Dostlar selamlar. Yine, yeni bir yazıyla karşınızdayım. Bu yazıda borsaya yeni başlayanlara bir iki öneri vereceğim. Eski takipçilerim iyi bilir, Borsa’da al sat yapmak için ayırdığım para her daim sabit bir tutardı eskiden. Örnek veriyorum, 500.000 lira. 500.000 üstü kazandığım her parayı çekiyordum, kaybettiğim zaman ise paramı 500.000’e tamamlıyordum.
Ek olarak, bir kuralım daha vardı ilk başladığımda, o da al-satlarımı mutlaka portföy bazında yapıyordum ve portföyümde 4 veya 5 kağıt oluyordu. Bu kural benim için halen geçerli. Ancak yukarı doğru da çok çıkmıyorum. Yani portföyde 4’ün altı veya 5’in üstü kağıt barındırmıyorum.
Bazı arkadaşlar eskiden hep şu soruyu sorarlardı: “neden kazandığın parayı içeride tutup sermayeyi büyütmüyorsun, neden işler bu kadar iyi giderken daha fazla parayla veya daha fazla hisseyle işlem yapmıyorsun?”
Gayet mantıklı sorular.
Yani, borsaya yeni başlayanların bu soruları sormasını anlayabiliyorum. Son zamanlarda trader’ların bu konulardan sıkıntılar yaşadığını düşündüğüm için, hem bu konuyla ilgili bakış açımı sizlere anlatmaya hem de sizlere bir iki önemli tavsiye vermeye karar verdim. Bu zincirin sonunda ilk başlayanlara neden kazandığı parayı ara ara çekmelerini, neden hep sabit tutarla işlem yapmalarını önerdiğimi, neden kazanılan paranın kasaya ilk etapta eklenmemesi gerektiğini anlayacaksınız.
Hikayemi bilen bilir, şu piyasada nerede ne yaşanıyorsa yaşadım, borsaya yeni başlayanlara aktarmaya çalıştım. Scalping, Day Trading, Uzun Vade Değer Yatırımcılığı, Bilanço Bazlı Yatırım, Forex, İkili Opsiyon, Viop, Borsa. Bir ara 1 dakikalık grafiklerde bile işlem yapıyordum (manyaklığa bak 🙂 )
İyi kötü, yıllardır bu piyasadayım, yıllar önce Swing Trading/Trend Takipçiliği tarafına geçerek benim için doğru cevabı bulduğumu düşünüyorum. Swing Trade ve Price Action, bu piyasadan benim beklediğim her şeyi bana veriyor, iyi de kazanıyorum şükür. Ancak Swing Trade ile para kazanmaya, onunla tanışır tanışmaz başlamadım tabi ki. Bazı dersler aldım, bazı dayaklar yedim, bu dayaklar sonunda bazı kurallar koydum, bozdum, tekrar koydum. Kurallarıma ince ayar yaptım, bazılarının duvarlarını yükselttim, bazılarının altında kaldım. Derken şu an bayağı sert kurallara sahip bir trade sistemi oturttum. Şimdi bu kuralları borsaya yeni başlayanlara bu blogdan iletiyorum.
Borsaya yeni başlayanlara verebileceğim en büyük tavsiyelerden biri de işte bu “Çok büyük bir istisna olmadıkça belli bir miktarın üstü parayı borsaya sokma, kazandığını çek, kaybettiğini tamamla ve ortalama 4 veya 5 hisse taşı (ne 4’ün altı, ne 5’in üstü)”. Peki neden bu kuralım ilk başlayanlar için bu kadar sert ve esnetilemez? Tabi ki bir hikayesi var. Sanırım 2015 idi. Yılını tam hatırlamıyorum. Tüm bu trade duraklarımdan sonra son durak olarak Swing Trade’i benimsediğim, “aha, bu işi çözdüm galiba” dediğim zamanlar. Haftalık grafiklere geçişim,temiz ekranla tanışmam, indikatörsüz analizler, mumlar.
Borsaya Yeni Başlayanlara Bir Ders
Her trade’imin mükemmel sonuçlandığı, ciddi paralar kazanmaya başladığım zamanlar. İlk defa içimde “ulan ben kaybettiğim her parayı buradan çıkartırım, bu iş o kadar da zor değilmiş, formülü buldum” dediğim günler. Tam bir zafer sarhoşluğu. Pozisyon açıyorum, kapatıyorum, kar yazıyorum, bunu sürekli tekrar etmeye başladım. Havamdan geçilmiyor. Elimi attığım her kağıt yükseliyor. Her analizim süper sonuçlanıyor. Bu bana inanılmaz bir özgüven, inanılmaz bir ego kazandırıyor.
Yavaştan içerideki parayı büyüteyim diyorum. 20.000 ile %10 kazanacağıma, 50.000 ile %10 kazanırım diyorum. Hayaller kuruyorum. İçeride parayı büyütüyorum. Hem kazancımla besliyorum, hem dışarıdan para sokuyorum içeriye. Gördüğüm her kağıda risk yönetimi, para yönetimi, trade psikolojisi demeden dalıyorum. Yeri geliyor tüm paramı tek hisseye yatırıyorum, paçal yapıyorum, yeri geliyor 10 hisse alıyorum. Çevreme ders veriyorum, insanları ve piyasayı küçümsüyorum vesaire.
Arkadaşlar, tüm bu ego, tüm bu özgüven, tüm bu coşku sadece 1 günlük eksi açılışa bakar biliyor musunuz? Sabah uyanırsınız, seansın açılışını beklersiniz, tüm paranız tek hissededir. Eksi %10 açar ve eliniz ayağınıza dolaşır, panik olursunuz. Ne yapacağınızı bilemezsiniz. Kağıt aksi gibi düştükçe düşer, düştükçe siz daha alttan alırsınız, çünkü egonuz yanlış yaptığınızı kabul etmenize izin vermez. Bile bile lades olur, tek hisseye hep para yatırırsınız. Stop olmazsınız. Kendinizle, piyasayla inatlaşırsınız.
İşte o günlerden birini yaşadım, tüm yukarıda saydığım hataları yaptım. 20.000 ile kaybettiğim bana koymayacakken, 120.000 ile kaybettiğim paniğimi daha da arttırdı. Stop olamadım, öyle izledim piyasayı. İçeriye para soktum ama bu sefer alttan alıp maliyet düşürmek için. 20.000TL ile bunu yaşasam, “dayağımızı yedik şükür, stop olup çıkıyorum piyasadan” derdim, 120.000 ile bunu yaşayınca “abi bu kadar parayı kaybedemem, olamaz, bu para çok büyük, acilen geri kazanmam lazım, stop olamam” dedim. O günlerin parasıyla bunlar çok büyük paralar ha, onu da söyleyeyim.
Anladım ki para büyüyünce risk büyüdü. Risk büyüyünce o hep övündüğüm soğukkanlılığım, sakinliğim, rahatlığım, kolay karar alma ve uygulama becerim bitti. Riski hep sabit bir şey zannederdim, öğrendim ki değişkenmiş ve büyük risk, çok büyük riskmiş.
Özetle, o günlerde olabilecek her türlü hatayı yaptım. O kötü günlerden çok ciddi paralar kaybederek, kol keserek çıktım. Ancak unutulmayacak çok büyük dersler aldım. Borsaya yeni başlayanlara aktaracağım dersler şunlardır:
- Ders 1: Kesinlikle zafer sarhoşluğuna kapılma.
- Ders 2: Piyasanın seni içine çekmesine kesinlikle izin verme.
- Ders 3: Piyasayla aranda mutlaka mesafe olsun.
- Ders 4: Sermayeni hep “paranı her an çekip zararı kabul edecek” büyüklükte tut.
- Ders 5: Riski kesinlikle 1-2 hisseye bölme. En az 4 hisselik portföy yap.
- Ders 6: Hepsinden eşit al, hepsinin riski/kazanç potansiyeli aynı olsun.
- Ders 7: Piyasayla savaşma
- Ders 8: Bu iş ana gelirin değil, yan gelirin, ona göre davran.
- Ders 9: Paçal yapma, kayıp pozisyona ekleme.
- Ders 10: Her şeyi en basit şekilde, en yönetilebilir şekilde tut.

Bu derslerden sonra kendime bir kural belirledim. Borsa’da hep belirli sabit bir sermaye ile ve 4-5 hisse senedi ile portföy bazlı işlem yapacağım dedim. Bu kurala çok uzun süre devam ettim. Riskini de yönetebildim. Dedim ki “bu işi bir işletme gibi yöneteceğim. İşletme sermayem hep sabit kalacak, kazandığımı çekeceğim. Kaybettiğimi tamamlayacağım.” Gerçekten de öyle yönetmeye başladım. Borsaya yeni başlayanlara da bunu öneririm. Çok iyi geldi.
Hiç bir zaman ilk etapta “borsa’dan zengin olayım” hayalim olmadı, ilk başlarda hep borsayı ek gelir olarak gördüm, yavaş yavaş öğrenirim dedim. O zamanlar sevdiğim ve iyi kazandığım, kariyerli bir işim vardı. Hayatımın bu dengesi, borsa’daki zenginlik illüzyonuna kapılmamamı sağladı. Borsa’da yaptığım işlemlerle bazen aylık maaşımdan çok daha fazla kazanıyordum ancak inanın daha fazlasında gözüm yoktu. Çünkü daha fazlasında gözü olanların yediği dayakları biliyordum, bir çoğunu da ben yedim.
Tabi sonradan, işler büyüdü, sermaye büyüdü, Atölye açıldı, işimden istifa edip kendi şirketimi açtım vesaire. Onun da hikayesi blogta bir yerlerde, okursunuz.
Şimdi toparlayalım, unutmayın,
Bu işte ne zaman ki hayal kurmaya başlarsınız, piyasa ayaklarınızı yerden keser ve anında düşersiniz. O yüzden, amacınız “sürdürülebilir ek gelir” olsun ilk etapta. Bu yolla ilerleyin, başarınız mutlaka artacak. Piyasa herkesten büyük, piyasa o ay ne verdiyse onu alın, sizden ne aldıysa “eyvallah” deyin. Kesinlikle inat etmeyin, büyüklük taslamayın. Fiyatı, mumları, price action’ı izleyin. Hep birinci olmak zorunda değilsiniz, ikinciye de ödül var. Üçüncüye de ödül var.
Amacımız para kazanmak, stressiz, sinirsiz, hırssız, sürdürülebilir para kazanmak. Dolayısıyla riski bölün, ilk etapta parayı sabitleyin, işinizi kolaylaştırın. Hırs, zenginlik hayalleri, kısa yoldan köşeyi dönme bu işi kumarhaneye çeviriyor. Burası kumarhane değil dostlar.
Özetle, Bir Trader’ın başarı hikayesi, piyasadan para karşılığı (para batırarak) aldığı derslerden ne öğrenebildiğiyle doğru orantılıdır. Borsada yeni başlayanların en önemli yetkinliği diğerlerinin derslerini alabilmektir. Bu piyasada dersler, diğer tüm piyasalardan daha pahalıdır. Bu derslere iyi paralar batırarak ulaştım. Size ücretsiz sunuyorum.
Dinlediğiniz için teşekkürler dostlar. Yine çeneme vurdu, kaç paragraf olmuş, vay maşallah. Daha da bir sürü konu var, özetleyerek anlattım ha. Kitap yazılır bu zincirlerden. Neyse, sağolun, varolun, herkes kendi formülünü bulsun bu piyasada inşallah. Selamlar.

Ibrahim Babadagi
Yazar1984 yılında İzmir'de doğdum. Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olduktan sonra, çeşitli firmalarda satış yöneticiliği yaptım. 2009'dan beri finansal piyasalarda trading ile ilgiliyim.
Naçizane şunları eklemek isterim. Belirttiğiniz gibi sermaye ve kar ayrımını yapmak ve belirlemek çok önemli.Buna ek olarak şahsen şunları önemsiyorum.
1.si karın yedeklenmesi: Sizin portföyünüz üzerinden gidersek portföyün ödenmiş sermayesi 100.00,00 TL kabul edelim. Oran herkese göre değişir ancak şahsen ilk oran olarak %2 yi tercih ediyorum. Bu sermayenin %2si kadar realize olmuş kar oluşana kadar karı hiçbir yerde kullanmıyorum. %2ye ulaştığında bunu nakit veya gram altın olarak yedekliyorum ve excelde bunu olağanüstü yedek olarak sınıflandırıyorum ve devam eden hesap dönemlerinde elde edilen karın belli kısmını buraya aktararak kuvvetlendiriyorum. Bu yaklaşımın şöyle bir faydası oluyor. Stop loss, trade etmede kaçınılmaz bir mesele. Ancak sermayenin dışında elde edilen karın bir kısmı bu şekilde yedeklenmediğinde stop loss sonucu oluşan zarar sermayeden gidiyor algısı oluşuyor ve sermayeyi kaybetmeyi de kabullenemediğimizden stop loss yapamıyoruz ve zarar daha da büyüyor. Sonrası ise malum yıllarca sürebilen bekleyişler, psikolojik yıpranmalar. Karın, bir kısmı yedeğe aktarıldığında ve onu ne sermaye ne de elde edilmiş bir kar gibi görmediğimizde hem işlem yaparken sermayeyi kaybetme korkusu ortadan kalkıyor hem de bir şirket gibi portföy yönetilmiş oluyor.
2.si ise kapanmış pozisyon ile mevcut pozisyonları ayrıştırma konusu. Genelde istiyoruz ki tüm hisselerde ayrı ayrı ve overall da karda olalım. Ancak bu genelde pek mümkün olmuyor. Kapanan pozisyonlardaki karı sermayeden ayırt etmediğimizde ve karda yedekleme yapmadığımızda genellikle hatalı kararlar veriyoruz. Örneğin bir hissede zarardaysak overall da karda olayım sermayeden gitmiş olmasın diye kardaki hissede erken satış yapıyoruz yani karda oturamıyoruz. Bu da büyük kazançları kaçırmaya neden olabiliyor.
Merhabalar. Değerli katılımlarınız için teşekkür ederim, elinize sağlık.
Durmamalısınız..bu işe başladığınızda 100 bin tl yi yönetecek iradeye ve para yönetimi risk yönetimi konularında yeterince bilgiye sahip değildiniz ama şuan bu parayı yönetebiliyorsunuz o zaman durmayın ve kendinizi geliştirmeye devam edin 200 bin tl sermayeyi yönetmek için çalışın elbet bir gün 200 bin tl sermayeyi yöneticek iradeye sahip olucaksınız ve daha sonra 300 bin daha sonra 500bin.. benim felsefemde durmak yoktur akan bir su her zaman yolunu bulur ve zaman bir sn olsun durmaz
Kişisel tercihler onlarca durumdan süzülüp tam size göre olan kararlardır. Ne güzel kendi kararınızı bulmuşsunuz.