Hey, Traderlar, Ağlamayı Bırakın ya da Veriyle Ağlayın!

Herkese merhaba.

Ağlamayı alışkanlık haline getirmiş ancak neden ağladığını bir türlü bilmeyen insanların ülkesi Türkiye. Haliyle, Türkiyenin wanna-be Trader’ı da sürekli ağlıyor, ancak niye ağlıyor kimse bilmiyor. Bunu konuşalım istiyorum biraz, hazırsanız.

Bugün 4 Ekim 2021. Gün sonuna kadar iyi giden endeks, yurt dışının açılmasından sonra çok kısa sürede çok sert düştü. Haliyle ortam ağlama duvarına döndü. Bugünkü düşüşten sonra iyice emin oldum, çoğu kişi sırf bir gürültüye eşlik edebilmek için, eksi bakiyeyi ve kendi sorununu (onunla yüzleşemediği için) kalabalıkla normalleştirmek için, sorumluluğunu pasifize etmek için ağlıyor. Bir sürü DM geldi Twitter’dan, vay hocam battık, vay hocam bıktık, vay hocam yine elimize verdiler, vay hocam yine eksilerdeyiz. Tamam, güzel, ağlamak işin en kolayı. Ama en azından insan neye ağladığını bilmez mi? Bilmiyor.

Ağlıyorsun ama niye, neye? Profit Factor’ün mü sıkıntıda, WLR mi düşüşte, Ortalama kazancın mı düştü, P&L’n eksi mi basıyor, stopların mı patladı? Hep sabit bir setuptan gol mü yiyorsun, normal işlem sıklığından daha mı fazla işlem yapıyorsun? Hayır. Hayır, çünkü ortalama bir trader(!) bunları takip etmeyi bırak, bilmiyor bile. Çoğu kişi profit factor tanımını yeni duydu, şimdi google’lıyor. Çoğu kişi son 10 trade’inin kaçı kazanç, kaçı stop onu da bilmiyor. Çoğu kişinin trade günlüğü yok.

Kimse performansını ölçmüyor, bir önceki çeyreğe göre nerede, bir önceki yıla göre year-to-date ne durumda, bu ay nasıl gitti, son zamanlarda üst üste yaptığı hata neydi, en çok hangi setuptan stop oluyor. Bunu bilen var mı aranızda? Bunu ölçebilen, takip edebilen var mı aranızda? Vardır mutlak ancak bir elin parmaklarını geçmez. E bu noktada ağlamak, verisiz, datasız, bilgisiz bir şekilde, neye ağladığını bilmeden gürültü çıkarmak değil midir?

Ben işin geyiğindeyim, bazen sizlerle, bazen kendimle dalga geçiyor, eğleniyor, gülüyor, Twitter’a da yazıyorum. Neden? Çünkü kendime güveniyorum, performansımı biliyorum, ay ay neredeyim takip ediyorum. Bir hata yaptıysam bu hatanın sebebi var datalarımda, bu çeyrek ne durumdayım, geçen yılın aynı çeyreğine göre nasılım, bu yıl bu güne kadar, geçen yıl aynı gün karşılaştırmam var. En azından veriyle, datayla, bilgiyle ağlıyorum. Ağlamam gerektiğini bana veriler söylüyor. Sonra da dönüp düzeltiyorum, “neyi yanlış yaptığımı” biliyorum çünkü. Ancak çoğunlukta bu yok. Bunu düşündüğüm zaman, hemen aklımın bir köşesinde saklı duran şu istatistik kendini hatırlatıyor: trading işinde başarı oranı ortalama %20-30.

Benim durduğum yerden bakınca, bu o kadar normal bir istatistik ki. Herkes bir “get-rich-quick” sevdasında, ölçen biçen yok, kendine göre kıyafet dikebilen yok, kendi cümlelerini kuran yok. Herkes damadın, ödünç takım elbiseyle düğüne katılan sakil arkadaşı modunda. Herkesin kurduğu cümleler kopya, sistem desen başka bir Trader’ın sistemi, bölük pörçük alınmış. Parmak izi yok, kişiselleştirme yok, karaktere göre yeniden oluşturma yok, çünkü zaman harcanmamış.

Herkes top çeviriyor ancak top başkasının. Dolayısıyla, o top ayağa bir türlü tam oturmuyor, bir türlü istenen hızda ve istenen etkide şut çekilemiyor, top ayaktan sürekli kayıyor. Herkes boşa ağlıyor, boşa koşturuyor, boşa takılıyor. Olan size ve zamanınıza, en kötüsü de paranıza oluyor. Bu para da terinizle kazandığınız, ay ay biriktirdiğiniz, fırsat maliyeti çok yüksek olan bir para. Yani burada kaybettiğiniz parayla belki çocuğunuzu özel okula gönderebilir, ailecek 5 yıl üst üste bir hafta her şey dahil harika bir otelde tatil yapabilir, belki bir iş kurabilirsiniz. Ancak buraya gelip hesapsız, kitapsız şekilde yakıyorsunuz parayı.

Bazen insan tabi ki “olmayacak herhalde” diye düşünebilir. Ancak insan bunu düşünürken bile “olmayacak çünkü elimde şu şu şu datalar var, bunlar bana olmayacağını söylüyor” der. Tez başka türlü savunulabilir mi? Tez başka türlü çürütülebilir mi?

Özetle baylar bayanlar, kimse mutfağa girmiyor ancak herkes sofrada dünyanın en lezzetli ekmeklerini istiyor. Ancak olmuyor işte. Ya ekmek pişirmeyi öğreneceksiniz ya da kendinize ekmek pişirmeyi iyi bilen birini bulacaksınız. Her ikisini de yapmayıp burada gelip ağlamak, “yine battık, yine bittik” demek, elinizde bir veri olmadan, bomboş iş. Lütfen büyüyün, bu işi bir profesyonel gibi ele alın ve ölçün. Bir çaycı bile kaç pul dağıttığını, kaç pul geri geldiğini, kaç çay sattığını biliyor. Performansınızı ölçün ki, en azından masa başına oturup “ben nerede hata yaptım” dediğinizde karşınızda bazı veriler olsun. Yoksa anca işte Twitter köşelerinde öldük bittik dersiniz ki zaten çok yakın zamanda da oyun dışı kalırsınız. Dost acı söyler.

Her şeye rağmen, klasikleşmiş cümlelerimizle bitireyim: enseyi karartmayın, mücadeleye devam. Ancak bilinçli mücadele edin lütfen. İyi akşamlar diliyorum, seviliyorsunuz.

Print Friendly, PDF & Email
Yazılarımı Aşağıdaki Butonları Kullanarak Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz:

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir