Asla Sızlanma. Asla Şikayet Etme.

Sevgili dostlar,
Enseyi karartmaya, karalar bağlamaya, moralleri bozmaya, “öldük bittik abi bu nasıl borsa” demeye dakikasında hazır olan sevgili borsacı dostlara bir iki hatırlatma yapmak boynumun borcu gibi hissediyorum.
Hoş, piyasalarda yeterince zaman geçiren için bu tarz hatırlatmaların kıymet-i harbiyesi olmamalı, çünkü bu süreçlerin zaten hatim edilmesi gerekir, ama insan beşer, kuldur şaşar derler. Ben görevimi yapayım.
Şimdi finansal piyasalarda bildiğiniz üzere sürekli bir arz ve talep çarpışması vardır. Her varlık açık bir pazarda müzakere edilerek alınır ve satılır, o varlığa o an atfedilen “değere” göre fiyat artar veya düşer.
Milyonlarca kişinin, kurumun, akıllı paranın, retail traderın olduğu bir piyasada değer de haliyle subjektiftir ve hatta psikolojiktir.
Fiyat sana çok pahalı gelirken, bana çok ucuz gelebilir. Bir fon bir hissenin o anki fiyatını deliler gibi silip süpürürken, başka biri elindeki malları bu fona sattığı için kendini akıllı hissedebilir.
Bununla ilgili William Feather’ın güzel bir sözü var, şöyle diyor:
“Borsanın komik yanlarından biri şudur: Birisi her alış yaptığında, başka biri satış yapar ve ikisi de kendini akıllı sanır.”
İşte bu aptallar ve akıllıların savaşı çoğu zaman fifty – fifty’dir, bu da fiyatlarda çoğu zaman “consolidate” yaratır, yani fiyatta alış ve satış kısa – orta vadede dengeye gelir, yataya bağlar. Biz buna testere piyasaları diyoruz.
Nadir zamanlarda ise alıcılar veya satıcılar çoğunluk olarak bir varlığın fiyatının çok ucuz olduğuyla ilgili veya bir varlığın fiyatının çok pahalı olduğuyla ilgili aynı fikirde olurlar.
Böyle olunca da yükseliş veya düşüş trendleri oluşur.
Ancak geleneksel hisse senetleri doğası gereği “yükselmesi için” tasarlanmış şeylerdir, kapitalist sistem böyle tasarlanmıştır, “dur şu şirketi bir batırayım” diye şirket açmazsın, her defasında “daha fazla para kazanmak” için bir işe girişirsin. Ülkeler daha fazla büyümek, daha fazla yayılmak ister. Kişiler daha fazla hakimiyet kurmak ister. İnsanın yedikçe yiyesi, kazandıkça kazanası gelir.
O yüzden geleneksel borsalarda yükseliş, düşüşten daha ağırlıklıdır.
O yüzden, tüm geleneksel borsalarda %40 yükseliş, %40 yatay, %20 düşüş gibi bir oran mevcuttur.

Eğer yatırımcıysan zaten al unut tarafında olacaksın, bu iyidir, kötüdür, onu sonra konuşuruz, bence tüm bu sürecin işleyişini bilen biri olarak bu trendlere yatırım yapmak, “al unut” tarzı yatırımcılıktan çok daha avantajlıdır. Ancak konumuz o değil.
Konumuz şu, eğer bu döngüleri bilirsen, yatay ve düşüş döngülerinin geçici olduğunu bilir, piyasanın tekrar yükseliş trendine eninde sonunda döneceğini anlar, bu zamanı bekler ve bu zamana göre hazırlık yaparsın.
Bu zamanlarda agresifleşir, iyi paralar kazanır, sonra bu zamanların bittiğini fark eder, hafif defansif olur top çevirirsin.
Piyasalarda her zaman gol atamazsın, bazen çok yorulursun topu çevirir hem oyunu hem kendini dinlendirirsin, bazen gol yememek için defansa doluşursun, bazen bilerek isteyerek faul yapar dakika kazanırsın vesaire.
Lütfen bunun bilincinde olun ve her düşüşte moral bozmayın, çünkü moral bozukluğu lanetli bir şeydir, eğer bunun tüm vücudunuza ve psikolojinize yayılmasına izin verirseniz tüm analiz yeteneğiniz, tüm karar verme yetkinliğiniz bozulur, kötü kararlar vermeye başlarsınız, bu da çok kötü bir döngüdür, üst üste para kaybedersiniz.
Piyasa sizdeki bu modun, bu duruşun, bu moral bozukluğunun kokusunu alır, üzerinize oynar, cepteki paralarınızı misliyle geri alır.
Yazımı Maya Angelou’nun şu cümlesiyle bitireyim:
“Asla sızlanma. Asla şikayet etme. Sızlanmak, bir zalime etrafta bir kurban olduğunu haber verir.”
Sevgili dostlar, Borsanın İzinden ekibi olarak size bir duyurumuz var.
Kripto para ekosistemine olan ilgiyi desteklemek ve bu dinamik dünyada güvenilir bir rehber olmak için yeni başlayanlardan deneyimli yatırımcılar kadar herkese değer katacak anlaşılır ve uygulanabilir bilgileri paylaştığımız Borsanın İzinden Kripto’ya hemen göz atabilirsiniz!




