En İyi Trade Psikolojisi Kitaplarından Biri – Trading in the Zone’u Anlatıyorum

Arkadaşlar merhaba. Bildiğiniz gibi, ekseriyetle, bu işte teknik analiz bilgisi kadar önemli başka bir şeyden, trade psikolojisinden bahsediyorum sizlere. Bu temel yetkinlik olmadan, yükselen trendde bile para kaybedebilirsiniz diyorum. Altını çize çize. Ben Trade Psikolojisi konusunda, şu ana kadar okuduğum, öğrendiğim, piyasada tecrübe ettiğim ve bildiğim şeylerin bir kısmını kendi sitemizde, borsaninizinden.com’da yazıyorum. Sitemiz bu konuda, Türkçe dilinde internetteki sayılı kaynaklardan biri. O yüzden, öncelikle, eğer okumadıysanız, bu konuda yazdığım yazılara şu aşağıya bıraktığım linke tıklayarak göz gezdirebilirsiniz. Tüm yazıların en başından en sonuna kadar mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum. Buyrun, link burada: https://borsaninizinden.com/category/psikoloji/

Ancak, Türkçe dilindeki içerikler ne yazık ki yetersiz. Çünkü bu konu derya deniz. Bunu özellikle İngilizceniz varsa ve bu konuyu araştırmaya başladıysanız hemen fark edeceksiniz. İngilizce yazılmış 100’ün üzerinde Trade Psikolojisi kitabı var. Ben şu ana kadar hatırı sayılır sayıda Trade Psikolojisi kitabı okudum. Bir bu kadar da piyasada yaşayarak öğrendim. Şimdi size kendi kategorisinde de açık ara en başarılı Trade Psikolojisi kitaplarından biri olan aşağıdaki kitabı özetleyeceğim. Mark Douglas – Trading in the Zone.

Öncelikle Mark Douglas, Trade ederken yaşadığımız en büyük 4 sıkıntının şunlar olduğunu söylüyor:

  • Hatalı Karar Verme Korkusu (ego)
  • Para Kaybetme Korkusu (cüzdan)
  • Hisse Kaçıyor Korkusu (fomo)
  • Kazancı Masada Bırakma Korkusu (fongo)

Douglas’a göre yaptığımız tüm hataların en temel 4 kaynağı bunlar. Dolayısıyla bu 4 kaynağa odaklanıp, onlara çeşitli önlemler alabilirsek piyasada para kaybetmemizi sağlayan hatalı davranışlarımızın önüne geçeriz. Peki bunları nasıl kontrol altına alacağız? Douglas diyor ki, bu hataları engellemenin en önemli adımlarından biri, kendinizi bir Risk Yöneticisi olarak konumlamak. Böylece zaten masada her zaman bir “risk” olduğunu, her kararınızın para kaybetmeyle de SONUÇLANABİLECEĞİNİ, bunun da gayet olası olduğunu ilk etapta kabul etmiş oluyorsunuz.

Siz bir Trader değil, bir Risk Yöneticisisiniz ve işlem açmadan önce aşağı tarafı, yani olumsuz senaryoyu mutlaka kağıt üzerinde tanımlamalısınız. Bu işlemden ne kadar para kaybedeceğinizi bilmeniz, o işlemden o kadar para kaybettiğinizde “tamam, çıkıyorum” demenizi de kolaylaştırıyor. Zaten başarılı bir trader ile ortalama bir trader da burada ayrılıyor. Başarılı Trader, kaybı tamamen kabul etmekle kalmıyor, içselleştiriyor, normalleştiriyor ve sonuç olarak kaybından da bir şeyler öğreniyor.

Sonuçta piyasalarda teknik analiz ile para kazanmak istiyorsanız, piyasalar size insan psikolojisinin doğurduğu ve sürekli tekrarlanan kalıplarla ve anlık fiyat hareketleriyle neredeyse sınırsız olasılık sunuyor. Bu olasılıkların arasında tabi ki para kaybetmek de var. Siz de bu senaryolara “doğru karar/yanlış karar” olarak değil, “yüksek olasılık/düşük olasılık” şeklinde bakmalısınız. Çünkü sonucun doğru olması beklentisiyle açılan bir işlem size anında psikolojik sorumluluk yüklüyor. İşin içine psikolojiniz ve beklentileriniz giriyor. Bu da sizlerin “risk” algınızı bozuyor. Çünkü, ister istemez, çocukluğumuzdan beri “güvenli” düşünce kalıplarıyla yaşamaya alıştırılmışız. Hayatımız boyunca riskten kaçmaya, kendimizi güvende hissetmeye, sorunsuz yaşamaya, para kaybetmemeye odaklanmışız. Böyle eğitilmişiz.

Anne/babamızın “sigortalı bir iş bul, çalış yavrum” cümlesindeki tavsiyeyle büyütülmüşüz. Bizden “risk almamız ve risk yönetmemiz” beklenmemiş. Tam tersine, olabilecek en güvenli, en sorunsuz şekilde büyümemiz ve yaşamamız beklenmiş. Hayatımızda sürprize hiç yer ayırmamışız. Bilinçaltı bu şekilde kurgulanan bir insan bilgisayarın başına oturuyor ve hırsla, birden bire binlerce TL ile boyundan büyük riskler almaya başlıyor. Hesapta eksi bakiyeyi gördüğü zaman ise panik halde “ne yapacağım” diye düşünmeye başlıyor. Bu büyük bir içsel savaş aslında. Çünkü piyasa tamamen bir “sürekli belirsizlik” şeklinde akıyor. Tam aksine, biz de çocukluktan beri “belirsizlikten” kaçmaya eğitilmişiz. Belirsizlik bizi hep yıpratmıştır. İş mülakatının sonucunu beklediğimizde, telefon çalmadıkça tedirgin oluruz. “acaba olmadı mı” deriz veya sevgili olmak istediğimiz kişinin cevabı geciktikçe korkar, tedirgin olur, heyecanlanırız. Bunalıma gireriz. Bu belirsiz bekleme halinden hoşlanmayız. Halbuki piyasaya her defasında “gel sevgili olalım” dersin ve piyasa hiç bir zaman sana net cevap vermez. Piyasaya her defasında “gel beraber iş kuralım, ortak olalım” dersin, piyasa hiç bir zaman kesin cevap vermez. Piyasanın olayı zaten kesin cevap vermemesidir. Bunu anlamalı, buna göre işlem yapmalısınız. Piyasanın sürekli belirsizliğiyle bir şekilde dost olmalısınız.

Şunu unutmayın, Piyasanın en acı veren, en duvar gibi, en sert gerçeği şudur: AÇTIĞINIZ HİÇ BİR POZİSYONUN SONUCU NET DEĞİLDİR. Bu belirsizliği tamamen kabul etmeden ilerlemeniz imkansızdır. Çünkü bunu kabul etmezseniz, psikolojinizi manipülasyona açık hale getirirsiniz. Peki ne yapmalı? Pozisyonlarınıza her türlü inanıştan, beklentiden ve duygudan bağımsız bir şekilde karar vermelisiniz. Ancak, sorun şu: bu sizi aşırı bir rahatlığa sevk edebilir. Bu rahatlık da sizin düşmanınızdır. Bu yüzden, kendinizi kontrol edecek bir sistem kurmalısınız.

Şimdi şöyle düşünün. Bir işte çalışıyorsunuz, mesai başlangıcı saat 09:00. Siz işe kaç gün üst üste 11’de gelebilirsiniz? Fazla şansınız yok değil mi? İşten atılırsınız. Veya evliyken istediğiniz gibi eski sevgililerinizle görüşebilir misiniz? Hayır. Evliliğiniz biter. Okula istediğiniz kıyafetle gidebilir misiniz? Hayır. Belli başlı kuralları vardır kıyafetlerin. Ne giyeceğiniz bellidir. Bu yukarıda saydığım tüm kurallar bir üst otorite tarafından, sizin mutlaka uymanız koşuluyla koyulmuştur. Siz de çoğuna uyarsınız. Uymak zorundasınızdır.

Ancak trading’de bu iş böyle değildir. Trading’de başkasının, bir üst otoritenin zorunlu olarak koyduğu kurallara değil, kendi koyduğunuz ve istediğiniz zaman esnetebileceğiniz kurallara uymak zorundasınız. Sorunlardan biri, belki de en önemlisi aslında budur. Çünkü, esasen burada, patron yok, bordro yok, müdür yok. Biz kendi işimizin, kendi kararlarımızın patronuyuz. Performansımıza göre para kazanıyoruz. Ancak bu algıyla, bu beklentiyle girdiğimiz trade işi, bizden, kendi kendimize uymamız gereken kurallar belirlememizi istiyor.

Bu aslında çok çetin bir çelişki çünkü hepimiz Trading’i bize verdiği özgürlük hissi için de seviyoruz. Bunun üstesinden gelmek hem kolay, hem de bir o kadar zor. Çok basit şekilde bu kuralları koyun, yazılı bir şekilde altına imzanızı atın ve bu kurallara UYUN. Kolay mı? Değil tabi. Ama özgürlüğümüz için yaptığımız bu iş, kendi özgürlüğümüzü kendimizin kısıtladığı bir kurallar bütününü görünce başarı vaadediyor bize. Bu çelişkiyi iyi yöneten, anlayan ve uygulayan Trader kazanıyor. Gerisi kazanamıyor ve eleniyor.

Üstelik mücadele etmemiz gereken sıkıntılar yukarıdakilerle de sınırlı değil. Bir taraftan da psikolojimizin bizi sürekli koruyor ve sadece LEHİMİZE olan, İŞİMİZE YARAYAN gerçekleri gösteriyor. Çünkü bilinçaltımız, bilinçli veya değil, bizi sürekli korumakla mükellef. Kararlarımızı geçmiş tecrübelerimizle ve öğrendiklerimizle veriyoruz ve pozitif bir beklentiyle ilerliyoruz. Yani, kararlarımızın doğru olmasını umuyor ve bekliyoruz. Ancak bu beklenti artık bizi tarafsızlıktan çıkartıyor, nötr olamıyoruz. Çünkü beklentiler devrede.

Biz tarafsız olmadığımız için, pozitif bir sonuç beklediğimiz için de psikolojik kalkanlarımız devreye giriyor ve bizi sürekli acı gerçeklerden korumaya çalışıyor. Piyasanın beklentimizin dışında hareket etmesi bizi psikolojik açıdan korunmaya muhtaç bir hale getiriyor. Çünkü en nihayetinde beynimiz ve aklımız bizi hem fiziki, hem de psikolojik açıdan korumak için çalışır. Bu acıdan korunma kalkanı beynimizde sürekli aktiftir. Zihnimiz bizi acıdan korumak için bizi sürekli bize en az acı veren veya acı vermeyen tarafa doğru sürükler.

Aslında gerçeklik oradadır, o trend kırılmıştır, yükseliş bitmiştir ama bilinçaltımız bu gerçekliği görmekten kaçınır çünkü bizi acıdan koruyabilmek için bize hep olumlu şeyleri gösterir. Aşağıda 200 günlük HO var deriz, onun altında fibo 0.76 düzeltmesi var deriz. Hep gerçekten kaçırılırız çünkü bilinçaltımız bizi korkudan uzaklaştırmak için sürekli çalışır. Bunların hepsini, trendin kırıldığını, yükselişin bittiği sadece pozisyonu kapattığımızda görebiliriz. Çünkü acı sonlanmıştır, bilinçaltının sizi acıdan kaçırma görevi bitmiştir.

Bununla mücadele edebilmek için, yine en başta yazdığım gibi, bu işin bir olasılık hesabı olduğunu, verilen kararın doğru veya yanlış olmadığını, yüksek ihtimalle gerçekleşebilecek ve düşük ihtimalle gerçekleşmeyecek senaryolar olduğunu anlamalıyız. Ancak bu bakış açısı bizi nötrler. Evet kolay değil, evet belli bir zaman ve tecrübe gerekiyor ancak ne kadar hızlı sürede bu gerçeklikle dost olur ve uygularsak, o kadar hızlı bir şekilde başarıya ulaşabiliriz.

Dostlar, yine yazmaya daldım, yazı uzadı. Yukarıdaki kısım, bu kitabın bir kısmının özeti, anlatmaya çalıştığı şeyleri yazdım ancak bir bu kadar daha var. Çok da uzatmak istemiyorum. Buraya kadar yazdıklarım da size yeni bir pencere açmıştır diye düşünüyorum. Eğer çok talep gelirse belki kitabın geri kalan kısmının da anlatmaya çalıştıklarını, kendi tecrübelerimle harmanlayıp yazarım. Buraya kadar okuduğunuz için çok teşekkürler, bir başka yazıda tekrar görüşmek üzere, iyi akşamlar.

Print Friendly, PDF & Email
Yazılarımı Aşağıdaki Butonları Kullanarak Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz:

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

15 Comments on “En İyi Trade Psikolojisi Kitaplarından Biri – Trading in the Zone’u Anlatıyorum”

  1. Hocam merhaba yazılarınızı ilgi ile takip ediyorum. Yalnız sizi eleştirmeden edemeyeceğim. Lütfen yazıları daha sık yazını selamlar 😀

  2. Sitenizdeki tüm yazıları severek takip ediyorum. Hepsi birbirinden sade ve bir o kadar eğitici. Emeğinize sağlık. TEŞEKKÜRLER.

  3. Hocam selamlar, farkında olarak yada olmayarak (çok önemli değil) beyinde yer alan amigdala’nın işlevini anlattınız tamamen… Beyin ile ilgili aldıgım bir eğitimde sürekli olarak yukarıda anlattıklarınız biraz daha bilimsel anlatıldı. Özetle; insanoğlunun varlığını taşdevrinden beri sağlayan amigdaladır, çünkü tehlike görüldü- kaç komutunu bu kısım vermiştir hep. Dolayısıyla robot gibi değilde korku duygusuyla tepki veren bu kısım insanlığın varoluşunun yegane sebebidir. Bir dinazorla karşılaşan insanda amigdala olmasaydı, hımm güzel bir hayvan inceleyeyim biraz, yada direkt temasa geçeyim gibi duygusuz tepkiler olabilirdi, dolayısıyla ölüm kaçınılmaz olacaktı. Fakat amigdala hep korku uyarıcısıdır, kesindir nettir. Afrikada aslan gördüğünüzde kaç komutunu koşulsuz yöneten kısımdır, evrilmemiştir değişmemiştir bu kısım. Trafikte karşıdan karşıya geçerkende sürekli aktiftir…

  4. Harikasın dostum.İkinci bölümü de sabırsızlıkla bekliyoruz.Başarılarının devamını diliyorum.

  5. Merhaba. Ben geçen yılın sonlarında tanışmıştım sitenizle. Özel bir okulda İngilizce öğretmeniyim. Yıllardır borsa ile ilgili kitaplar okurum. Bu yılki hedefim okullar kapandıktan sonra, öğretmenliği bırakıp trader olmaktı. Geçen yılın sonunda 70,000 TL ile öylesine işlemlere başladım (okuldaki boş derslerimde). Yaklaşık 1 ay içinde 4,000 TL kadar para kazandım. Yanlış hatırlamıyorsam Şubat ayı idi, bütün paramla bir hisse aldım 128,5 TL’den. Tam ben aldıktan sonra ülkemizde Covid vakaları artmaya başladı, okullar kapandı 16 Martta. Benim kağıt düştükçe düşüyordu. O zaman o paraya ihtiyacım olmadığı için çok önemsemedim. Kağıt 90 liralara geldiğinde(tam emin değilim) ortalamayı düşürmek için 30,000 TL’lik daha alım yaptım. Şu andaki ortalamam 118,5 TL. Her gün zarar artıyordu. İlk başlarda zor geliyordu, ama sonra alıştım. Hisse 65 TL’ye kadar düştü. Keşke biraz daha param olsaydı dedim kendi kendime. Biraz daha hisse alıp ortalamayı bayağı düşürürdüm. Hesapta -45,000 TL’yi gördüğümü hatırlıyorum, artık gayet normaldi, hiç canım falan sıkılmıyordu. Çünkü kısa bir süre sonra tekrar yükseleceğini adım gibi biliyordum. Geçen hafta, zararım -45,000’lerden, -7,000 TL’lere kadar geriledi. Hala sabırla bekliyorum. Ben hisseyi aldığımda yabancı oranı %65’lerde falandı, sonra %33’lere kadar indi. Son bir iki haftadır yabancılar yine gelmeye başladı ve hisse yeniden yükselişe geçti ve 110 TL’yi gördü geçen hafta. Yakında kara geçeceğimi tahmin ediyorum.

    1. Arkadaşlar kusura bakmayın, yazımı 2. defa gönderdim. İlk yazımda 2 yerde kelimeler eksik kalmış. Sonra, hisse adı vermesemiydim acaba diye düşündüm, ama 3. defa göndermek istemedim. Yani bu benim hikayem, kimseye alın veya satın demiyorum yanlış anlaşılmasın. Bakarsınız buralardan tekrar düşüşe geçer. Sevgili Admin düzeltme yapabiliyorsanız, Tüpraş yerine “bir hisse” yazabilir misiniz acaba?

  6. Sevgili / yüreği güzel kardeşim,
    ilgi ve büyük bir mutlulukla takip ediyorum sizi.
    Bilinçlendirme tutkunuz, ölü toprağını kaldırma arzunuz, ‘kendi kendine yetebilme ‘hissiyatında ki mutluluğu, aşılama çabanız ve en önemlisi de, paylaşma arzunuz için yürekten tebrik ediyorum sizi. Sonsuz teşekkürler.

  7. Elinize sağlık. Çok teşekkürler. Devamını da bekliyorum. Bence başladığınız işi tamamlayın 😉
    Çünkü gerçekten iyi yapıyorsunuz.
    Başarılarınızın devamını dilerim.

  8. Merhaba yazılarınız çok faydalı oluyor emeğinize sağlık bu kitabın özeti de çok yararlı olmuş çok teşekkürler umarım devamını da yazarsınız

  9. Merhaba, emeğinize sağlık. Teşekkür ederim.
    Bu kitabı nereden alabiliriz. Türkçesi yok zaten sanırım. İngilizcesi de olur.

  10. hocam bu ne güzel bir site ya görünce gözlerime inanamadım hazine değerinde bilgiler içeriyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir