Piyasada Hissedilen Duyguları Veriye Çevirebilir miyiz?

Herkese merhaba. Bugün biraz farklı şeylerden bahsedelim. Yine piyasa sınırları içerisinde dolaşacağız ancak adımlarımızı biraz farklı yerlere doğru atalım. Çok yürünmeyen, çok uğranılmayan bölgeleri keşfedelim, en azından bir giriş yapalım.

Yeterince uzun bir zaman önce, bu iş teknolojiyle bu kadar buluşmamışken, her şey bir iki tuşun veya bir iki fare tıklamasının ucunda değilken, hisse alıp satmak için sadece iki yol varmış. Kendi işi olanlar, koşturmacası olanlar, bu işi ana iş olarak değil, ek iş olarak yapanlar, uzun vade yatırımcılar, sık işlem yapmayanlar telefonla kendi yatırım danışmanını arayıp emir iletirmiş. Telefon olmadığında ise sıklıkla telgraflar kullanılırmış. Anlık emir iletimi diye bir şey yokmuş, bu alım-satım emirleri sahibinden icracısına gidene kadar fiyat farklılıkları olurmuş ve bu gayet normal karşılanırmış.

Asıl işi spekülasyon olanlar, yani scalper’lar, day trader’lar, günde 10-20 ve daha fazla işlem yapanlar, direkt olarak borsadan al sat ile geçinenler ise, fiziki olarak adına borsa salonu denilen odalarda toplaşır, bağırır, çağırır, el işaretiyle al sat emirleri verirlermiş. Yurt dışında, bu tarz kişilerin büyük borsalara gitmesine gerek kalmadan, kendi mahalli bölgelerinde işlem yapabildiği “bucket shop” tarzı küçük borsa işlemci şirketleri olurmuş.

Şu an da halen borsa salonları, işlem odaları olmakla birlikte, eskisi kadar sık kullanılmıyor. O dönemleri anlamak ve izlemek isteyenler için küçük bir video aşağıya bırakayım. Önce bu videoyu izleyin, sonra geri gelin devam edelim.

Bu video 80’lerde geçiyor, keşmekeşi, gürültüyü, bağırışı çağırışı göreceksiniz. 80’lerden önce ise, çok daha büyük bir keşmekeş varmış. Telefonlar ve diğer yardımcı teknolojik aletler mevcut değilken, tek iletişim konuşma ve yazmayken, insanlar seslerini emir icracısına duyurabilmek için bağırmak veya elleriyle çeşitli mesajlar iletmek zorundalarmış. Panik, coşku, kavgalar, gürültüler, bağırış çağırışlar, kademe yakalamalar, tavan bozmalar, tahta takibi, ticker bandından gözleri ayıramama. Tam bir cümbüş.

O dönemlerde bu işi yapan insanların kitaplarına göz gezdirirseniz, çok ilginç bir ortam olduğunu ve bu ortamın işlemlerle ilgili bazı ipuçları barındırdığını, gözlem yapmayı sevenlerin bu ipuçlarını alıp işleme çevirip para kazandığını okuyacaksınız. Yani bir nevi fiziksel piyasa takibi. Bir mikro yatırımcı toplumu gözlemciliği. Çeşitli duygudurumları alıp, veri haline getirip, işlemler sırasında kullanma.

Mesela, Jesse Livermore şöyle diyor: “Takip edilen popüler hisse senedi sabah açılışta taban olduğu zaman, odadaki gürültü ve patırtının seviyesinden paniği anlayıp kaç taban gideceğini çözmeye çalışırdım. Eğer çok gürültü varsa panik satışlarının daha da artacağını, düşüşün bir süre daha devam edeceğini sezer ona göre pozisyon alırdım.”

En ünlü Trader’lardan biri olan Richard Dennis de bir röportajında şöyle diyor: “Bir ekranda fiyat izleyip sonra telefonla broker’a ilettiğiniz kararlar, seans salonunda aldığınız kararlar kadar başarılı değildir çünkü seans salonunda bazı şeyleri bilinçaltından öğrenirsiniz. Örneğin seans salonunda sürekli takip ettiğiniz ve sürekli başarısız olan, para kaybeden 3 kafadarı takip edip “bu adamlar piyasayı iyi okuyamıyor, bu üçü neyi yapıyorsa tersini yapmalı” diyebiliyorsunuz. Bu seans salonundaki kargaşanın size öğrettiği bir şey”

Şimdi bu tür seans salonları neredeyse yok. Olsa bile, kimse buraları kullanmıyor. Biz yeni nesil traderlar ise, o salonlardaki coşkuyu, paniği, tedirginliği sezme imkanına sahip değiliz. Ancak piyasada hala kabalıkların hissiyatı çözülebilir. Çünkü tüm bu hissiyatlar eskiden de, şimdi de fiyata yansıyor, mumların boyutları, hacimleri, ivmeleri esasen bize bu kalabalığın hissettiği tüm duyguları çok net bir şekilde veriyor.

Ancak fiyatı iyi okumalı ve eğer ihtiyaç duyuyorsanız, bir yandan da piyasanın genel hissiyatını çözmek için başka araçlar da kullanmalısınız. Eskilerin kalabalık borsa salonları şimdi Whatsapp grupları, telegram grupları, Twitter, Investing forum gibi oluşumlarda halen mevcut. Bunların hepsi gözlem yapmak için iyi fırsatlar. Buraları takip ederek piyasanın genel duygudurumuyla ilgili, genel psikolojisiyle ilgili büyük ipuçları toplayabilirsiniz.

Ancak dikkat. Bu tür ortamları gözlemleyip, kendiniz için veriye çevirmekle, bu tür ortamları izleyip kendiniz için paniğe çevirmek arasında o kadar ince bir çizgi var ki. Buralara dalmadan önce kendi kişisel gelişiminizi iyice tamamlamış ve olgunlaşmış olmanız gerekiyor. Dolayısıyla, eğer kontrolü elden bırakmazsanız, bu duyguları ve psikolojik gözlemleri bir VERİ haline getirebilirsiniz.

Bu sizin daha iyi işlemler almanıza, zamanlamanızı daha da iyileştirmenize ve kalabalıkların aksine pozisyon almanıza yardımcı olacak bir ek yetkinlik, ek nitelik olabilir. Üstelik, hiç de okunduğu kadar zor bir şey değil. Biraz pratik yaparak, çok iyi bir “duygu gözlemcisi” olabilir, bunu veriye çevirip stratejinize dahil edebilirsiniz.

Bu yazı bu konuya bir giriş yazısı olsun, umarım devamını getirebilirim. Okuduğunuz için çok teşekkür ederim, desteklerinizi esirgemeyin. Selamlar.

Print Friendly, PDF & Email
Yazılarımı Aşağıdaki Butonları Kullanarak Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz:

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

One Comment on “Piyasada Hissedilen Duyguları Veriye Çevirebilir miyiz?”

  1. Videonun 2.03 dakikasında bulunan çift telefonlu adamlara çok güldüm. Çok hoşuma gitti video 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir