Aklımın Akışı – Sayı 12 – İflah Olmaz Bir İyimserlik

%title

Aklımın Akışı
Herkese merhaba. Ben İbrahim Babadağı. Borsanın İzinden‘in kurucusu.

Sizlere her hafta düzenli olarak göndermeyi planladığım “Aklımın Akışı” bülteninin onikinci sayısını okuyorsunuz.

Umarım bu bültenle hafta sonunuza keyifli bir kaç dakika ekleyebilirim. İyi okumalar dilerim.

Bir Öneri: Bildiğiniz gibi, her hafta bültene bir de Müzik bölümü ekliyorum, eğer daha keyifli bir okuma olsun isterseniz, önce Müzik bölümünü okuyup, önerdiğim şarkıları arka planda açarak bülteni okuyabilirsiniz.

Anlatacaklarım

Başarmak İçin Yolu Paylaşmak

%title
Yapılan bir araştırmaya göre eğer planlarını, hedeflerini, ulaşmak istediğin yeri, sorumluluklarını, başarmak istediklerini arkadaşlarınla, eşinle, dostunla, takipçinle, çevrenle net bir şekilde paylaşırsan bu başarıya ulaşma ihtimalin %65 oranında artıyormuş.

Hele ki, bu hedeflerini ve süreçleri paylaştığın kişiler çok yakınındaysa ve onlarla beraber bu hedeflerin üzerinden ara ara geçiyorsan veya onlar herhangi bir aksilikte seni dürtüyorlarsa, başarıya ulaşma şansın %95’e kadar çıkıyormuş.

Bunun reel hayatta binlerce örneği olabilir ancak benim kendi hayatımda buna çok iyi bir örneğim var.

Biliyorsunuz, Atölye’den eğitim alan dostların bulunduğu harika bir Trading Telegram topluluğumuz var.

Ben en başından beri Trading sistemimi açık açık herkese anlattığım için, eğitimlerde bahse konu ettiğim için, Twitter’da sürekli paylaştığım için neredeyse herkes benim nasıl ve hangi şartlarda trade ettiğimi biliyor.

O yüzden, bazen sistem dışı ekstra alımlarda, rutin dışı uygulamalarımda hemen öğrencilerim ve takipçilerim uyarıyor ve “hocam şöyle yapmanız gerekirken böyle yaptınız, sistem dışı bir hareket oldu bu” tarzı cümlelerle beni dürtüyor.

Sırf bu müdahaleye dahil olmamak için ve onlara “kötü örnek” oluşturmamak için çoğu zaman aklıma gelen tüm “yan yolları” silmek zorunda kalıyorum. Bu da beni muhtemelen çok fazla hatadan koruyordur çünkü sistem dışına ne zaman çıksam hata olasılığım artıyor.

Özetle, eğer bir şeyi yapmayı çok istiyorsanız, bu maceraya mesela babanızı, kız/erkek arkadaşınızı, kardeşlerinizi, yakın arkadaşlarınızı da dahil edin.

“Şu tarihe kadar şunu şunu başaracağım, hatta her hafta sana bu konuyla ilgili gelişmeleri anlatacağım” deyin ve bunu yapın.

Sadece bunun sorumluluğu bile sizin ilerleyişinize benzin olacaktır.Ben bunu öğrencilik zamanında ÖSS’ye hazırlanırken de yapmıştım. Her hafta sonu çok yakın arkadaşımla beraber o hafta kaç test çözdüğümüzü, hangi konuları bitirdiğimizi, hangi konularda deneme sınavlarına girdiğimizi ve kaç puan aldığımızı rutin bir şekilde paylaşıyorduk.

Yararı çoktur.

İflah Olmaz Bir İyimserlik

%title
İyimserlik ve hayata olumlu tarafından bakabilme işi doğuştan gelen bir yetkinlik midir yoksa sonradan kazanılabilir bir şey midir tam emin olmamakla birlikte, bu bakış açısıyla doğup büyüyen herkesin çok şanslı olduğunu ve hayatta diğerlerine göre büyük avantaj sağladığını düşünüyorum.

Hayatımın neredeyse tamamında iflah olmaz bir iyimser, şartlardan bağımsız bir motivatör, düştüğü yerden bir avuç toprakla kalkan bir yılmaz oldum.

Bu özelliği ne zaman, nasıl, nerede kazandım hiçbir fikrim yok.

Belki kişilik olarak böyle doğdum, belki sonradan kazandım.

Ancak iyi ki hayatı böyle yaşıyorum.

Hayat hikayemi az çok biliyorsanız, geçmişim de çok rahat değildi. Babam sıfırdan başlayarak, ailecek bizi Türkiye’nin ciddi zenginleri arasına sokan bir şirket kurdu. Fabrikalar, arsalar, evler, tatiller, sınırsız olanak. 

Sonra o şirket aynı hızda battı ve başladığımız yerden çok daha fazla eksiye gittik. Bu sefer icradan satışlar, vergi borçları, hapisler. 

Sonrasında da kişisel hayatımda yaşadığım onca sıkıntı, travmalar, sorunlar.

Ancak her şeye rağmen hayata çok fazla iyimser baktım bu özelliğim sayesinde ne kadar sıfırlanırsam sıfırlanayım, düştüğüm yerden tekrar yeni bir hayat kurmayı becerdim.

İleride düşersem, yine aynısını yapacak güçte olduğuma da inancım sonsuz.

Benim için iyimserlik duygusal bir avuntu değil, rasyonel bir araç, bir hayatta kalma silahı. İyimserlik bir mücadele yöntemi, bir sorun çözme iradesi. İyimserlik bir sağlıklı kalabilme becerisi. İyimserlik insanlık için etik bir tercih, bir toplumsal sorumluluk.

Dünyanın bütün iyimserleri, BİRLEŞİN! 🙂

Okuduklarım

Anılarımla Patronum: Vehbi Koç

%title
Uzun zamandır bu tarz bir anı-biyografi kitabı okumamıştım, babamın eski ofisinin kitaplığında bir sağa bir sola takılırken elime bu kitap geldi, fırsat bu fırsat okumaya başladım.

Okumaya başlamadan önce aşırı kalın, büyük boyutlu ve küçük puntolu bir kitap olduğunu görüp korktum açıkçası. Normal bir kitap okuma zamanından çok daha fazlasını talep ediyordu benden, ancak şimdilik başladığıma pişman değilim.

Ama günler geçmesine rağmen 120-130. sayfaya ancak gelebildim.

Bu hem kendi derdime düştüğümden, hem de kitabın yukarıda bahsettiğim zorluklarından dolayı oldu. Ama şu ana kadar zevkli gittiğini söyleyebilirim.

Kitap Vehbi Koç’un hayatını anlatırken aynı zamanda o dönemin Osmanlı İmparatorluğu – Türkiye Cumhuriyeti geçişini ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan günümüze geçirdiği dönüşümü de anlatıyor.

Ben Vehbi Koç’u kendi kendine sıfırdan, Koç Holding gibi bir efsaneyi kuran, geliştiren ve büyüten biri zannederdim ancak aslında Vehbi Koç, ailesinden dolayı buralara gelmek için çok müsait bir ortamda doğmuş.

Vehbi Koç’un babası önemli bir iş insanı, Koçzade Mustafa Efendi, annesi yine önemli bir iş insanı Kütükçüzade Rıfat Efendilerin kızı Fatma Hanım. Yani Vehbi Koç hali hazırda çok refahlı, çok gelirli, zengin bir ailede dünyaya geliyor. Yazlıkları, kışlıkları var. Evlerinde yardımcıları, aşçıları, bahçıvanları var.

Öyle bir zenginlik ki, Vehbi Koç’un babası Koçzade Mustafa Efendi Hac ziyaretine giderken beline 800 altın sarıyor, bir altın 7 gram, toplam 5.6 kilo altınla HAC ziyaretine gidiyor. Haccı tam 9 ay sürüyor.

Bizim gibi “sıfırdan” refaha, zenginliğe ulaşmaya çalışanlar için bu bilgi (Vehbi Koç’un zaten hali hazırda refahlı bir aileye doğmuş olması bilgisi) moral bozucu olsa da, Vehbi Koç vizyonuyla, iletişim ve gözlem becerisiyle, insan seçme ve kullanmadaki üstün başarısıyla aldığı dükkanı, küçük şirketi şimdilerde ülkenin en büyük lokomotiflerinden biri olan devasa bir Holding’e çeviriyor. Onyıllarca ayakta tutuyor ve attığı temel, holdingi daha da ayakta tutacak.

Kitaptan aldığım bir kaç not:

-Vehbi Koç, 1950’de DP’nin seçim zaferinden sonraki dönemle ilgili şöyle diyor: “1950’de Demokrat Parti iktidara gelmişti. Benim CHP’li olduğumu herkes biliyordu. DP çevreleri bundan rahatsızlık duydu. Yeni hükümet kurulduktan sonra işlerime ait bütün hesaplarımızı, vergi ödemelerimizi incelemeye aldılar. En küçük bir aksaklık bulamayınca, “Vehbi Koç CHP’lidir” diyerek bakanlıkların vasıtalarına bizim benzin istasyonlarından akaryakıt alışını bile durdurmuşlardı. Bunlar yetmiyormuş gibi, 1928 yılından beri başkanlığını yaptığım Ankara Ticaret Odasından beni tasfiye etme kararı almışlardı.

-“Osmanlı İmparatorluğu döneminde ticari faaliyetler ve özellikle dış ticaret, “gayri müslim” unsurların kontrolündeydi. Müslüman tacirler ise ancak “esnaf” büyüklüğünde olmak üzere iç ticaret ile ilgilenebiliyorlardı. 

-1900’lerin başında Osmanlı İmparatorluğunda doksan altı tane anonim şirketi vardır. Bunların sadece ve sadece 2’sinin sahibi Türktür.

-Anadolunun bütün vilayetlerinde olduğu gibi, Ankara’da da ticaret işleri Yahudi, Ermeni ve Rumların elindeydi. Gösterişli evler, büyük dükkanlar hep onlara aitti. 

-Hz. Muhammed: “İnsan ölünce defteri kapanır ancak şu üç şey sevap yazmaya devam eder: sürekliliği olan bir bağış, insanlığın yararlanacağı bir ilimle uğraşmak, ailesine hayır duası getirecek evlatlar yetiştirmek.”

Dinlediklerim

Tayfun Ünlü

%title
Ben dahil ne çok kişi şu grupla ve Tayfun Ünlü denilen önemli bir müzisyenle geç tanıştı. Muhtemelen siz de bu “geç tanışanlardan” biri olacaksınız ve bir kısmınız “keşke daha erken tanışsaymışız” diyeceksiniz.

Ünlü, Tayfun Ünlü isimli bir müzisyenin kurduğu bir Oryantal Rock – Anadolu Rock grubu.

İlk kuruluş Almanya.

Punk grubu olarak kurulmuş.

Türkiye’de patlaması 1996 yılındaki Son Defa albümüyle gerçekleşmiş.

Son Defa albümü, Erkin Koray’ın efsane şarkısı Esterabim ile, daha doğrusu onun sert bir coverıyla başlıyor.

Albümde 1 Sana 1001 Bana, Rüya, Buz ve Ateş gibi efsane şarkılar var. Daha doğrusu, tüm albüm baştan sona efsane.

Mutlaka ve mutlaka dinleyin. Tüm albümün Spotify linki şurada.

Aşağıya da, Son Defa albümünden bir kaç güzel şarkının YouTube videolarını bırakıyorum.
https://www.youtube.com/watch?v=KWmInnE_mTk
https://www.youtube.com/watch?v=aHGLIVn74Lc

Bir Alıntı

“Bir okçu, kazanacağı ödüle odaklandığı anda, artık odaklanması gereken iki şey vardır: ödül ve hedef.”

Borsanın İzinden Tarafındaki Gelişmeler

Borsanın İzinden Atölye’yi açalı 1.5 sene geçti. Bu geçen 1.5 senede o kadar fazla insanın hayatına dokunduk ve o kadar fazla insanın hayatını iyiye doğru taşıdık ki anlatamam. Borsanın İzinden BLOG’a yüklediğim yeni yazıda, Atölye’deki eğitimler sayesinde profesyonel Trader olan ve hayatlarını değiştiren arkadaşların bana attığı bazı mesajları derledim.

Kim bilir belki ileride bu tür mesajları atacak bir başka kişi de sen olacaksın.Okuman ricasıyla linki bırakıyorum:

Borsanın İzinden Atölye’nin Değiştirdiği Hayatlar
Bülten bitti. Sonraki hafta görüşmek üzere.
Print Friendly, PDF & Email
Yazılarımı Aşağıdaki Butonları Kullanarak Arkadaşlarınızla Paylaşabilirsiniz:

Yazar: Borsanın İzinden

Diğer Yazıları

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir