İnsanın düşerken bir süreliğine uçuyormuş gibi hissetmesi ne tuhaf

Jeff Bridges’in Fallin’ & Flyin’ diye bir şarkısı var, belki bilen vardır.
Çok tatlı bir şarkı, tam bir country folk şarkısı. Keyifli bir şekilde dinlenir, gitar, davul, mızıka.
Orada şöyle bir şarkı sözü var:
“funny how falling feels like flying for a little while”
Sanıyorum şöyle çevirebiliriz:
“insanın düşerken bir süreliğine uçuyormuş gibi hissetmesi ne tuhaf”
İlk okuduğumda çok hoşuma gitmişti, bayağı bir düşüncelere daldım ister istemez.
Hayatta aslında devasa büyük hataların ilk etapta kendini hiç “hata gibi hissettirmemesi” diye bir şey vardır.
Eğer büyük hatalar yapmadıysanız belki bu gerçeklikle henüz tanışmamış olabilirsiniz, Allah tanıştırmasın, ama ileride bu büyük hataların öncesinde her şeyin ne kadar da doğru geldiğini hatırlayıp şaşıracaksınız.
Ben bu büyük hatalardan bir iki tanesini yaptım, iyi bilirim öncesini de, sonrasını da.
Şunu söyleyeyim,
Genelde büyük hatalar gürültüyle gelmiyor, davul zurna çalınmıyor, “aman ha dikkat, bu iş boka sarıyor bak” diyen kimse olmuyor, mevzuya uyanamıyorsun.
Tam tersine, o erken süreçte cesaretleniyorsun, “doğru yoldayım baksana ne güzel kazanıyorum/ne güzel zaman geçiriyorum” diye düşünüyorsun, böylece her defasında daha da cesaretlenip, riski daha da büyütüyorsun.
Bir şey olmadıkça, “bak zaten bir şey olmuyor ya” deyip rahatlıyorsun.
Şarkıdaki gibi işte, uçuyormuşsun gibi düşünüyorsun.
Halbuki bu hissiyatın güzelliği ne kadar artarsa, yere çakılmaya da o kadar yaklaşmış oluyorsun.
Zararın gecikmesi, başa gelmeyeceği anlamına gelmiyor. Hatanın bedelini o an ödememen, bu bedelin borç hanene yazılmadığı anlamına gelmiyor.
Arkadaşlarınla uyuşturucu belasına bulaşmak ilk başta “ne güzel ya, güzel zamanlar geçiriyoruz” gibi gelir, sonra bir bakarsın büyük bir uyuşturucu çetesinin bir aparatı olmuşsun.
Ufak kaçamaklar iyi hissettirir ama güzel bir evliliği tamamen bozana kadar.
Ara sıra yaptığın hız denemeleri çok adrenalin salgılatır ama bir arabayı bir tırın arkasına yarısına kadar sokana kadar.
Bu trading’de bile vardır, “stop olmamak ve paçal yapmak” çok iyi hissettirir, hiç kaybetmiyorsundur, hep maliyet azaltarak poza zaman vermek ve sonra kazancı beklemek gerçekten de bir süre çalışır.
Ta ki saçma bir pozisyonda %50-%60 zarar edip içeride tüm bu enflasyon döneminde kitli kalana kadar.
Hayatta, ilişkilerde, borsada, kariyerde hep aynı denklem vardır. Fazla risk aldığında, sınırlarını aştığında, iç sesini bastırdığında, etiği unuttuğunda, vicdanı rafa kaldırdığında ilk başta özgürlük gibi gelir.
Ama aslında olan kontrolü tamamen kaybetmendir, sadece henüz farkında değilsindir.
Eğer hayatında böyle hissettiğin anlar varsa, bir durup düşünmekte yarar var, sakin kalmakta, vicdani sorgulamalar yapmakta, “bir şeyleri yanlış mı yapıyorum acaba, her şey bu kadar parabolik bir şekilde iyiye gidemez” diye düşünmekte yarar var.
Unutmayalım dostlar, keçiyi uçurumdan düşüren o en uçtaki son bir tutam ottur.
Sevgili dostlar, Borsanın İzinden ekibi olarak size bir duyurumuz var.
Kripto para ekosistemine olan ilgiyi desteklemek ve bu dinamik dünyada güvenilir bir rehber olmak için yeni başlayanlardan deneyimli yatırımcılar kadar herkese değer katacak anlaşılır ve uygulanabilir bilgileri paylaştığımız Borsanın İzinden Kripto’ya hemen göz atabilirsiniz!




