden geldiğince bir şeyler okuyup kendime katmaya çalıştım, okuduklarım arasında en çok etkilendiklerimden biri Budizm’in “İkinci Ok Laneti” kavramıydı.

Buna “Double Curse” diyorlar.

Hayatta bildiğiniz gibi bazen bombok dönemler geçiriyoruz, bazı olumsuzluklar yaşıyoruz, bazı sıkıntıların içinden geçmek zorunda kalıyoruz.

Tertemiz, sıkıntısız yaşıyorum abi” diyen pek azdır.

Ancak diğerleriyle ayrıldığımız nokta genelde bu olumsuzluklara verdiğimiz tepkiler oluyor.

Eğer bu olumsuzluklara bir de biz, kendimiz ekstra bir başka olumsuz tavırla yaklaşırsak, işte bu kendimizi vurduğumuz ikinci bir ok oluyor.

Budistler buna “ikinci ok laneti” diyorlar.

Onların inanışına göre başımıza gelen olaylar kadar onlara verdiğimiz tepkilerin de yaşamımızı etkiliyor.

Yani, ilk ok bizi yaralayan gerçek olaylarken, ikinci ok o olayı zihnimizde büyütüp kendimize ikinci kez acı çektirmemiz oluyor.

Örneklerle gidelim,

Bir iş görüşmesi çok kötü geçti ve o işe kabul edilmediniz diyelim. Bu sizin için kötü bir gelişme çünkü o işe ihtiyacınız var ama o işi alamadınız. Bu birinci ok.

İş görüşmesinden çıktınız ve artık kendinizi yetersiz hissetmeye, sanki hiç iş bulamayacakmışsınız gibi düşünmeye, kendi yeteneklerinizi değersizleştirmeye başladınız. Bu da ikinci ok.

Birinci ok sizin kontrolünüz dışındayken, ikinci ok tam da sizin kendinize sapladığınız bir ok oluyor.

O yüzden bu haliyle aslında bu bir “lanet”

Ondan dolayı adı “Double Curse” / “Çifte Lanet”

İşin kötüsü ne biliyor musunuz, işin kötüsü, insanı asıl yıpratan şey kontrolünüz dışındaki dışsal olaylardan ziyade, onlara verdiğimiz bu içsel tepkiler. Asıl bundan yıpranıyoruz, asıl bundan zarar görüyoruz.

Başarısız bir sınav sonrası “bu dersten kesin kaldım abi ben” diyerek umutsuzluğa kapılmak bir sonraki sınava hazırlanmamızı engelliyor,

İş yerinde yapılan bir hata için günlerce kendimizi suçlamamız performansımızı düşürüyor ve iş ortamında negatif ayrışıyoruz,

Ya da bir arkadaşımızla yaşadığımız bir tartışmayı zihnimizde büyütünce çözüm daha da zorlaşıyor.

Bunların hepsi “ikinci ok” ve hepsini de kendimiz kendimize saplıyoruz.

Peki çözüm nedir?

Çözüm şu, olayları kişiselleştirmeyin, hiçbir olayı üstünüze alınmayın, hayat bir doğal akıştır, bazen ona çok iyi eklemlenirken bazen çok dışarıda kalabiliriz ve bu tamamen normal bir döngüdür.

Olayları kişiselleştirmek ve üstüne alınmak gerçeği değil zihnin ürettiği senaryoları büyütür, bu da ikinci okun tam kendisi oluyor aslında.

Bilinçli farkındalık ile yaşadığımız olumsuzlukları büyütmeden, hayatın her şeye rağmen bir şekilde devam ettiğinin idrakına vararak yaşamak gerekiyor.

Bildiğiniz gibi, birinci oklar mutlaka saplanacak, bundan kaçış yok, ancak en azından ikinci oku kendi kendimize saplamayalım.

Düşmek zorunlu, kalkmak opsiyonel.

Kalkan tarafta olalım.

Sevgili dostlar, Borsanın İzinden ekibi olarak size bir duyurumuz var.

Kripto para ekosistemine olan ilgiyi desteklemek ve bu dinamik dünyada güvenilir bir rehber olmak için yeni başlayanlardan deneyimli yatırımcılar kadar herkese değer katacak anlaşılır ve uygulanabilir bilgileri paylaştığımız Borsanın İzinden Kripto’ya hemen göz atabilirsiniz!

Ibrahim Babadagi

1984 yılında İzmir'de doğdum. Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olduktan sonra, çeşitli firmalarda satış yöneticiliği yaptım. 2009'dan beri finansal piyasalarda trading ile ilgiliyim.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu