Teknik Analizle Geleceği Tahmin Edebilir misiniz? Sonu Atölye’ye Bağlanan Bir Dertleşme.

Herkese merhaba. Sık sık dile getiriyorum Twitter’da, bir de burada aynı mevzuyu yazıp, izninizle biraz detaya inmek istiyorum. Teknik Analiz ve dolayısıyla Teknik Analist, bu konuya vakıf olmayanlar tarafından, çoğu zaman kendisinden beklenmeyen çeşitli görevlerle, isteklerle sınanıyor. Mesela “hocam bu kağıt yükselecek mi?” diye soruluyor. Yükselme olasılığının analizini yapınca kağıdı alıyor, kağıt düşünce “hocam hani yükselecekti bu?” diye soruluyor ve bunun gibi bir sürü garip beklentiler, istekler ve tahminler talep ediliyor.

Bu sorular hiç bilmeyen birileri için belki mantıklı. Çünkü eğer bu kağıdın tüm detayına teknik analiz ile bakıyorsan, ortaya da bir öngörü koymak zorundasın. Ancak insanların öngörüyle kehaneti karıştırdığı da bir gerçek. O yüzden, yazının detaylarına geçmeden şunun tekrar altını çizmem gerekiyor:

Teknik Analiz çoğunluğun düşündüğü gibi bir geleceği tahminleme aracı değil, azınlığın bildiği gibi bir risk yönetim aracıdır Biz de risk yöneticisiyiz ve anlık değişen binlerce olasılık içinde gerçekleşmesi en yüksek olasılığı, en düşük riskle yönetmeye çalışıyoruz.

Bu ne demek? Şu demek: bunun bilincinde olan kimse, herhangi bir analizin sahibine dönüp de “hani yükselecekti?” diyemez. Çünkü olayın özünde zaten “bu kağıt yükselecek” diye bir şey yok. Olayın özünde esasen şu var: “yükselme olasılığı, düşme olasılığından daha fazla” .

Dolayısıyla, evet, “bu kağıdın yükselme olasılığı vardı, ama olmadı”. Neden? Çünkü piyasalar tahmin edilemez. Neredeyse bir “kaos teorisi” çerçevesinde anlamsız hareket edebilirler. Bu noktada bir teknik analistin görevi olasılık hesabıyla ve iyi bir risk yönetimiyle piyasanın peşine düşmektir. Bu da olabildiğince esnek bir işlem stratejisi gerektirir.

Bu esnekliğe erişemeyen hiç bir Trader uzun vadede başarılı olamaz. Çünkü bu esneklik piyasayı ve fiyatı takip etme esnekliğidir. Bakın TAHMİN ETME demiyorum, TAKİP ETME diyorum. Bu esnekliği anlayamadan piyasadan silinen onlarca ex-Trader tanıdım. Hala batmayı bekleyen ancak bunun bilincinde olmayan bir sürüsünü de tanıyorum. Peki neden bu arkadaşlar bu işin bilincinde değil?

Çünkü, piyasa bu trader’ları dakikasında öldürmüyor. Yani kalbe atılan tek bir kurşunla ölmüyorsunuz. Vücudunuzda küçük bir delik açıyor, kanama az ama sürekli oluyor. Dolayısıyla ilk bir iki yıl yaşıyorsunuz, zannediyorsunuz ki yaşıyorum. Ancak sonra kan kaybından sendeleyip ölüyorsunuz.

O yüzden, “piyasada en az 2 yılını geçirmemiş kimsenin başarısı başarı değildir” diyorum hep. Belki 2 yıl bile az. Mesela yeni gelen arkadaşlardan şu tarz cümleler çok duyuyoruz: “bir yıldır piyasadayım, parayı 2’ye katladım”. “6 aydır işlem yapıyorum, param 3’e katlandı”.

Okey, devam. Harika. Ancak unutmayın, sonuçlar uzun vadede ortalamalara yaklaşır. Kısa vadede değil. Peki uzun vadede yaklaşılan ortalama bize neyi gösteriyor? Şunu: Her 100 kişinin ancak ve ancak 20’si başarılı oluyor. 80’i kasasını sıfırlayarak eleniyor. Dolayısıyla, mutlaka ve mutlaka kendinizi geliştirin, hiç durmadan okuyun, pratik yapın, risk çalışın, olasılık çalışın, grafik çizin. Bir şekilde o %20’nin içine girin. Çünkü ÖDÜLÜ İNANAMAYACAĞINIZ KADAR BÜYÜK!

Hep soyut anlatıyorum hikayeleri, biraz da somutlaştırayım. İşte bu işin benim için ödülü. Toplam sermaye piyasalarındaki paramın büyüme grafiği (Spot, VIOP, FX ve Kripto dahil). Her iki üçgen, bir yıllık dönemi kapsıyor. İlk 4 yıl bocaladığım dönemler. 5. yıl “aydınlanma dönemim” dediğim dönem ve sonraki büyüme.

Şimdi sizden şu soruyu kendinize sormanızı istiyorum: Finansal piyasalarda para kazanmayı ne kadar çok istiyorsunuz? 4 yıl boyunca bir kuruş kazanamasanız, hatta 2 kere batsanız ve içeriyi sürekli beslemek zorunda kalsanız da, devam edebilecek misiniz? Ben köşeyi 5. yıl dönmüşüm, sizin bu kadar azminiz ve sabrınız var mı?

Unutmayın, daha önce de yazdım, tekrar edeyim, benim 4 yıl sürdü, sizin daha az sürebilir. ben yanlış yerden başladım, siz doğru yerden başlayabilirsiniz. ben kendimi tanımadan başladım, siz kendinizi tanıyabilirsiniz. Bu süreyi kısaltabilirsiniz.

Süreyi kısaltmanız için 3 yıldır tamamen ücretsiz yüzlerce yazı yazıyorum, hepsini bu yazıyı okuduğunuz sitemizde bulabilirsiniz. Özellikle trade psikolojisi üzerine Türkçe yazılmış en büyük kaynak. Bir de küçük bir kısayolunuz var, eğer bu işi derli toplu, olması gerektiği gibi ve doğru kişiden öğrenmek istiyorsanız, Atölye’de 30 saatlik bir eğitim ve ömür boyu beraber olacağımız bir Telegram grubumuz var.

Ancak lütfen şunu unutmayın: Atölye “içeri gir, hemen kazanmaya başla” yeri değil, Atölye “içeri gir, hemen kazanmaya başla” cümlesinin HAYAL PAZARLAMASI olduğunu bilenlerin yeri. Burada bir mücadeleye başlıyorsunuz ve arkanıza aynı mücadeleyi sürdürenlerin rüzgarını alıyorsunuz. Burada hayal satmıyoruz. Üstelik, büyük çoğunluğun kendisine hayal satılmasını bilerek ve gönüllü bir şekilde İSTEDİĞİ BİR ÜLKEDE, inatla hayal satmıyoruz.

Özetle dostlar piyasanın hepimiz için özeti şudur: “aydınlanma dönemini” yaşayana kadar aptalca bir hata yapıp kasayı sıfırlamayın ve kendinizi sürekli geliştirin. Piyasanın içinde yeterince kaliteli zaman geçirenler için mutlaka o dönem geliyor. Bana güvenin. Eğer kaliteli zaman nasıl geçirilir diyorsanız ve bütçeniz varsa sizi mutlaka ATÖLYEMİZE bekliyorum. Link aşağıda, yukarıda veya buralarda bir yerde. Teşekkürler 🙂

Print Friendly, PDF & Email
Yazılarımı Aşağıdaki Butonları Kullanarak Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz:

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir