Borsada Hiç Bilenle Bilmeyen Bir Olur mu? – Borsa Üzerine Dostça Bir Sohbet

Borsadaki ilk senelerim, Sadi abi’yle tanıştım, ondan öğrendiklerimi öğrendim, hala kendi yağımda kavrulmaya çalışıyorum. (Sadi abi serisini okumayanlar buradan mutlaka okusun: http://borsaninizinden.com/bir-borsa-ustasindan-ogrendiklerim/ …) Ancak tabi halen öğrenciyiz, 2 kazanıp, 3 kaybediyoruz.

Bir yandan küçük paralarla işlem yapıyorum, diğer yandan efsane borsa üstatlarının kitaplarını hatmediyorum. Jason Zweig, William O’neil, Burton Markiel, Steve Burns, Peter Lynch gibi efsanevi yazarlarla tanıştığım, kitaplarını sular seller gibi okuduğum zamanlar.

Kitapların orijinallerini bulursam alıyorum ancak çoğunu bulamıyorum, torrent’ten, rapidshare gibi sitelerden PDF’sini indirip fotokopicide ciltliyorum, altını çize çize her bir satırını okuyorum. ÖSS’ye böyle çalışmamıştım, öyle diyeyim.

Her neyse, bu okumalar devam ederken takip ettiğim bir forum’da (sanırım bullmarketboard forumuydu) sevdiğim ve çok şey öğrendiğim bir kullanıcının “mutlaka okuyun” tavsiyesiyle bir kitap önerdiğini gördüm. Kitap Way of the Turtle isminde bir kitap. Yazarı: Curtis Faith.

Kitabın PDF’si yok, torrent’e bakıyorum, o zaman popüler olan rapidshare gibi paylaşım sitelerini arıyorum yok yok. Ama okuyacağım, kararlıyım. O zamanlar çalıştığım şirketin merkezi Fransa’da. Bir arkadaş oraya oryantasyona gidiyor, diyorum ki “ne yap et şu kitabı bul getir”.

Bilgiye o kadar açım ki, kendimi o kadar geliştirmek istiyorum ki bu konuda, nerden ne gelirse kabulüm. Her neyse, arkadaş kitabı buluyor, getiriyor. Okumaya başlıyorum. Okumam bitince çok büyük bir hayal kırıklığı yaşadığımı hatırlıyorum. Kitap hiç beklediğim gibi değil.

Bana yeni bir şey öğretmediğini, klişelerle dolu olduğunu, yazılmış olmak için yazıldığını düşündüğümü filan hatırlıyorum. Keyfim kaçıyor, atıyorum bir köşeye kitabı. Tabi o zamanlar atarlı ergeniz, “bana mutlaka somut olarak bir şeyler vermeli bir kitap” diyorum.

Halbuki, o kitaptan tüm trade yöntemimi değiştirecek, tüm trade başarımın çimentosunu atacak o kadar önemli bir şey öğreniyorum ki. Hep sonradan farkına varıyorum. Kitabın bir bölümünde yazar Curtis Faith şöyle diyor:

“Bir Trader için, insan psikolojisi aynı zamanda hem büyük bir fırsattır, hem de büyük bir engel. Onu yönetirsen, başarılı olursun, o seni yönetirse, batarsın. Riski yönet, tutarlı ol, her şeyi basit tut ve biten trade’i tekrar analiz et. Başarılı trade’in anahtarı bu”

Bu cümlede “biten trade’i tekrar analiz et” kısmı en önemli kısım. Daha önce de bahsettim, çoğunuz biten trade’i (karla veya zararla hiç fark etmez) bir daha açmamak üzere kapatıyorsunuz. Halbuki mutlaka “neyi doğru yaptım, neyi yanlış yaptım” sormanız gerek.

Çünkü asıl öğrenme süreci o zaman başlıyor. Bu soruları sormazsanız aslında çok az şey öğreniyorsunuz. Bu soruları sorup cevapları bir köşeye not ettiğiniz zaman öğrenmeye başlıyorsunuz. Ben şu ana kadar öğrendiğim çoğu şeyi biten trade’e doğru sorular sorarak öğrendim.

Lütfen ama lütfen, karla veya zararla kapattığınız bir pozisyona geri dönüp “neden bu kağıda girdim, ne görüp de girdim, beklentim neydi, nasıl gitti, neden kar ettim, neden kaybettim, neden çıktım?” gibi soruları sorun. Bir not defterine veya wordpad’e yazın cevapları.

Yazdıklarınız üzerinde düşünün. Mesela ben yıllar önce yaptığım en büyük hatayı bu soruları kendime sorarak buldum ve çözdüm. Eskiden bir kağıda bakarken, grafiğe kendi beklentimi yüklüyor ve beklentimi yorumluyordum. Bakın, burası çok önemli.

Halbuki grafiğe bir beklenti yüklemememiz lazım, beklentimizi yorumlamamamız lazım. “Patlamaya hazır gibi geldi” / “hacim gelmişti, ama kağıt yürümedi” / “düşeni kırdı, olgunlaştı, bir iki güne gider” / “çok düştü, buradan döner”. Bunların hepsi beklenti.

Hepsi sizin kağıttan beklentileriniz. Kağıda objektif, yorumsuz, duygusuz bakmayı öğrenmemiz gerek. Kağıt “gidecek” diye değil, “gidiyor” diye girmemiz gerekiyor. Beklentiyle değil, gerçekle hareket etmemiz gerekiyor. “Dönecek” ile “döndü” iki farklı şey.

Arkadaşlar, zaman buldum, ön hazırlık yapmadan, DM’den gelen bir iki mesajın bana verdiği ilhamla sizle bir şeyler paylaşmak istedim. Konudan konuya atlamış, meramımı belli bir giriş-gelişme-sonuç dahilinde anlatamamış olabilirim ama mesajı aldınız diye umuyorum.

Lütfen okuyun, çalışın, izleyin, gözleriniz ağrıyana kadar. Hiç bir yerde bedava para kazanamazsınız, mutlaka bir bedeli var. İki insan düşünün, ikisi de aynı konu üzerinde çalışıyor. Biri onlarca kitap okumuş, konuyla ilgili saatlerce video izlemiş, günlerce pratik yapmış.

Bu işe yıllarını, günlerini, gecelerini vermiş. Diğeri ise “borsada bir şeyler kazanırım, dur bakalım şu kağıt yükselecek gibi, biraz para yatırayım” diyor. Sizce ikisi aynı olur mu? Kimin para kazanma ihtimali daha yüksek?

Özetle, finansal piyasalarda çok ciddi paralar kazanabilirsiniz. Oturduğunuz yerden, kimsenin ağız kokusunu çekmeden, doğru analizle sürdürülebilir kazançlar sağlayabilirsiniz. Alın size bir örnek, 30 Mayıs’ta çok düşük bir mikro lot ile açtığım #xauusd altın pozisyonu şu an itibariyle 1000$’ın üstünde karda. Sadece 6 günde.

Bu parayı bu kadar kısa sürede kim kime verebilir? Bir şeyin uzmanı olmak istiyorsanız, ona tüm zamanınızı vereceksiniz. Siz ona zaman ayırırsanız, o da sizi görür. Sizi iyi yaşatır. Merak etmeyin.

Velhasılıkelam, hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?

Okuduğunuz için teşekkürler, selamlar.

Print Friendly, PDF & Email

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

One Comment on “Borsada Hiç Bilenle Bilmeyen Bir Olur mu? – Borsa Üzerine Dostça Bir Sohbet”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir