Bir Trader’ın Kafa Bulanıklığı: DEĞERLEME Mevzusu

Dostlar herkese merhaba. Bugün biraz farklı bir mevzuya gireceğim, daha önce bir Trader açısından çok ele alınmamış bir konuyu yazacağım sizlere: DEĞERLEME. Yazımın başlığını görmüşsünüzdür, Temelcilerden farklı olarak, Teknik bir Trader için bu değerleme mevzusunun bir kafa bulanıklığı olduğunu ve fiyatı objektif ve tarafsız bir şekilde ele almanızın önündeki en büyük engellerden biri olduğunu düşünüyorum. Başlayalım bakalım neler anlatacağız.

Biliyorsunuz, değerleme bir ürünün İDEALDEKİ fiyatını belirlemek için kullanılan bir terim. Yani, şu anki mevcut pazarda, mevcut alıcı ve satıcının anlık olarak anlaştığı ve el sıkıştığı fiyattan biraz daha farklı bir mevzu. Bir ürünün şu anki anlık el değiştirme bedeline, yani satıcının o ürünü satmayı, alıcının o ürünü almayı kabul ettiği bedele FİYAT deniyor. DEĞERLEME ise, bir ürünün İDEAL bedelini gösteriyor. Yani, değerleme her zaman fiyatla aynı olmayabiliyor.

Hatta çoğu zaman, “fiyat eşit değildir değerleme” mevzusu geçerli. Neden? Çünkü değerleme daha geniş ve duygulardan arındırılmış bir gelecek tasavvuruyken, fiyat daha anlık, belki saniyelik bir “satın alma”/”satma” bedelidir. Dolayısıyla FİYATIN içinde o an yönetmeyi beceremediğimiz bir sürü duygu da mevcuttur. Örneklerle gidelim. Mesela borsadayız, elimizde sallıyorum Ereğli var. O gün de devasa bir düşüş var ve gittikçe derinleşiyor. Bu size bir korku pompalıyor değil mi? Tedirgin oluyorsunuz. Düşüşün korkusuyla, elinizdeki Ereğli hissesini normalde satmak istemediğiniz kadar düşük bedele satmaya razı oluyorsunuz. Karşınızdaki alıcı ise, tam tersi, elinde Ereğli yokken bu düşüşü fırsat biliyor ve normalde daha fazla verebileceği bedelden daha ucuza Ereğli almanın coşkusunu yaşıyor.

Yani, Ereğli’nin bir adet hissesinin kafanızdaki değeri 20TL iken, büyük düşüşlerde o korkuyla mesela 6TL’den satmak zorunda kalıyorsunuz çünkü daha da düşeceğinden korkuyorsunuz. Veya maliyetiniz 8TL iken daha fazla zarar etmek istemiyorsunuz vesaire.

Ya da bu sert ve keskin düşüşler risk algınızı genişletiyor, normalde 10 birim alacakken, biraz daha para bulup 20-30 birim alıyorsunuz. Neden? Çünkü coşkulusunuz, fiyatın bu seviyelerini fırsat görüyor ve para kazanmayı umut ediyorsunuz. Bu fiyattan bu ürünü aldığınız için MUTLUSUNUZ. İyi bir alışveriş yaptığınızı düşünüyorsunuz. Dolayısıyla daha çok mal almaya meyillisiniz. İşte, fiyatı hep bu tarz duygular oluşturuyor, özellikle borsa gibi milyonlarca alıcı ve satıcının olduğu bu ortamda fiyat hep değişiyor.

Peki bir Trader için bu değerleme nedir? Ne kadar gereklidir? Çok net söyleyeyim, değerleme mevzusu bir trader’ın katilidir. Kafa bulanıklığıdır. Bir Trader için değerleme diye bir mevzu yoktur, olmaması gerekir.

Çok iyi hatırlıyorum bundan 4-5 hafta önce Bitcoin’in fiyatının 30-35k’lara düşebileceğini söylemek küfür etmekle eş değerdi. Kimse buna inanmıyordu, inanmak istemiyordu. Kriptolardaki boğa koşusunun en coşkulu dönemleriydi. Bizim Atölye’nin telegram grubunda bile 30-35k’ların imkansız olduğunu düşünen sevgili dostlarımız vardı. Halbuki ben haftalardır dalga yapısının bozulduğundan, artık yükseliş değil düşüş beklememiz gerektiğinden bahsediyordum. Sonuçta mevzu fazla uzamadı, 30k’lar görüldü. Peki sizce “bitcoinin fiyatı kesinlikle 30k’lara düşemez, geleceğin parası, mükemmel bir inovasyon, harika bir teknoloji” diyen bir Trader ne yaptı sizce? Piyasayla, fiyatla savaştı, belki gördüğü her destekte long pozisyon açtı.

Tüm bu kafasındaki değerleme mevzusundan dolayı, kendini “fiyat sürekli yükselecek, bu düşüşler geçici” mevzusuna koşulladı. Bir nevi “buy the dips” yaptı. Peki bu diplerin geçici dipler olduğunu nereden biliyordu? Bilmiyordu, ancak inanıyordu. İşte o kafada yaptığı bitcoin değerlemesi, yani bitcoinin muhteşem teknolojisinden dolayı fiyatının sürekli yükseleceği algısı, 100.000$ hedefi, “30k$’lara düşmez, düşemez” yanılgısı onu fiyatın derin bir şekilde düşmeyeceğine inandırmıştı.

Halbuki hep ne diyoruz? “anything can happen” diyoruz değil mi? Mark Douglas’ın cümlesidir. Çoğunuza belki basit geliyor bu cümle ancak finansal piyasaların en derin cümlesidir. Neden derindir, çünkü piyasada hiç bir şeyin tahmin edilemeyeceğinin altını çizer. Çünkü piyasayı tamamen insanı duygular yönlendirir, fiyatı tamamen insanı duygular oluşturur ve biz ölümlüler, çılgınlığın, coşkunun veya paniğin ne zaman biteceğini bilemeyiz. Hani Keynes’in ünlü cümlesi vardır ya, der ki:

“Piyasalar senin mantıklı kalabileceğinden çok daha uzun bir süre mantıksız hareket edebilir.” Yani, bir satış dalgası diğer bir satış dalgasını tetikler, “bu kadar da düşmez ya” dediğin yerden bir posta daha düşer fiyat. Bunu tahmin edebilir misin? Edemezsin, tahmin edemediğin için kafanda bir ürünün değerlemesini yapmak, “buradan daha fazla düşemez” ya da “buradan daha fazla çıkamaz” demek bir Trader için kafa bulanıklığından başka bir şey değildir.

Bir trader, bir ürüne değerleme fiyatı vererek kendini ve duygularını sınırlayamaz. Çünkü onun için ürün diye bir şey yoktur. Onun için fiyat diye bir şey vardır. Fiyata ucuz veya pahalı diyemez. Fiyat onun için ya düşüyor, ya da yükseliyordur. Sadece buna göre trade edilir.

Esasında Price Action dediğimiz disiplin budur. Price Action, fiyatın tamamen insanı duygular tarafından oluşturulduğuna ve dolayısıyla tahmin edilemez olduğuna, sadece takip edilebilir olduğuna kanaat getiren bir disiplindir. Price Action ile trade eden bir Trader fiyatın ileride ne olacağıyla ilgilenmez, geleceği tahminlemez, her şeyin her an olabileceğini ve bu işin tamamen bir olasılıklar matematiği olduğunu bilir, ona göre hareket eder.

Onun için doğru veya yanlış bir pozisyon yoktur. Düşük olasılık ve yüksek olasılık vardır. En ideal senaryoda bile düşük senaryo çalışabilir ve fiyat aleyhinize ilerleyebilir. Bu konu o kadar derya deniz ki, yaz yaz bitmez, uzatmadan şöyle bağlayayım:

İyi bir trader olmak istiyorsanız, ürünün değeriyle, geçmişiyle, geleceğiyle, potansiyeliyle, teknolojisiyle ilgilenmemeniz gerekiyor. Tek bilmeniz gereken o ürünün geçmiş fiyat hareketleri ve güncel fiyatıdır. Kendinizi her türlü değerlemeden sıyırmanız ve fiyatın her an her hareketi yapabileceğini bilmeniz gerekiyor. Fiyat “buradan da yükselmez” dediğiniz yerden yükselip 2’ye katlanabilir, “daha da düşmez” dediğiniz yerden %50 düşebilir.

Bunu unutmayın ve buna göre trade edin. Kafanızı bulanıklaştırmayın, olabilecek en az soruyu sorun, en az teknik gerekçeden sinyal alın ve en basit şekilde fiyatı takip edin. Herkese bol kazançlar dostlar, görüşmek üzere, iyi akşamlar.

Print Friendly, PDF & Email
Yazılarımı Aşağıdaki Butonları Kullanarak Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz:

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

One Comment on “Bir Trader’ın Kafa Bulanıklığı: DEĞERLEME Mevzusu”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir