Nicolas Darvas, Penny-Stock-Trading ve Bir Trade Hikayesi

Şu efsanelerin efsanesini, bir türlü piyasadan ve Trader’lardan gereken önemi görememiş, Paul Tudor Jones’dan, Ed Seykota’dan, Richard Dennis’den bir türlü kendisine sıra gelmemiş borsa sihirbazını tanıyan var mı dostlar?

(Twitter’da gelen yorumlardan hiç bilen çıkmayınca) Baksana, bizim tayfa bile tanımıyor adamı. Ne üzülüyordur şimdi yattığı yerde. Hadi bir ipucu daha veriyorum. Resme dikkat. Bu efsane borsacı, Macaristan doğumlu. Sovyet işgali sırasında ABD’ye göç ediyor. Hatta ABD’ye giderken Türkiye’ye de uğruyor (1940’larda). Kimdir?

Uzatmayayım, bu adam Nicolas Darvas. Budapeşte’li bir dansçı. Sovyet işgalinden kaçıp ABD’ye sığınıyor. Dans ettiği bir gece kulübü, kendisine para yerine hisse senedi önerince, borsa işine bulaşıyor. O gün bugündür kendisi bir efsane.

Şimdi size Nicolas Darvas’ın kitabında geçen tek bir cümleyi Penny-Stock-Trading konseptiyle birleştirerek kazandığım ilk ciddi paradan ve onun hikayesinden bahsedeceğim. Bu zincirde ilginç şeyler öğreneceksiniz. Hikayeye başlamadan önce, özellikle yurt dışında çok ama çok popüler olan bir Trading tarzından bahsedeceğim: Penny-Stock-Trading (bundan sonra PST olarak kısaltacağım). Peki nedir bu PST?

PST’yi anlatabilmek için önce Penny-Stock nedir onu anlatmam lazım. Adı üstünde Penny Stock, özellikle Amerikan borsalarında fiyatı 1$’ın bile altında, sentlerle, penny’lerle yani bizdeki kuruşlarla fiyatlanan hisselere deniyor. Mesela aşağıdaki şirket bir penny stock. Şu anki güncel fiyatı 90 sent. Amerikan borsasında bu tarz onlarca, yüzlerce hisse var. Bu hisseleri diğerlerinden ayıran belli başlı karakteristik özellikler var.

Bu hisseler sığ hisselerdir, ancak hareketi başlayınca da çok hızlı yükselir, ya da düşer. Bizim burada spek hisse, spekülatif hisse dediğimiz tarz hisselere çok benzerler. Ancak bu spekülatif yükselişleri baştan yakalamaya odaklanır, uzmanlaşırsanız, iyi kazanırsınız. PST’de işte bu hareketleri yakalamaya, büyük dalgada kalabalıklara karışarak sörf yapmaya odaklanmış bir trade tarzı. Bir sürü özelliği, bir sürü kriteri, bir sürü detayı var. Merak edenlere aşağıda link bırakıyorum, bir ara araştırırsınız: TIKLAYIN!

Tabi bu kardeşiniz, borsada, teknik analizde her türlü dehlize, her türlü çıkmaz sokağa girdi de, sizce Penny Stock Trading’i boş mu geçti? Asla! Tabi ki PST’den de payıma düşeni aldım 🙂 Hayatımın bir kısmı da Türk borsasında Penny Stock avcılığıyla geçti. Tabi bir iki büyük kazançtan sonra, daha büyük bir dayakla kenara çekildim, ancak bu maceramı da teknik analiz serüveninde yaşadıklarım rafına eklemiş oldum. Peki tüm bu hikayenin Nicolas Darvas ile ne alakası var? Şöyle:

Kaderin cilvesi, PST tarzına aşina olduğum zamanlarla, Nicolas Darvas’ın efsanevi “Borsa’da Nasıl 2.000.000$ Kazandım” kitabını okuma tarihlerimi üst üste çakıştırdı. 2013’ün başlarında aynı anda hem PST’yi araştırıp, hem de Darvas’ın kitabını okuyordum. Darvas’ın bu kitabı, çok net söylüyorum, kesinlikle bir hazine. (ne yazık ki Türkçe’si yok). Kitaptan onlarca alıntı yapabilirim ancak bu hikayeyle bağdaşık bir alıntı yapacağım şimdi. Kitabın bir yerinde Darvas şöyle diyor:

(bodoslama çeviridir) “…sonra fark ettim ki, piyasada uzun süredir inaktif olan bir hisse senedi birden yüksek bir hacimle ve mumla aktifleşiyorsa bu gerçekten alışılagelmemiş bir şeydir. Bu güçlü hacim ve güçlü hareket benim için bir al sinyalidir. Çünkü bu ani ve alışılmamış hareketin arkasında genellikle ellerinde hisseyle ilgili çok iyi bilgiler olan ve bu bilgileri piyasadan önce elde edebilen (insider) bir takım para-sahibi-gruplar vardır. Ben de bu hisseyi alarak onların sessiz ortağı olurum”.

Şimdi Darvas’ın bu cümlesiyle, PST’yi yeni keşfetmiş 2013’teki İbrahim’i düşünün. Allaaaah, sabahlara kadar penny stock taraması, güçlü bir hareket, güçlü bir mum arama. O mumun güçlü bir hacim barıyla desteklenip desteklenmediğinin teyidi. İşte tam da böyle oldu. “Tamam” dedim, “Darvas’ın bu cümlesiyle, PST’yi birleştirirsem, biraz da trade psikolojisini çözersem, çok büyük dalgaların küçük oyuncusu olarak iyi para kazanabilirim”. İşin kötüsü, gerçekten de kazandım (hepsini kaybetmeden önce :))

Aşağıdaki grafik #MEPET. O tam ortadaki inaktif dönem var ya, işte o dönemde ben bir Penny Stock Trader olarak ve Darvas’ın bir öğrencisi olarak pusudaydım. Hikayem de burada başlıyor zaten.

O zamanlar kendime “takip edilecek penny-stocklar” şeklinde bir liste yapmıştım. Biri de bu MEPET’ti. Hisse inaktif olunca pusuda güçlü mum ve güçlü hacim beklemeye başladım. Hisse çok bekletmedi, 4 Ocak gününü sağlam bir mum ve sağlam bir hacimle kapattı.

Hiç unutmam, bu hisseye tam 1.00’dan girdim, 5 Ocak’ta. Kendime güvenim tam ama o gün de hisse düşüyor, işkilleniyorum. Hiç ekrana bakmayacağım, kapanışa odaklanacağım, tüm öğrendiklerimi yutmak istemiyorum diye diye sayıklıyorum. Kendimle savaşa savaşa, sadece kapanışlara baka baka bu hisseyi 22 Ocak’a kadar taşıdım. O günkü o dragonfly dojinin alt gölgesi beni de yedi, döküldüm. Sattığımda fiyat 1.82’ydi. 5 Ocak’ta girdiğim MEPET’ten 22 Ocak’ta tam %82 karla çıkmıştım. İnanılmaz motive ve mutluydum.

Bendeki o “aha! buldum!” çığlığını görmeliydiniz. Özgüven patlaması, sağımda solumda bu başarıyı anlatacak kimse de yok. Yüzüm gülüyor, “çalıştığım işten istifa ederim, borsa’dan para kazanmaya başlarım, kimsenin ağız kokusunu çekecek değilim” cümleleri filan geçiyor aklımdan. Sanki bu PST benim tüm hayatımı kurtaracak, o muhteşem formülü bulmuş gibi hissediyorum. Neyse, ondan sonra bir iki güzel dalga daha yakaladım. Sonra bu işin ters tarafını, elimdeki malları satacak alıcı bulamayınca, 3 taban üst üste yiyince anladım. 3 kazandıysam 5 kaybettim. Bir maceram da böyle bitti. O 3 tabanlık hikayeyi de sonra anlatırım size. Ancak her maceradan olduğu gibi, bu maceradan da onlarca güzel şey öğrendim. Hep diyorum ya size, şu anki tüm bilgilerim, yaşadığım her tecrübeden süzülmüş rafine bilgilerdir.

Böyle böyle ne hikayelerim var. Ne dayaklar yedim, piyasadan kendimi kaç kere üstün hissettim, kaç duvar yıktım, kaçının altında kaldım. Aaah ah. İnsan iki türlü öğreniyor: ya direkt kendi yaşıyor, ya da yaşayıp anlatanlardan dinliyor. Siz siz olun, benim gibi bu işlerin gerçekten tokadını çok yemiş ancak yürümeye devam etmiş, enkazdan yüzüp adaya çıkabilmiş insanları dinleyin. Selamlar, sevgiler dostlar. Herkesin kendi ayaklarının üstünde durması dileğiyle.

Not: Yazıyı sevdiyseniz aşağıdaki paylaşım butonlarını kullanarak kendi Twitter veya Facebook hesaplarınızda bu yazıyı paylaşabilirsiniz. Ek olarak siteye destek olmak için lütfen toz almayı unutmayın. Teşekkürler!

Print Friendly, PDF & Email

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir