Twitter’ın Hayatınızdan Çaldıkları Üzerine Bir Kaç Not

Dostlar selam. Şu yazdıklarımı toparlayıp bir zincir yapacağım. Twitter’a gireli 2 yıl oldu. Bundan önce kendi kişisel hesabımla takılıyordum ama bu kadar aktif değildim. “bir şeyler karalarım” amaçlı açtığım Borsanın İzinden, büyüdü, büyüdü, 70bin takipçi oldu. Ne mutlu. Bu işe girmeden önce tabi ki bu kadar büyüyeceğini hayal etmezdim. Sevildik, sayıldık, değer verildik. On numara işler yaptık, güzel insanlarla tanıştık. Öyle ya da böyle, artık Twitter hayatımın bir parçası haline geldi.

Sadece aldığım hayır dualar, her gün atılan minnet mesajları bile doğru yolda olduğumu gösteriyor. Ben de bu yolda yürümeye devam ediyorum. Ancak belki dikkat ediyorsunuz, diğer çok takipçili kişilerle diyaloğum sıfıra yakın. Neden? Çünkü hepsi olmasa bile, gördüğüm gözlemlediğim bu çok takipçili hesaplar ne yazık ki ortalama kalitenin altında insanlar. (mutlaka istisnaları var, lütfen alınmasın değerli arkadaşlar). Egolarının esiri olmuş, aptal saptal mevzuları dert edinmiş boş adamlar.

Benim de zaten kontrollü asosyal hayat tercihimden dolayı en başından beri kimseyle çok ileriye gidecek bir muhabbet oluşsun istemedim. Gün geçtikçe de çok iyi yaptığımı kanıtlarıyla görüyorum. Şimdi ara ara bakıyoruz, Twitter’da kavgalar gürültüler oluyor. Birileri birilerine sataşıyor, diğeri laf sokuyor, başka biri takipçisinin önüne et atar gibi başka birini kitlelerin önüne atıyor. Ben de yapıyorumdur, kimse sütten çıkmış ak kaşık değil. Ancak birileri bunu yapmaktan zevk alıyor.

Onları boşverelim, onlar boklarında boğulsunlar, asıl size gelelim. Bazı sevdiğim takipçileri bu kavgaların altına yorum yazarken görüyorum, bazı sevdiğim takipçiler DM’den bana mesaj atıyorlar vesaire. Bakın çok net söylüyorum, olay aslında şu:

Ya bu gladyatör dövüşünün şakşakçısı olarak tribünde boğaz patlatır, geçici coşkulara kapılır, hırs yapar zaman öldürürsünüz, ya da “manyak bunlar, bana yararı ne ki?” deyip ekranı kapatıp, yerine bir grafik ekranı açar ders çalışırsınız.

Bu kadar net mi ayrım? Vallahi bu kadar net. At gözlüğünüzü takacak ve sizi başarılı hale getirene kadar zaman harcayacaksınız. Başka hiç bir şeyle, hele ki böyle boş tartışmalarla uğraşmayacaksınız. Kim ne yapıyorsa yapsın. Bunları düşünmek bile boş. Bir takım egosantrik abiler, ego krizlerine girip odadaki eşyaları parçalıyorlar, eline aldıkları sandalyeleri diğer çok takipçili egosantrik abilere fırlatıyorlar, siz de pencereden içeriyi seyrediyorsunuz öyle mi?

Ne için, kim için? Bunun size ne yararı var? Piyasa açıldığında bu size para kazandıracak mı? Kaç para kazanacaksınız, neyin peşinden gideceksiniz? Zamanın bir değeri olduğunu, paradan bile değerli olduğunu kaçınız biliyor? Parayı kaybeder tekrar kazanırsınız, kaybetiğiniz zamanı hangi dükkandan satın alacaksınız? Kaç para vereceksiniz de başka biri çıkıp size “alın size 1 saat, hayatınıza ekstradan 1 saat ekliyorum” diyecek? Kendinize gelin dostlar.

Mahallede kavgaları yorumlayıp çekirdek çitleyen (çok afedersiniz) kocakarılardan farkınız ne? Kişisel gelişiminize bu nasıl bir katkı sağlayacak? “aslansın üstadım, kim sizi sinirlendirdi bu kadar, gösterin hemen saldıralım”la mı geçecek hayatınız? Bir tebaya, bir topluluğa dahil olmayın. Kimseye biat etmeyin, kimsenin gösterdiği hedefe sorgusuz sualsiz saldırmayın. Dik durun, karakterli durun. Kendinizi öyle geliştirin ki, kimseyi takmayacak kıvama gelin. Öyle çalışın ki, fark edilmemeniz imkansız olsun.

O değerli zamanınızı ancak kendinize ayırarak bu hayatta bir yerlere gelebilirsiniz. Hiç bir yere köklenmeden, hiç bir şeyin esiri olmadan yürümeniz gerekiyor. Bunun da yolu Twitter’da boş sohbetlere saatlerinizi ayırmak değil.

Hiç bir şey bilmeyen, sürekli birilerine saldıran, sizden alkış bekleyen, herkesi engelleyen, Twitter kapansa hayatında tek becerisi emekli olmuş olması olan boş adamları takip etmek hiç değil. Twitter takipçi listeniz sizsiniz. Özenle tek tek üzerinde dura dura seçeceksiniz. Bir sürü kitap var, bir sürü site var, bir sürü video var, kağıdı kalemi alıp 1 saat çalışsanız, şu salak kavgalara ayırdığınız zamanda neler neler yaparsınız. Bir düşünün. Piyasaya hazırlanın. At gözlüğü hep kötü algısı olan bir kelimedir değil mi?

Aslında doğru zamanda takılan bir at gözlüğü çok gereklidir. At gözlüğünüzü takın, sadece önünüze bakın. Geçen hafta kaç saat çalıştınız, kaç grafik baktınız, kaç grafik çizdiniz, kaç demo hesap patlattınız, kaç pozisyon açtınız? Kaçı karlıydı, kaçı zararlıydı, kaçından ne öğrendiniz, kaçından ders aldınız? Bunları kendinize sormadığınız gibi, değerli zamanınızı iki gerizekalının tartışmasına tribün yapmakla harcıyorsunuz. Aklınızı başınıza alın beyler.

Bu piyasa sürekli akan bir fırsatlar dünyası. Para akıyor para. Tek yapmanız gereken doğru kovayı, doğru zamanda, doğru akışın altına koymak. Başka bir şey değil. Zor mu? Eğer zamanınızı böyle saçma şeylerle harcasanız zor tabi. Ama zamanınızı iyi yönetirseniz, milletin size pazarladığı kadar zor değil. Herkes yalnız doğar, yalnız ölür. Bunu unutmayın. Kimseye tribün yapmayın. Kendinize çalışın. Eyyorlamam bu kadar. Hızlı yazıp hızlı bitirdiğim bir zincirin daha sonuna geldik. Başınızı şişirdiysem affola. Teşekkür ediyorum. Sizleri seviyor, sayıyorum 🙂 Bol kazançlar.

Print Friendly, PDF & Email
Yazılarımı Aşağıdaki Butonları Kullanarak Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz:

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

6 Comments on “Twitter’ın Hayatınızdan Çaldıkları Üzerine Bir Kaç Not”

  1. Çok haklısınız. Kendi başımıza balık tutamadıktan sonra ne anlamı kalır hayatın. Kasabın önünde bekleyen kedilerden ne farkımız kalır. Gösterdiğiniz yol doğru ve anlayana – uygulayana altın bilezik aslında. Teşekkür ederim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir