Bir Borsa Spekülatörünün Anıları Kitabına Yakından Bir Bakış

Arkadaşlarım, dostlarım, herkese merhaba. Sitenin ilk başlangıçta en hevesle kurguladığım ancak yola çıktıktan sonra içini aynı hevesle dolduramadığım kısmı “Kitap Tavsiyeleri” idi. Aslında, okuduğum ve buraya tavsiye olarak yazacağım onlarca kitap varken, buraya bir türlü gerekli ilgiyi gösteremedim. Bunun bir nedeni, okuduğum çoğu kitabın İngilizce olması ve takipçilerimin önemli bir kısmının İngilizce’sinin kitap okuyacak yeterlilikte olmamasıydı. Türkçe okuyup da burada önerebileceğim kitap sayısı oldukça azdı, dolayısıyla orada bir çıkmaza girmiştim. Ancak, şimdi hem bilgilerimi tazelemek hem de buraya içerik olarak girebilmek için, Türkçesi mevcut borsa kitaplarını tekrar okumaya başladım. İlk olarak da “Bir Borsa Spekülatörünün Anıları” kitabını tekrar okudum. Şimdi sizlere bu kitabın kapsamlı bir tanıtımını yapacağım. Başlayalım.

Kitabın kapağı yukarıdaki gibi. Elimdeki kitap 2017 basımı. Bu kitap muhtemelen yazılmış en eski borsa kitaplarından birisi. İlk baskısı 1923’te çıkmış. Aşağı yukarı 100 yıl önce. Yazarı Edvin Lefevre, ancak kitap borsa efsanesi Jesse Livermore’un ağzından kendi hayatını anlatıyor. Türkçe’ye çevirisini Şehnaz Tahir yapmış. Öncelikle, Şehnaz Hanım’a @sehnaz_tahir bir teşekkür etmek istiyorum. Çeviri başlı başına zor bir işken, bu tarz yarı-teknik kitapları çevirmek çok zordur, çok fazla terim vardır. Çevirmen genelde kaybolur cümleler arasında. Ancak bu kitabın çevirisi tek kelimeyle mükemmel.

Kitabı bitirdiğinizde, tam 100 yıl önce yazıldığına inanamayacaksınız. Çünkü, teknolojik gelişmeler dışındaki her şey şu anki dünya borsalarında yaşanan tüm olaylarla birebir aynı. Tek fark, o zamanlar manuel yapılan her şey otomatikleşmiş. Ancak insan hala aynı insan. Yine açgözlü, yine hırslı, yine korkak, yine hevesli, yine duygusal, yine amatör, yine yetenek değil para peşinde. E, borsalardaki tüm dalgalanmaların büyük kısmı insan psikolojisini yansıttığına göre, ne değişmiş olabilir ki?

O zamanlar da kolay para peşinde koşan çaylaklar, onlara mal yığan spekler, hisselerini yükseltip boşaltmak isteyen patronlar, tüyo satan ayaklı gazeteler, stoploss yapamayıp servet kaybeden para babaları, servet yapan profesyonel traderlar varmış. Hala var. Zaten aşağıda paylaşacağım alıntılardan da anlayacaksınız borsada hiç bir şeyin değişmediğini. Yani, kitap hiç de 100 yıl önce yazılmış gibi değil. Mesela, size ne yazmıştım? “sürekli işlem yapma isteği, başarılı Trader’ın katilidir” yazmıştım. İşte Livermore da bunu diyor:

Wall Street ‘te kaybedenlerle kazananları ayıran şey budur. Wall Street aptalları, her zaman bir şeyler alıp satması gerektiğini düşünür. Hiç kimse her gün durmadan hisse alıp satıp para kazanacak kadar şansa ya da bilgiye sahip olamaz.

Bir Borsa Spekülatörünün Anıları

Mesela, hep eleştirdiğim bir bakış açısı vardı, hatırlarsınız. “yeter, benden alan da kazansın, eldeki kuş, daldaki kuştan iyidir” cümleleri hep olası kazançlarınızı sınırlar diyordum. Koşan attan inilmez diyordum. Livermore’un bu konuyla ilgili güzel bir cümlesi var, buyrun:

İnsanlar kazançları cebe atarak fakirleşmez derler doğru, ama insanlar fiyatı sürekli yükselen hisselerden erken inerek de zengin olmaz.

Bir Borsa Spekülatörünün Anıları

Jesse Livermore, bu bir önceki tweette yazdığım bakış açısını, şu önemli ve ünlü deyişinin olduğu güzel paragrafla da tamamlıyor. En fazla kar edilecek zamanda sürekli al sat yapan çok trader tanıdım diyor. Doğru pozisyonda sabretmek zordur ama para da oradadır diyor.

Ben düşündüğüm şeyler sayesinde zengin olmadım. Ben oturarak zengin oldum. Anlatabildim mi? Pozisyonda sıkı sıkı oturarak. Kolay olan yükselecek veya düşecek demektir. Ancak en fazla kar edilecek zamanda al sat yapan bir çok kişi tanıdım. Bu kişiler bir türlü zengin olamadı. Hem doğru tahminlerde bulunan hem de sabırla yerinde oturmasını bilen insanlar ender bulunur. Bunu öğrenmesi kolay değildir. Ama borsada para kazanmanın tek yolu bu beceriyi edinmektir. 

Bir Borsa Spekülatörünün Anıları

Kitapta en sevdiğim kısımlardan bazıları, duygularla piyasa gerçeklerini ayırt etmenizi salık veren kısımlar. Burada Livermore güzel bir benzetmeyle, beklentilerle gerçekleri birbirinden ayırmamız gerektiğini, duygularımızla trade etmememiz gerektiğini anlatmış, buyrun:

Oysa akıllı zannettiğiniz bir çok yatırımcı sırf elinde hisse senedi var diye borsanın yükseleceğini iddia eder. Ben elimdeki hisse senetlerinin ya da bir takım hırslarımın önemli kararlarımı etkilemesine izin vermem. O yüzden ben hiçbir zaman borsayla kavgaya tutuşmam. Borsa en beklemediğiniz anda üstelik de sizin mantığınıza ters bir biçimde hareket etti diye ona kızmak zatürre oldunuz diye akciğerlerinize kızmaya benzer. 

Bir Borsa Spekülatörünün Anıları

Tabi, duyguları oyun dışı bırakmak, varsayımları da oyun dışı bırakıyor. “buralar dip olabilir, çok düştü, alayım biraz” varsayımı size çok para kaybettirebilir. Mesela tam da bu günlerde “çok yükseldi endeks, yavaştan short açayım” diyen shortçuların düştüğü duruma bakın.

Bugüne kadar sırf hisse senetleri ucuz görünüyor diye alım yapan ya da pahalı görünüyor diye satanlar milyonlarca dolar kaybettiler.

Bir Borsa Spekülatörünün Anıları

Fiyat dışında hiç bir şeyle ilgilenmeyin. Neden düştü, neden yükseldi, yabancı çıkıyor, ekonomi kötü, hisse çok potansiyelli, hisse çok batık vesaire vesaire. Hepsi fiyatın içinde. Fiyatı takip eden, daha az pişman olur. Şöyle demiş Livermore:

Trader’ın işi borsadan para kazanmaktır. Fiyatlarla inatlaşarak mutlaka kendi düşündüğü yönde seyretmelerini sağlamak değil. Asla fiyatla kavga etmeyin ya da fiyatların neden şu ya da bu düzeyde olduğunu sorgulamaya çalışmayın. Borsada pişmanlıkların temettüsü yoktur.

Bir Borsa Spekülatörünün Anıları

Ali Perşembe’nin kitaplarında ve seminerlerinde çok söylediği bir cümle vardır, “zararım büyümesin diye umut etmek yerine korkmalı, ya dönerse diye korkmak yerine umut etmeli” der. İşte Livermore bunu çok çok iyi özetlemiş:

Bir Trader’ın en büyük düşmanı kendi içindedir. Umut ve korku insanın ayrılmaz bir parçasıdır. Borsada kaybetmeye başladığınızda hep “yarın hissem yükselecek, zararım azalacak” diye umut eder, borsada kazanmaya başlayınca da “ya yarın hisse düşer de kazancım giderse” diye korkarsınız. Başarılı bir borsacı bu iki güçlü duyguyla savaşmalı, bu iki duyguyu tersine çevirmelidir. Umut etmek yerine korkmalı, korkmak yerine umut etmelidir. Zararın daha da büyümesinden korkmalı, karların daha da artmasını ummalıdır. Ancak ortalama bir insan bunun tam tersini yapar. Ve bu yaklaşım borsayı tehlikeli bir kumara döndürür.

Bir Borsa Spekülatörünün Anıları

Son yazımda size, “para kazanmak için değil, yetenek kazanmak için trade edin” demiştim hatırlıyor musunuz? O şunu kazanmış, bu daha uzağa işer, şu daha başarılı. Geçin hepsini, kulaklarınızı tıkayın. Parayı köşeye bırakın. Yetenek kazanın. Para yeteneğe gelir zaten.

Amatörler kendi çabalarını yüzeysel bir bakış açısı ile değerlendirir. Amatörün egosu ilk fırsatta araya girer, derinlemesine ve kapsamlı düşünmesini engeller. Profesyonel ise parayı düşünmeden doğru şeyi yapmakla ilgilidir, çünkü doğru hareket ettiği anda paranın kendiliğinden geleceğini bilir. Bir borsacı oyunu profesyonel bir satranç oyuncusu gibi oynar yani dikkatini ilk hamleye değil oyuna odaklar. Bu oyun tarzı bir alışkanlık halini alır.

Bir Borsa Spekülatörünün Anıları

Livermore’un yukarıdaki tweetle bağlantılı harika bir paragrafı daha var. Borsa sizin hayallerinizi gerçekleştirebilir evet, ama hayallerim gerçekleşsin diye buradaysanız, beklentileriniz kararlarınızı etkiler, sizi zayıflatır. Borsa önce yeteneğe para öder. Okuyun:

Wall Street’te bir araba, bir bilezik, motorlu bir tekne ya da bir ev almak için borsada oynayıp da kaybetmeyen tek bir insan bile bulamazsınız.  Borsanın yatırımcılardan esirgediği doğum günü hediyeleri paralarını toplasak dev bir hastane kurulabilir. Wall Street’te en uğursuz gelen şey borsayı istediğiniz şeyleri size getirecek bir masal perisi gibi görmektir derler.

Bir Borsa Spekülatörünün Anıları

Eğer köşede, ihtiyacınız olmayan bir parayla trade etmezseniz, o paraya ihtiyacınız olunca eliniz ayağınıza dolaşır. Borsa’dan başka bir şeye yatırmak üzere para kazanmak isterseniz, gereksiz risk alırsınız. Dünkü AES Petrol Fonu tweetlerimi hatırlayın:

İnsan bir ihtiyaç için borsadan para kazanmaya çalışırsa ne yapar? Kendini umuda kaptırır. Kumar oynar. Bu yüzden, normal zamanlarda zekasını kullanarak trade ederken almayacağı risklere atar kendini ve soğukkanlılıkla borsanın genel koşullarının incelenmesi gerektiğini unutur. Bir kere hemen kar etmek ister. Bekleyecek zamanı yoktur. Borsa hemen yüzüne gülmelidir. Birçokları bu tür işlemlerde binlerce dolar kaybetmiştir. Özellikle de borsa yükselirken aniden ufak bir düşüşle karşılaşınca hemen paniğe kapılırlar. Borsada böyle kar edilmez.

Bir Borsa Spekülatörünün Anıları

Son olarak, tatlı tatlı atıştığımız day trade vs. swing trade rekabeti hakkında Jesse Livermore şöyle demiş:

Fiyatın bir kaç saat içinde hangi düzeye geleceğini tahmin etmek yerine, uzun vadede izleyeceği yönü kestirmenin daha karlı olduğunu anlamam yıllarımı aldı. 

Bir Borsa Spekülatörünün Anıları

Dostlar, çok uzatmayayım, inanın ki en az bu kadar daha alıntı var bir köşeye yazdığım. Siz de hak verirsiniz ki, 1900’lerin başında ne anlatılmışsa, halen geçerli tüm cümleler. Ben bu kitabı edinmenizi ve satır satır, yavaşça okumanızı öneririm. Mutlaka her kitaplıkta olmalı. Kitap uzun süredir tükenmişti ancak geçen hafta sanırım yeni basımı yapıldı, şu an bulunabiliyor. Okursanız yararını göreceğinizi düşünüyorum. Herkese iyi akşamlar, selamlar.

Not: Yazılarımın size bir şeyler kattığını düşünüyorsanız, lütfen aşağıdaki sosyal medya butonlarını kullanarak arkadaşlarınızla paylaşın. Ek olarak, destek olmak isteyenler toz almayı da unutmasın dostlar. Toz Almak da Nedir? diyorsanız, Twitter’dan DM atabilirsiniz.

Print Friendly, PDF & Email

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

4 Comments on “Bir Borsa Spekülatörünün Anıları Kitabına Yakından Bir Bakış”

  1. Yazılarınız büyük keyifle okunuyor hocam, bu da onlardan biri olmuş. Maalesef kitap okuma alışkanlığı olmayan bir ülkeyiz, umarım en kısa sürede alıp okumaya başlarım. Teşekkürler.

  2. Daha önce de söyledim, şimdi de söylüyorum. Borsada geçirdiğim yılların bana kazandırdığı deneyim, insanın bazı zamanlar bazı hisse senetlerinde kar edebileceğini ama sürekli olarak borsayı yenmesinin mümkün olmadığını gösterdi. Bir işlemci ne kadar deneyimli olursa olsun, hata yapma olasılığı her zaman vardır. Çünkü spekülasyon, yüzde 100 güvenli olamaz. Wall Street’te çalışan profesyonel borsacılar, insiderlardan gelen tüyolara göre hareket etmenin bir insan için açlıktan, salgın hastalıktan, kıtlıktan, rejim değişikliğinden ya da kazalardan çok daha yıkıcı olduğunu bilir. Ne Wall Street’te ne de başka bir yerde başarıya giden asfalt bir yol yoktur. (Bir Borsa Spekülatörünün Anıları, s. 292-293)

  3. Eğer attığım adım yanlışsa bunun acısını ben çeker, bedelini ben öderim. Kimseye borcum olmaz ve beklemedik aksiliklerle karşılaşmam. Ben kendim öyle istediğim için yalnız çalışıyorum. Ayrıca bu çok daha zekice ve ucuz bir yöntem. Ben kendi zekamı diğer borsacıların zekalarıyla –hiç görmediğim, hiç tanımadığım, ne alıp ne satmaları gerektiği konusunda hiç öneride bulunmadığım, asla tanışmayacak ve konuşmayacağım insanların zekalarıyla- yarıştırmaktan keyif alıyorum. Kar ettiğim zaman kendi fikirlerim sayesinde ederim. Bu fikirleri satmaya ya da başkalarına zorla benimsetmeye çalışmam. Başka türlü kazandığım parayı para saymam. Ben bu oyunu kendi kendime, kendi bildiğim gibi oynamak istiyorum. (Bir Borsa Spekülatörünün Anıları, s. 146)

  4. Bir borsacının yetişmesi tıp eğitimine benzer. Doktor adayının uzun yıllar boyunca çalışarak anatomi, fizyoloji, farmakoloji gibi birçok konuyu öğrenmesi gerekir. Önce işin teorisini kavrar, ondan sonra da hayatını işin uygulanmasına adar. Her tür patolojik olguyu gözlemleyerek bunları sınıflandırır. Tanı koymasını öğrenir. Eğer tanıları doğru çıkarsa –bu da gözlemlerinin eksiksiz olması ile mümkün olur ancak- tedavide de başarılı olacaktır. Ancak her zaman insanın yanılabileceğini ve beklenmedik bazı olayların bunu etkileyebileceğini aklında tutmak zorundadır. Sonra yavaş yavaş deneyim edinir, yalnızca doğru şeyleri yapmasını değil, bunları zamanında yapmasını da öğrenir, öyle ki doktor olmayan insanlar onun bazı içgüdülerini izleyerek hareket ettiğine inanmaya başlar. Oysa doktor bunu otomatik olarak yapmaz. Uzun yıllar boyunca aynı hastalıkla defalarca karşılaştığı ve tanı koyduğu için deneyimlerine dayanarak en uygun tedavi biçimi neyse onu seçer. Bilgilerinizi, yani kitaplardan öğrendiğiniz şeyleri, başkalarına aktarabilirsiniz ama deneyiminizi aktaramazsınız. Bir yatırımcı ne yapması gerektiğini çok iyi bilebilir ama bu bildiğini zamanında uygulamadığı sürece zarar etmekten kurtulamayacaktır. (Bir Borsa Spekülatörünün Anıları, s. 210)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir