Çemberin Dışına Çıkarkenki Düşmanlarımız: Çemberin İçindekiler

Herkese günaydın. Sıcak çayımı yudumlarken sizlerle biraz gevezelik yapacağım. Emoji kullanmadan bodoslama yazacağım için, sinirli görünebilirim, ama aslında çok sakin ve huzurluyum. Lütfen söyleyeceklerime kulak verin dostlar. Biraz derin mevzular.

Bana göre üretmek sadece başlı başına yalın bir üretme eylemi değildir. Üretmek konfor alanının dışında çıkmaktır çünkü üretmenin gerektirdiği çaba, çemberin dışında başlar. Özellikle bizim gibi yolculuklarında geride kalmış ülkelerinde, çoğu zaman bu bile yeterli değildir. Çünkü bizim tarz ülkeler kişinin çemberine yeni katmanlar ekler. Sadece konfor alanının katmanı değildir aşmanız gereken. Çok çalışmaktan zamanınız kalmaz, kazandığınız para üretmek için ihtiyacınız olan refahı sağlamaz, kalan kısıtlı zamanda dinlenmek zorundasınızdır vesaire.

Tüm bunların yanında, yine bizim tarz ülkelerde bir de uğraşmanız gereken DİĞERLERİ katmanı vardır. Çemberinin dışına çıkamayanlar, çıkıp her şeye rağmen çabalayanları, üretenleri, yürüyenleri hiç sevmez çünkü onu sığındığı ve korunduğu illüzyona tehdit olarak görür. Onun düşüncesine göre, bu çemberin içerisi ne kadar kalabalıksa o kadar iyidir çünkü orada yalnız değildir. Sürü olmak ister, sıyrılmak ona göre değildir çünkü sıyrılmak ve kişi olmak için bazı şeyleri inkar etmeli, kendini yeniden tasarlamalı ve her şeyden önce, çabalamalıdır.

Bunu yapmaz, üstelik yapmayan ne kadar fazla kişi varsa çemberin içinde, o kadar iyidir. Tabi bu tembelliğin, bu teslimiyetin vicdanında ve aklında yarattığı, arada kıvılcımlanan rahatsızlık için de, çemberin dışına çıkabilenleri ötekileştirmesi gereklidir. Çemberin dışına çıkıp üreten, ürettiğini sergileyen, satan, kullandıran kişiler “zaten zengin, baba parası yiyor”dur, “çalışmıyor ki, zamanı var”dır, “ailesine zaman ayıramıyor, ayıp”tır, “insanları kullanan simsarlar”dır, “üretilen her şey bedava, salak olmayın”dır.

Üstelik bu çember içindekiler, dışarıya çıkan kişileri “ahlaken” de ötekileştirmeye çalışır. Çünkü yine kendi kusurlarını örtmelidir, bu yüzden kendide gördüğü ne varsa karşıya yaftalar. Dışarı çıkıp zamanından, uykusundan, kendinden feragat eden, üreten kişiler “şerefsizdir”. Cesaretli değildir, insanları kandırmaktadır. Aslında tüm bunlar, içeridekinin etiketleridir çünkü kendini ayrıştıran kişileri aşağı çekmek için tüm bu yukarıda saydığım ahlaksızlıkları yaparak onlara savaş açar.

Eğer bu dünyada hayatınızın herhangi bir alanında bir şekilde üretiyor, kalabalığa aykırı bir şey yapıyor ve onlardan sıyrılıyorsanız mutlaka bu yukarıda bahsettiğim arkadaşlarla karşı karşıya gelmişsinizdir. Ben binlerce kez geldim. En günceli, şu aşağıda yorumlarını bıraktığım arkadaş. YouTube kanalıma üşenmemiş iki tane yorum yazmış. Bu yorumları paylaşamayacağımı, üstüne üstlük sileceğimi, saklayacağımı düşünüyor. Beni yarım ağız, şerefsiz olmakla, delikanlı olmamakla suçluyor. Okuyalım 🙂

Resim
Resim

Tabi ki tüm bu etiketler kendi etiketleri ve vicdan rahatlatmak için karşı tarafa yönlendirdiği oklar. Bu gibiler aynı bir sinek vızıltısı gibi, sesleri zayıf, çelimsiz, tek vuruşluk insanlar. Üstelik yazdığı her şeyi, gururla, korkmadan yayınlarım, çünkü kendimi tanıyor, işimi biliyor, kendime güveniyorum.

Ben hem kendi çemberimin hem de ne yazık ki ülkem dahil diğerlerinin bana çizdiği çemberin dışına planlayarak, tasarlayarak, uğraşarak, didinerek çıktım ve diğerlerini de çıkarmaya çalışıyorum. Kendimi çemberin dışına çıkarabilmek için yaptığım bu fedakarlıkların bir sonucu olarak ürettiğim her şeyden gurur duyuyorum. İster parayla satarım, ister ücretsiz veririm. Bunu kimseye sormak durumunda değilim. Kendimi kanıtlamak de için burada değilim. Ben buradan önce de vardım, sonra da olacağım, üreteceğim.

Hele ki çemberin içinde göt göbek büyüten, tek işi instagramda, facebookta slide yapmak olan, üretenlerin kanallarına gidip toksik yorumlar bırakan yukarıdaki gibi arkadaşlar benim için yok hükmündedir, paçalarımdan tutup aşağı da çekemezler çünkü paçalarıma bile ulaşamazlar.

Sabah saatleri için biraz ağır bir zincir oldu farkındayım 🙂 ama beni seven, sayan, takip eden herkese söyleyeceğim tek şey var. Ne olursa olsun çalışın, çabalayın, uğraşın. Sadece bu adamları çemberlerinin içinde çaresizce ağlarken görmek için bile değiyor. Başınızı ağrıttım, hakkınızı helal edin. Harika bir gün, bol kazançlı işlemler diliyorum herkese. Varız, var olacağız, gelişeceğiz, kazanacağız ve daha iyi yaşayacağız. Hep beraber. Tekrar selamlar.

Print Friendly, PDF & Email
Yazılarımı Aşağıdaki Butonları Kullanarak Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz:

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

3 Comments on “Çemberin Dışına Çıkarkenki Düşmanlarımız: Çemberin İçindekiler”

  1. Açıkcası youtube kanalından bedava beklerken böyle paralı bir proje gelmesi benim de canımı sıktı çünkü param yok 🙂 Ama bir yandan da zamanında web işleriyle uğraşan birisi olarak hiç de kolay bir şey olmadığını bildiğimden anlıyorum. Ben satın alamayacağım ama umarım alacak olan arkadaşlar umduklarını bulurlar(ki şüphem yok), Ancak o yorumu yapan arkadaşın söyledikleri de temelsiz değil, ve verdiğiniz tepki bence yersiz çünkü piyasa da o kadar çok yetersiz hoca! var ki, insanların ister istemez ön yargısı oluşuyor. Yani özetle siz de o yorumu yapan arkadaşta haklı, böyle herkesin haklı olduğu nadir durumlardan birisi yaşanıyor 🙂

  2. Hocam çok kısa yazacağım.
    Bu ülkenin cahili kadar kendi okumuşuna, kendi aydınına düşman bir kitle başka memlekette yoktur.
    Blokla geç. Uğraşma. Takipçi kitlen çok fazla sayıda. Bunlar ile baş edemezsin yoksa.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir